Jump to content
Forumu Destekleyenlere Katılın ×
Paticik Forumları
2000 lerden beri faal olan, çok şukela bir paylaşım platformuyuz. Hoşgeldiniz.

Günlük #14


Öne çıkan mesajlar

Mesaj tarihi: (düzenlendi)

@Sam argümanlarını kısıtlı bir zaman içerisinde yapıyorsun ama konu ölümsüzlük. başta steril dememin sebebi o. netleştirmen gerekir. felsefik olarak bakmak dememin sebebi de verdiğim cevaplar. upuzun yazmışsın loop gibi olmuş, aslında kısacık bir paragrafta öncekilerin tekrarı niteliğinde bir cevap. 

bu yazdıklarının cevapları önceki postta var yani ben de loopa gireceğim yoksa. fazlasıyla kendi ampirik yargılarınla dolu. heryerin acıyla dolduğu bir hayatta ölmeyip acıları seyretmekten zevk almaya çalışacaksan amenna derim fakat onun da sonu var. hatta hissettiğin şeyler bile bir loopu tekrar etmekten ibaret. bugüne kadar bunlardan vazgeçmemen bugün verdiğin bir cevap olabilir en fazla.

şahıslar üzerinden yargıya varamazsın. ben şöyle hiç görmedim ben böyle hiç görmedim diye genelleyip kendi solipsist dünyana kapılıp gidiyorsun. burada kişiler üzerinden konuşmamaya özen gösteriyorum ben. 

verdiğin bir çok örnek bende bir mana teşkil etmiyor. hatta bunu niye diyor ki diye okudum çoğu kısmı. zira dediğin şeylerin cevapları var önceki postta dediğim gibi.

alimlerin, bilgelerin ölmesini israf olarak görmen çok teknokratik bir bakış. evet, bir kütüphanenin yanması gibi üzücü. ama dünya sadece bilgi birikimi ile ilerlemez dünya bakış açısı değişikliği ile ilerler. eğer aristoteles hala yaşıyor olsaydı, muhtemelen bugün hala onun fizik kurallarını tartışıyor olurduk çünkü otoritesi ve 2500 yıllık tecrübesi karşısında kimse yeni bir şey söylemeye cesaret edemezdi. kaldı ki bu kadar zaman düşünceleri dikte eden bir " şahsın " fikrini değiştirebimektense diretmekte mücadele edeceğini düşünüyorum. maks 1 asır yaşamamış insanlar bile bildiklerinden ödün vermiyor. sen de vermiyorsun. öleceğini bilen adam bile bu kadar inada bindirirken hiç ölmeyeceğini bilen adamın umrunda bile olmaz o fikri değiştirmek. aklıma tanrı geliyor nedense bu örnekleri verirken. tanrı da insanın yapamayacağını bildiği idealin yansıması zaten. tanrı bizi suretinden mi yarattı yoksa biz mi suretimizden ona kudret verdik de baş edemeyeceğimiz şeyleri onun üzerine yükledik. ölüm, statükonun temizlikçisidir. yeni nesli  doomscroll nesli diye eleştiriyorsun ama o nesil, senin ve benim kurduğumuz, içine hapsolduğumuz dünyanın bir sonucu. evrim, eskiyi tasfiye etmeden yeniyi iyisiyle kötüsüyle var edemez.

çikolatayı her gün yiyorum ama hala değerli diyorsun. peki bir odada sonsuz çikolata olsa ve başka hiçbir yiyecek olmasa, o çikolata senin için ne kadar sürede bir lanete dönüşür? ölüm de hayatın dışarısıdır. hayatın içindeki her şey, bir gün biteceği gerçeğiyle çevrelendiği için o biriciklik hissini verir. senin verdiğin örneklerde (futbol izlemek, satranç oynamak) hala bitiş düdüğü veya mat var. oyunun kendisi sonlu olduğu için zevkli. sonu gelmeyen bir futbol maçını kimse 1000 yıl izlemez.

