Jump to content
Forumu Destekleyenlere Katılın ×
Paticik Forumları
2000 lerden beri faal olan, çok şukela bir paylaşım platformuyuz. Hoşgeldiniz.

Günlük #14


Öne çıkan mesajlar

Mesaj tarihi: (düzenlendi)

@Sam argümanlarını kısıtlı bir zaman içerisinde yapıyorsun ama konu ölümsüzlük. başta steril dememin sebebi o. netleştirmen gerekir. felsefik olarak bakmak dememin sebebi de verdiğim cevaplar. upuzun yazmışsın loop gibi olmuş, aslında kısacık bir paragrafta öncekilerin tekrarı niteliğinde bir cevap. 

bu yazdıklarının cevapları önceki postta var yani ben de loopa gireceğim yoksa. fazlasıyla kendi ampirik yargılarınla dolu. heryerin acıyla dolduğu bir hayatta ölmeyip acıları seyretmekten zevk almaya çalışacaksan amenna derim fakat onun da sonu var. hatta hissettiğin şeyler bile bir loopu tekrar etmekten ibaret. bugüne kadar bunlardan vazgeçmemen bugün verdiğin bir cevap olabilir en fazla.

şahıslar üzerinden yargıya varamazsın. ben şöyle hiç görmedim ben böyle hiç görmedim diye genelleyip kendi solipsist dünyana kapılıp gidiyorsun. burada kişiler üzerinden konuşmamaya özen gösteriyorum ben. 

verdiğin bir çok örnek bende bir mana teşkil etmiyor. hatta bunu niye diyor ki diye okudum çoğu kısmı. zira dediğin şeylerin cevapları var önceki postta dediğim gibi.

alimlerin, bilgelerin ölmesini israf olarak görmen çok teknokratik bir bakış. evet, bir kütüphanenin yanması gibi üzücü. ama dünya sadece bilgi birikimi ile ilerlemez dünya bakış açısı değişikliği ile ilerler. eğer aristoteles hala yaşıyor olsaydı, muhtemelen bugün hala onun fizik kurallarını tartışıyor olurduk çünkü otoritesi ve 2500 yıllık tecrübesi karşısında kimse yeni bir şey söylemeye cesaret edemezdi. kaldı ki bu kadar zaman düşünceleri dikte eden bir " şahsın " fikrini değiştirebimektense diretmekte mücadele edeceğini düşünüyorum. maks 1 asır yaşamamış insanlar bile bildiklerinden ödün vermiyor. sen de vermiyorsun. öleceğini bilen adam bile bu kadar inada bindirirken hiç ölmeyeceğini bilen adamın umrunda bile olmaz o fikri değiştirmek. aklıma tanrı geliyor nedense bu örnekleri verirken. tanrı da insanın yapamayacağını bildiği idealin yansıması zaten. tanrı bizi suretinden mi yarattı yoksa biz mi suretimizden ona kudret verdik de baş edemeyeceğimiz şeyleri onun üzerine yükledik. ölüm, statükonun temizlikçisidir. yeni nesli  doomscroll nesli diye eleştiriyorsun ama o nesil, senin ve benim kurduğumuz, içine hapsolduğumuz dünyanın bir sonucu. evrim, eskiyi tasfiye etmeden yeniyi iyisiyle kötüsüyle var edemez.

çikolatayı her gün yiyorum ama hala değerli diyorsun. peki bir odada sonsuz çikolata olsa ve başka hiçbir yiyecek olmasa, o çikolata senin için ne kadar sürede bir lanete dönüşür? ölüm de hayatın dışarısıdır. hayatın içindeki her şey, bir gün biteceği gerçeğiyle çevrelendiği için o biriciklik hissini verir. senin verdiğin örneklerde (futbol izlemek, satranç oynamak) hala bitiş düdüğü veya mat var. oyunun kendisi sonlu olduğu için zevkli. sonu gelmeyen bir futbol maçını kimse 1000 yıl izlemez.