Kim bunun otoritesi diye soruyorsun. haklısın, kimse kimseye ölümü dayatmamalı. ama doğa bir otoritedir. yerçekimine karşı özgürlük istemek ne kadar absürtse, entropiye karşı durmak da öyle. Sen aslında ölümsüzlük değil süper-sağlıklı ve çok uzun bir hayat istiyorsun. bunda hemfikiriz. ama benim dediğim felsefi 'sonsuzluk' başka bir canavar. O noktada hormonlar (serotonin, dopamin) bile seni kurtaramaz; çünkü o hormonlar 'hayatta kalma ve üreme' için tasarlanmış geçici ödül mekanizmalarıdır. Sonsuzlukta ödülün bir anlamı kalmaz çünkü varılacak bir 'hedef' yoktur.

bardağın dolu tarafını istemen çok insani. ama o bardak hiç boşalmazsa, içindeki su bir süre sonra bayatlar. ölüm bardağın tazelenmesidir. kime ne faydası oldu? diyorsun ya belki de sadece yer açmaya yarıyordur ve evrenin en büyük yasası budur: yer açmak.

benim temel noktamla senin noktanda uyuşmazlık var. neyse ben de yoruldum zaten sen çok yaşa hatta ölme emi 🙂

he dur ekleme yapayım kısaca. hormonlar senin o yapmak istediğin şeyleri yaptıran şeyler işte. fazlasıyla sature olduğunda anlamsızlaşıyor yapmak istediklerin. detoks önerileri o yüzden. ölümsüz olduğunda hormonlarını bir kenara atmıyorsun senin doğanla birlikte onlar da seninle geliyor. uyku bir detoks, ölüm nihai özgürlük belki. ya da bir şeyi saplantılı biçimde yapmak sağlıklı olduğu anlamına gelmiyor.  yani ben buradan konuyu biyolojik şeylere de çekebilirim imkansızlığını kanıtlamak için. taleplerini bir çatı kavram olarak söyleyince altını doğanın gerçekleriyle doldurmaya başlarız orada da bir dur durak ya da bir son gerek canlılara.

keyif almayı anlam ile karıştırmamak gerek diyip bitireyim.

 

 

sanssizsansli tarafından düzenlendi
Mesaj tarihi:

@sanssizsanslitaaaa ilk mesajımda netti. öyle felsefi zihin egzersizi filan da değildi. sen teoriler bazında tartışmak istedin diye tartışıyoruz yoksa tartışılacak birşey yok esasında. kaçınılmaz olan ölüm nedenleri herkesden kalkıyor yani nüanslı birşey değil. bilim bugün kanser vs gibi 3-5 kalan büyük hastalığı yenip yaşlanmayı durdursa olan durum. uzun yazmayı gerektiren durum senin benim önermemde olmayan şeyleri varmış gibi düşünmenden ve devam ettirmedenden ötürü olabilir, hemen bu durum başgöstermiş mesela:

niye her yer acıyla doluyor? bu önermeyi açman lazım. "sevdiklerin ölüyor" diyeceksen o başlığı kapamıştık. "sağlık bozuluyor" diyorsan o başlık da kapalı.

yani afaki falanca filozof bunu diyor diyorsun ben de diyorum ki o filozofun hayal dünyasında yarattığı varsayımlar üzerinden teoriler bunlar. kanıtlamaları imkansız. benim de kendi dediğimi kanıtlamam imkansız. evrenin bittiği yerde ne var sorusu gibi birşey. aramızdaki fark ben bunu keşfedelim diyorum sen yok keşfetmeyelim, sen de keşfetme diyorsun. isteyen istediğini yapsın? yani insanlar ay'a gitmek için öldü, öbür kıtalara gitmek için süründü, birşey olmaz. ayrıca geri alınamayan birşey de değil diyorum ama ona da red. anlamadım neden.

yani ben de öyle yazıyorum sen emek harcayıp yazdın diye. benim daha ilk kısacık mesajda önünü kapadığım yerlerden argüman getiriyorsun. yukarıda örnekledim.

aristo oturup 2500 felsefe yapsaydı bugün insanoğlunun ölüm ile yaşam arasındaki kaderi turuncu bir dolandırıcının parmağının ucunda olmazdı. bugün galaksi sınırlarına ulaşırdık muhtemelen. ütopyalar gerçek olurdu. onun yerine "gel ülkemi becer" diye yalvaranlara barış ödülü verilecek kadar kıt bir devirde yaşıyoruz, insanoğlu olarak bir adım gitmiş değiliz hala vae victis 2300 yıl sonra. son 200 yılda endüstri devrimi yaptık diye birşay yaptık sanıyoruz, bir adım gitmiş değiliz. 2500 yıl boyunca yaşayan bir insanın hala birebir aynı kafada olacağını varsaymak biraz fantezi literatürünün ve 2500 yaşında elflerin hala 50 yaşında davranmalarından ötürü sanırım. gerçekte bir insanın o sürede ne kadar değişeceğini bilmemiz imkansız, bu gene ancak hayalde varsayım olur. ama yaşamını dogma üzerine kurmayan biri illa ki kendini geliştirecektir zaman içerisinde çünkü yeniliğe açıksa bir insan ancak zamanının imkanlarıyla sınırlı olur gelişimi. 2500 yıl önceden döneminin lideri 100 filozof getirsek 1-2 yıl uyum sağladıktan sonra bugünkü hemen herkesi tokatlarlar net. bütün zamanlardan yüzlerce, binlerce yılı olan alimler olsaydı 1800'leri bulmazdı aydınlanma çağı. dogmatik sistemler cahillerin çoğunluğu üzerine kurageldi güç sistemlerini. az zaman demek her zaman cehalet demek. insanoğlunun ortalama yaşam süresi 5 yıl olsa ne bilim gelişir ne de felsefe. bunları yapabilmek için boş zamana ve eğitim sürecine ihtiyaç var.

ben 10 yaşındayken başka düşünüyordum, 20'de başka, 40'ta başka düşünüyorum. yaşadıklarım, öğrendiklerim beni şekillendirmeye devam ediyor. 70'e geldiğimde gene aynı kalmayacağım kuvvetle muhtemelen. 700 olsam herhalde bambaşka olurum o vakte. karakter gelişimi sadece hikayelere özgü birşey değil, insanların hayatları boyunca yaşamaya devam ettiği bir süreç.

"odada sadece çikolata" mesela tamamen anlamsız bir senaryo, gerçekle hiçbir bağı olmayan düşünce egzersizi. alacakaranlık kuşağı gibi "ne istediğine dikkat et" anafikri. bunlar düşünmeye değer olsa da benim önerdiğim senaryoyla uzaktan yakından zerre alakası yok mesela. çünkü çikolata istemezsem başka birşey yiyebilirim, böyle bir kısıtlama yok. veya 1000 yıl devam eden bir maça zorla oturtulup izletilmiyorum, böyle birşey yok. bugün hayatımı yaşarken böyle kısıtlamalar yoksa 1000 yaşındayken de yok. gidip 10000 yaşında canım çekerse pul koleksiyonu yapmaya başlayabilirim. 10005 yaşımda gider origami öğrenirim, giderim 10010 yaşında piano öğrenirim. ne istersem yaparım yani, ıssız adaya düşmüyorum. bugün insanoğlu bir eser üretmek için rahatça 10000 iş yılı filan harcıyor 1000 kişiyi 10 yıl çalıştırıp, yapmak isteyebileceğimiz şeyleri öyle 5-10 yılda tüketip bitirmemiz imkansız.

hayır çok uzun değil dediğim. çok uzunun bir limiti var. ucunda bittiği bir yer var. benim ötesinde ne olacağını bvilemeyeceğim, göremeyeceğim bir yer var. yoksa kestirip atardım 10bin yıl filan derdim ama 10bin yıl birşey değil işte yukarıda yazdım. piramitlerin yapımında çalışmış birisi şimdi yolun yarısını geçmiş olurdu yani bunlar birşey değil, ağaçlar o kadar yaşıyor durduğu yerde sadece su emip duruyor öyle birşey yaptığı yok. ki hiçbirimiz bir ağaç gibi yaşamaya bir gün dayanamazdık. benim dediğim insanoğlu olarak limitsiz yaşam. istemeyen öldürür kendini, yasak da yok.

insanoğlu zaten hormonların güdümlediği şeyleri aşmış noktada. üremeyi nötralize ettik, zevk için çiftleşmeye devam ediyoruz ama kimse "ya yeter artık çok fazla oldu bu orgazm gerek yok zaten hedefine de ulaşmıyor" demiyor. 90 yaşında çürüyüp erimiş adam bile bir yerinden tatmaya çalışıyor. plus size yaşam tarzı dediler, ozempik çıktı onu basıyorlar baskılamak için açlığı, istediğimiz gibi yontup biçiyoruz yani vücutlarımızın güdümlerini kafamıza göre. bu azalmayacak, artmaya devam edecek.

ölüm damıtılmış bardağın tuzlu denize boşaltılıp israfıdır. yaşam ise tuzlu denizin buharlaşıp, bulut olup yağıp, püripak damıtılmasıdır. ölüm bir kaçınılmaz olsa doğada ölümsüz hücre istisnaları olmazdı. teoriyi geçtim, pratikte bile kaçınılmaz değil. yer dolarsa üremezsin veya üremek isteyen ehliyetini çocuğuna devreder bütün derdi oysa.

benim temel noktam sana uyumsuz değil çünkü ben senin ölmene mani birşey istemiyorum ama senin temel noktan bana uyumsuz çünkü sen benim de istediğim kadar yaşamama aykırı bir kısıtlamanın elzemliği savunuyorsun. sen de istediğin kadar gönlünce yaşa. 😺

  • Tesekkurler 1
Mesaj tarihi:

herhalde 3-5 gün tartışırım bu konuları ama galiba birbirimize istediklerimizi tam olarak geçiremiyoruz. bazı noktaları benim anlatmak istediğim şekilde değil farklı yargılıyorsun. belki anlatamıyorumdur. belki ben de seninkileri farklı yargılıyorumdur. oraları aça aça harap olurum ben abi. adhd var bende. hatta audhd bile olabilir ama o kısma çok bakamadık zamanında. bu kadar uzun yazmış olmama bile şaşırıyorum. beynimin hızıyla parmaklarımın hızı uymayınca kitleniyorum. bir gün ilaç tedavisine tekrar başlarsam ancak o zaman ama o zaman kadar ölme eşeğim ölme. oh wait sdfsdfs

  • Tesekkurler 1
Mesaj tarihi:

Acaba Marsa koloni kurulduğunu falan görür müyüz? Çocukken Robocop izleyip bu bigün olacak derdim ve neredeyse oluyor artık, 20 sene önce bilim dergilerinde vücut içinde damarlarda gezen mikro robotlar olacak derlerdi ve o da olmak üzere, oluyor.

Ama 200 sene falan yaşamak hala uzak geliyor bana, vücuda implantlar takılsa da beyin çöker bence o kadar seneyi kaldırmaz. Ki zaten dünya taşımaz o kadar insanı ölümler çok azalırsa, su-gıda-ekonomik sistem derken... belki Sibirya-Moğolistan-Kutuplar-Afrika gibi bakir yerler kurtarır bir 100 sene daha dünyayı.

Mesaj tarihi:
Aceace, 27.01.2026 17:43 tarihinde dedi ki:

tofu

Dayanamadım valla okuyunca;adamlara mail kampanyasımı başlatsak paticik olarak.valla acaip uyuz oldum adamlara.versinler tofuyu ace e

Mesaj tarihi:

Valla yillardir gitmedim, ne halde bilmiyorum ama Bozcaada/Gokceada sanirim. Turkiye'ye donecek olsam bir bakarim. 

//fular on

Avrupa'da Nerja olurdu sanirim.

//fular off

  • Like 1
Mesaj tarihi:

ben de 39 oldum bugün. babam f-16 model drone almış (çin ürünü 😄 ) inanılmaz keyifli oynaması. köpükten bir şey, 15dk şarjı gidiyor ama baya eğlenceliymiş bu drone işi. belki bir gün büyüğünü alırım.

  • Like 3
Mesaj tarihi:
marksman, 28.01.2026 13:06 tarihinde dedi ki:

1 yıl içinde şehir değiştireceğim

1 veya 2. tercihiniz hangi şehir olurdu? en yaşanılası

 

 

1 Tekirdağ

2 Çanakkale 

Mesaj tarihi:
Oce4n, 28.01.2026 15:29 tarihinde dedi ki:

ben de 39 oldum bugün. babam f-16 model drone almış (çin ürünü 😄 ) inanılmaz keyifli oynaması. köpükten bir şey, 15dk şarjı gidiyor ama baya eğlenceliymiş bu drone işi. belki bir gün büyüğünü alırım.

Happy börtdeey 🎂

Mesaj tarihi:
marksman, 28.01.2026 13:06 tarihinde dedi ki:

1 yıl içinde şehir değiştireceğim

1 veya 2. tercihiniz hangi şehir olurdu? en yaşanılası

 

 

antalya 

izmir

eskişehir

Mesaj tarihi: (düzenlendi)

muğla ufak yayla kenti, kışları da soğuk oluyor. kıyısıyla hiç alakası yok iklim olarak, ben olsam yaşamazdım orada. okul, üniversite ve vilayet binaları hariç pek birşey de yok. 1-2 avm açılmış geçen yıllarda. nerede yemek yiyelim diye şöyle bir geçtik bitti şehir, bodrum'un semti gibi neredeyse ölçek olarak. çanakkale herhalde daha mantıklıdır.

mutlu yıllar @Oce4n 😺

Sam tarafından düzenlendi
  • Like 1
  • 3 hafta sonra ...
Mesaj tarihi:
miyaw33, 27.01.2026 22:35 tarihinde dedi ki:

Dayanamadım valla okuyunca;adamlara mail kampanyasımı başlatsak paticik olarak.valla acaip uyuz oldum adamlara.versinler tofuyu ace e

Tofu sahiplenilmiş. İşyerindeki bir arkadaşımın arkadaşı sahiplenmiş hatta. Çok sevindim kerataya.

Kurtaran Ev'e yine de uyuz olmaya devam edebiliriz. Sorun yok.

  • Like 1
Mesaj tarihi:

ben de geçen hafta itibari ile 41'e ayak bastım.
Eylül ayında köpeğimi kaybetmişim bunun acısını hala atlatamıyorum yer yer gözlerim doluyor. Maçka parkından hiç geçmedim. Hafta sonu beşiktaş barış parkında ufak bir yürüyüş yaptım köpekli insanları gördükçe içim acıyor. Sanki oyuncağı elinden alınmış çocuk gibi zırlayasım geliyor. iyi kötü hayat devam ederken anneanne'yi kaybettik 93 yaşında doğru düzgün hastane görmeden yaşadı göçtü gitti. Ona çok üzülmedim diye de üzüldüm bir garip insan. Köpeğe bu kadar üzülüp anneanne ölümünü daha metanetli karşılamak garip.

bir noktada da almam gereken bir evlilik kararı var. Tek başıma değil tabii oturup konuşulması gereken bir konu olacaksa olacak yoksa da hayatıma bakmalıyım. Perşembe'de Roma'ya gidiyorum. Hayat öyle de böyle de akıyor ya. 

Mesaj tarihi:

küçüklüğümde kasıkta fıtık vardı bir süre korse takmıştım, dün doktora gittim, ultrason falan çektiler operasyonluk bir şey yok dediler, sonra akşam evde kendim kontrol ettim yine çıkmış fıtık. 2 hafta sonra falan ameliyat olacam. temmuzda şeker hastası teşhisi konmuştu 25 kilo verdim. endorfine çok alışmıştım şimdi 2 hafta ameliyat olana kadar ondan sonra da 6 hafta adam gibi spor yapamayacağım, çok mutsuzum 😞 40 yaşındayım bende. geçtiğimiz 6 ay çok kötü geçti, kendimi iyi hissetmeye başlıyorum başka bir şey çıkıyor kontrollerde sonra temiz çıkıyor ama arada hep korkuyorum. canım çok sıkkın. kafamı gereksiz ve yanlış şeylere takıyorum. oyun falan oynayamıyorum sarmıyor, kitap, gitar vs idare etmeye çalışıyorum. şeker olmasa içip sarhoş olmak isterdim şu an. etrafımda bir sürü insan var ama çok yalnız hissediyorum kendimi. arkadaşım yok gibi geliyor. böyle yeni bir şeylere girmem lazım...

Mesaj tarihi:

boardroom gunlukleri serimi kickofflamadan az icimi dokiyim sevgili gunluk

"sirketin gelecegi, yaptigimiz en buyuk dijital yatirim, DEVRIM" diye sattiklari 2 milyar dolareslik projeye stratejist olarak atanmistim en son multeci gunluklerinin son versiyonunda.

kontratimi imzalamadan kutlariz diye annemi yanima almistim amsterdama (2023 agustos), annem ikinci gun beni tanimadi.. alzheimer ileri seviye, telefonda anlamamisiz.

bakici bok pusur ayarlarken turkiyede, kendimi isime verdim. surekli amsterdam-oregon hatti, gece 3 de girilen toplantilar vs vs

bir fortune 100 amerikan sirketi nasil yonetiliyor gozlerimle gordum. birebir su anki chief strategy officera calistim, yaptigim deckler CFO ya gitti, luks, satafat, havalimanindan luks aracla alinmalar

finally-decided-to-try-corpo-v-because-o

su epsriyi yapanlar oldu aranizda lol, harbiden ilaclar, sabah 4 de kakip 2 saat gym ile basliyan mesai, grind mindset vs

gozumun onunde CEO yendi, son 18 ayda 2 kere butun organizasyon degisti. Hollandadaki butun tech ekibinin (cogunu taniyorum, proje kapsamidna dirsek dirsege calsitik) isten cikarilicagini bildigim halde bole renk vermemek zorunda kaldim 2 seneye yakin. 

bi boka yaramayan amerikalilarla kavga ettim haftalarca, senelik 500milyon dolar getiricek firsat tespit ettim, finansal modelini, getir goturusunu cikardim, sabote edildim. 

obur yandan annemin sagligi her gecen gun kotuye gitti. hicbirsey yapamadim, TR ye girisim yoktu.

2024 komple coktu, 1 hafta yemek yememis, su icmemis. yogun bakima kaldirdilar. benden baska kimsesi yok. Acil yunan adalarina gectim, bi sekil hastaneden cikardik, bakim evine yerlestirdik benim yasal girisim yok bon bon bakarken bodruma. 

Vatandasligimi aldim bu tempoda, TR ye gectim. cop ev olmus onu temizledim, 7 senedir hukuki olarak varolmadigim bir ulkede banka hesaplari vs toparladim. 

Gormedigim arkadaslarimla iki kadeh bisi icmeye ciktim, suadiye sahilde sari dolmustan indikten sonra saldiriya ugradim, bicaklandim. Calismaya devam ettim.  Salak sulak insanlarla ugrastim o halde. 

Sonra komple coktum, arkadamdan is cevirdiler falan filan

corpo amerikanin gerzekligi nasil radikalize etti beni diye yazicam belki ama yazilmisi var

 

this-is-not-a-meme-its-a-cry-for-help-im

  • Like 2
  • Uzuldum 1
Mesaj tarihi:

tesekkur ❤️

 

yapcak bisi yok hayat yani, vatandasliktan cikmayi gectim TR de yiginla kapanmasi gereken defterim var. kapatamadim.

sirketimle kanli bicakliyim, mahkemeye gidicek surec muhtemel. cok yiprandim bu surecte

 

sansima hersey ust uste geldi, tam hayati topladik derken hersey coktu gene haha. gozumun onunde CEO harcandi ya.

NKE-A-d95e4d2c4f6744c8813dfb0fe31fe5de.j

 

su anda bole limbo da hersey, TR de annem bakim evinde. isten cikamiyorum cepten oduyorum bakim evini, ayda 95k tl

obur yanda sagligim coktu tamamen, complex PTSD teshisi koydular filan. 

bi yerdede iyi oldu, asperger kucukken teshis koymuslardi, burada resmi teshisi aldim, getirdigi korumalar var otizm oldugu icin. simdi yardim aliyorum iste burnout help.  (forum zaten asperger's paradise, bi sekil burada bulmusuz birbirimizi lol)

 

 

 

Mesaj tarihi:
Gizli, 04.03.2026 21:15 tarihinde dedi ki:

Şirketle noldu be yükseliyordun en son baya? 

abi sans yani

1727875332336?e=2147483647&v=beta&t=CHQp

https://www.bloomberg.com/news/features/2024-09-13/nike-nke-stock-upheaval-defines-ceo-john-donahoe-s-tenure

NDA kirmadan veya US securities violation yapmadan (cveya kendi davama zarar vermeden) yazmam zorda, 

 

Ben girmeden ise sirket kendisini tech sirketi yapip musteriye dogrudan satma, toptancilari kovalama karari aliyor. Kendi sitemiz olsun, kendi magzalarimizi acalim, kendi altyapimizi kuralim vs vs

onun gobeginde 2 milyarlik bir yatirim var, beni strateji, transformasyon ve value realization icin atadilar iste. bole ilk ay bi analist aldim yanima finanstan, inceledim filan... yani pek tutmuyordu. 1000 kusur kisi calisio programda filan. Baski yapildi, kasimda cok basit bir soru sordum amerikali bir zatimuhterem yoneticiye, hani bu gosterdiklerin nereden kaynak hani benden bunu istiyorsunda diye, teyze "ben bu slide i CFO ya gosterdim cok begendi" dedi, odadan atildim filan. patron cildirdi bu ne curet diye. 

 

sonra isler giderek daha kotuye gitti, hayalimdeki takimdaydim ama bos oturuyordum bir nevi. o ara sirket reorg acikladi, cost cutting e gidicez yeni strateji geldi hanim dedi vs vs.

CEO strateji summit icin cagirdi tum stratejistleri amerikaya, pasaportsuz gittim. Asiri prestijili bir universite ile MBA projesi verdiler, cocuklara proje yaptiricam sectigim, seyahatler nedeni ile yalan oldu. 

 

havalimanina giderken bole ICE beni kafese kitlicek elimde multeci kagitlari ile girmeye calisirken diye bin tane dokumanla ugrastim, hollandada goz altina alindim.  lan sen ne bicim multecisin, delta plus ile 9k lik biletle ucuyorsun filan, kuryelikmi yapiosun diye. O luks first class kabinde, 12 saat kivrandim indigimde seattle a olumune mokoko lanet olasi federallerden diye. Sirket adam yollamis, corpo olunca ozel kapidan aldilar neredeyse lol. 

 

7 sene avrupada yasamis bir turk olarak amerikada kendimi evimde hissettim, daha havalimani kaosundan baslayarak. Zirvede destim isleri, c-level insanlarla gorustum, evet yani hunchim dogru gibiydi. calistigim projede kimsenin seyinde diildi. 

 

git gel yaptik o ara baya. Annemin durumu kotuye gitti her gun. amerikadayken anlatamiyordum saat farkini, gecenin korunde ariyordu, korkudan aciyordum bisimi oldu diye. bakicilar bole doner kapi ile girip cikiyor, kimse 1 aydan uzun kalmiyor. maddi, manevi surunuyorum.

 

re-org geldi, yok senin durumunda degisiklik dediler. aynen devam. sonra benim mentorum ve tepe yoneticimi futbol un basina getirdiler. sonra anons geldi resmi olmayan, stratejiyi ikiye boluyoruz strateji ve transformasyon diye, transformasyonun basina yeni yonetici atadik ona gidiosunuz patronunla diye. 

cok zeki isler, yonetici senior director (normalde 200 kisilik takima bakar bunlar), patron direktor ve ben, takim bu yani (yok). Bireleri teknolojide isten cikarilan bir senior directoru korumak istemis. yalandan takim kurdular alti dolu gozuksun diye. kadina dedim hani yok transformation bisiyi bolgede, ne is yapicaz? benim kariyer hedeflerimede uymuyor bu ve hukuki diil, son dakikada palas pandiras kontratimi amend etmeden yaptiniz. Kadin insecure, omru boyunca ustundekini mutlu ederek yukselmis tipik "kadin tech yoneticisi".

Bole wozniak la resmini koyup tanitti, sole tech girl im bole filan nvidia cok guzel. bacim, blackwell mimarisi ile ilgili ne dusunuyorsun dedim, mavi ekran. 

o ara iste annem coktu komple, hastaneye kaldirildi. bole sinir krizleri geciriyorum. Istedigim takimdan alip varolmayan takima atanmisim, hiyar patronum arazi. is vermiyorlar. 

obur yandan entegrasyonla ugrasiyorum, vatandaslik almaya calisiyorum. Krala baglilik yemini edip pasaportu alir almaz TR ye ucmam lazim. Mobbing yiyorum obur taraftanm, bole issizlikten oturup kendim pushliyorum birseyler, is yapiyorum, sirkete getiricegi degere degil, slide daki line thickness 1.25 mi olmali 1.75 mi olmali, kalite sorunu var diye. (textbook)

 

O arada zbam diye CEO kovuldu. yeni CEO geldi. 

Ben o ara lego ile gorusuyorum, son interview a geldim strategy senior manager, hani son cikis araligi kopruden once. Isi alirsam legonun dijitale (oyunlara ozellikle) gecisine bakicam asil olarak, son roundda elendim. 2. geldim. Duzgun sirketmis, VP aradi, 30 dk izah etti, cok zordu kadro acilir acilmaz aklimizdasin diye. Dune helikopteri hediye yolladilar filan. 

Pasaport geldi, TR ye uctum. 7 sene gecmis, banka hesabi gak guk, ev cop ev olmus. O ara iste bicaklandim. O halde calismaya devam ettim. Geri dondum, darbe aldim gogusumden kan oturmus ciger bosluguma, nefes almakta zorlaniyorum. Patron bole "baslik 3 milim yukari gitmeli" mounda, Bi kutu vardi, bunu asagi al slide i bastan yap dedi. Dedim zaman kaybediyoruz, kalite onemli dedi. Aldim, bi sonraki check inde "sana bunu asagi al kim dedi? senin yuzunden zaman kaybediyoruz, yukari cikart geri" haci sen dedin bole yap diye "benim her dedigimi kabul etmek zorunda degilsin neden itiraz etmedin o zaman" dedi.

 

Orada serit koptu, nefes alamiyorum filan. Acili aradim, saglik iznine ciktim. (hollandada ilk 2 sene isten cikartamiyorlar raporun varsa) 

 

ben izindeyken C level yoneticimi isten atti yeni gelen (eski) CEO. Dedi bu transformasyon neymis, eski koye yeni adet getirmeyin. Strateji finansin altinda olur, hoop butun stratejiyi CFO ya verdi. Globalde transfvormasyondaki herkesi isten cikardilar. Avrupa kapsam disi dediler, ulan lavolmus fonksiyon, kapi gibi strateji kontratim var ne dionuz siz. 

O ara cat haber TR den, annemin evine kentsel donusum cikmis, ev sahibi derhal bosaltin diyor. (2 sene bos eve bagdat caddesinde kira odedim) Doktorlar diyorki kizim C-PTSD var, bu durumda TR ye seyahatin olum olur. Senin dinlenmen lazim, tedavine odaklanman lazim, seni sanatoryuma yatirmamiz lazim flaan filan. 

 

Haziranda dondum gene, 1 hafta kos da bi kafa dinledim (havuzu olan oda tuttum, ozel havuzda roma generali gibi uzum, alkol kafayi cekerken boguluyordum) oradan bodruma gectim, amcami gordum 7 yil sonra ilk kez. oradan istanbul gene.

Evi bosalttim. bin tane macera gene. Ben bu islerle ugrasirken giyabimda performans notu girmisler, karakter suikasti. Hicbirsey dogru degil yazdiklari ve yasal degil. Saglik iznine cikmis birine performans notu veremezsin. 

Bu defa hayda al basina belayi, sendikayi ariyorum, avukat ariyorum. corpo avukatlar sirketimden korktuklari veya is bekledikler icin cikmiyorlar bile telefona. Tam cyberpunk iste, kimin dost kimin dusman oldugunu o an anliyorsun. Canim cicim diye takilan, sirketten nemalanmaya calisan yavsaklar arazi oluyor.

Sendika bulasmak istemiyor, bir avukat buldum oda saatlik ucreti cok yuksek. Hayda, Lau sen otur TR de, federal yasalari ve hollanda calisma yasalarini hatim et, case yap. 

Dedim ben ebenizi laciverte boyuycam. Prusya damarima bastilar (veya otizm, o ara pederin esyalari topliyorum, edoc kitaplari, tatbikat planlari vs). dedim bu isi bu dingiller war of attiriton a dondurucekler, gider gitmez counter offense e gecip savunamayacaklari bir yere entrench etmem lazim. bunun icin double envelopment - kurt kapani karisimi bir sey yapmam lazim, sonra istedigim yere kendilerini caktiklarinda etraflarina duvar orecem. kesselschlacht. 

 

dondum, taaruza gectim. ise yaradi, o ara sirket bir reorg daha acikladi filan. neyse bole, stratejiyi temmuzda kurdum. ricat ile basladim.  ekimde karsi taaruza gectim, 12 sayfalik hukuki ihtarname cektim kendi yazdigim. ciddiye almadilar. Aralikta ihtarnamemde uyardigim islerden biri gerceklesti (foreseebility is king), uberrushungsmoment.

Tam istedigim yerde kendilerini entrenchlediler. Ise geri donucem, saglik raporu okaysin diyor ama is vermiyorlar. yaptiklari her acigi 3 misli ile cezalandiriyorum. 

 

cok hirpalandim ama. 

 

param olsa avukat tutar havale ederdim ama pro se bir psikopatla savasmak zorunda kaldilar. bir yerlerden para bulabilsem, hazir dava, vericem dosyayi avukata, germen suvarisi gibi flankten girip yaracak, sis kebap yapicak. basina filan sizicak o derece sicmalik is.

 

neyse cope simdilik.

 

doktor ile konusuyorum bugun, dedi hani bir hollandali bu kadar ugrasmaz. basar istifayi cikar. 

dedim yok azizim, bir avrupali ile degil tecrubeli bir TC vatandasi ile ugrasiyorlar. Hukuksuzlugun, adaletsizligin icinde gecmis formatif yillarim, hukukun agirda olsa isledigi bir memlekette vaz mi gecicem davamdan? 

 

 >schwerpunkt (temmuz)
 >Kriegsspiel (agustos-eylul)
 >Aufmarsch (ekim)
 >Uberrushungsmoment (aralik)
 >Kesselschlacht (ocak-subat)

Next step:
 Kapitulasyon ???

Sulalenizi laciverte boyuycam, damarima bastiniz. bekleyiniz efenim, mckinsey way mi yoksa kaynagindan alinmis prusya doktrinimi (para bulmaya calisiyorum avukat icin lol)

 

  • Like 1
  • Tesekkurler 1
×
×
  • Yeni Oluştur...