Kim bunun otoritesi diye soruyorsun. haklısın, kimse kimseye ölümü dayatmamalı. ama doğa bir otoritedir. yerçekimine karşı özgürlük istemek ne kadar absürtse, entropiye karşı durmak da öyle. Sen aslında ölümsüzlük değil süper-sağlıklı ve çok uzun bir hayat istiyorsun. bunda hemfikiriz. ama benim dediğim felsefi 'sonsuzluk' başka bir canavar. O noktada hormonlar (serotonin, dopamin) bile seni kurtaramaz; çünkü o hormonlar 'hayatta kalma ve üreme' için tasarlanmış geçici ödül mekanizmalarıdır. Sonsuzlukta ödülün bir anlamı kalmaz çünkü varılacak bir 'hedef' yoktur.

bardağın dolu tarafını istemen çok insani. ama o bardak hiç boşalmazsa, içindeki su bir süre sonra bayatlar. ölüm bardağın tazelenmesidir. kime ne faydası oldu? diyorsun ya belki de sadece yer açmaya yarıyordur ve evrenin en büyük yasası budur: yer açmak.

benim temel noktamla senin noktanda uyuşmazlık var. neyse ben de yoruldum zaten sen çok yaşa hatta ölme emi 🙂

he dur ekleme yapayım kısaca. hormonlar senin o yapmak istediğin şeyleri yaptıran şeyler işte. fazlasıyla sature olduğunda anlamsızlaşıyor yapmak istediklerin. detoks önerileri o yüzden. ölümsüz olduğunda hormonlarını bir kenara atmıyorsun senin doğanla birlikte onlar da seninle geliyor. uyku bir detoks, ölüm nihai özgürlük belki. ya da bir şeyi saplantılı biçimde yapmak sağlıklı olduğu anlamına gelmiyor.  yani ben buradan konuyu biyolojik şeylere de çekebilirim imkansızlığını kanıtlamak için. taleplerini bir çatı kavram olarak söyleyince altını doğanın gerçekleriyle doldurmaya başlarız orada da bir dur durak ya da bir son gerek canlılara.

keyif almayı anlam ile karıştırmamak gerek diyip bitireyim.

 

 

sanssizsansli tarafından düzenlendi
Mesaj tarihi:

@sanssizsanslitaaaa ilk mesajımda netti. öyle felsefi zihin egzersizi filan da değildi. sen teoriler bazında tartışmak istedin diye tartışıyoruz yoksa tartışılacak birşey yok esasında. kaçınılmaz olan ölüm nedenleri herkesden kalkıyor yani nüanslı birşey değil. bilim bugün kanser vs gibi 3-5 kalan büyük hastalığı yenip yaşlanmayı durdursa olan durum. uzun yazmayı gerektiren durum senin benim önermemde olmayan şeyleri varmış gibi düşünmenden ve devam ettirmedenden ötürü olabilir, hemen bu durum başgöstermiş mesela:

niye her yer acıyla doluyor? bu önermeyi açman lazım. "sevdiklerin ölüyor" diyeceksen o başlığı kapamıştık. "sağlık bozuluyor" diyorsan o başlık da kapalı.

yani afaki falanca filozof bunu diyor diyorsun ben de diyorum ki o filozofun hayal dünyasında yarattığı varsayımlar üzerinden teoriler bunlar. kanıtlamaları imkansız. benim de kendi dediğimi kanıtlamam imkansız. evrenin bittiği yerde ne var sorusu gibi birşey. aramızdaki fark ben bunu keşfedelim diyorum sen yok keşfetmeyelim, sen de keşfetme diyorsun. isteyen istediğini yapsın? yani insanlar ay'a gitmek için öldü, öbür kıtalara gitmek için süründü, birşey olmaz. ayrıca geri alınamayan birşey de değil diyorum ama ona da red. anlamadım neden.

yani ben de öyle yazıyorum sen emek harcayıp yazdın diye. benim daha ilk kısacık mesajda önünü kapadığım yerlerden argüman getiriyorsun. yukarıda örnekledim.

aristo oturup 2500 felsefe yapsaydı bugün insanoğlunun ölüm ile yaşam arasındaki kaderi turuncu bir dolandırıcının parmağının ucunda olmazdı. bugün galaksi sınırlarına ulaşırdık muhtemelen. ütopyalar gerçek olurdu. onun yerine "gel ülkemi becer" diye yalvaranlara barış ödülü verilecek kadar kıt bir devirde yaşıyoruz, insanoğlu olarak bir adım gitmiş değiliz hala vae victis 2300 yıl sonra. son 200 yılda endüstri devrimi yaptık diye birşay yaptık sanıyoruz, bir adım gitmiş değiliz. 2500 yıl boyunca yaşayan bir insanın hala birebir aynı kafada olacağını varsaymak biraz fantezi literatürünün ve 2500 yaşında elflerin hala 50 yaşında davranmalarından ötürü sanırım. gerçekte bir insanın o sürede ne kadar değişeceğini bilmemiz imkansız, bu gene ancak hayalde varsayım olur. ama yaşamını dogma üzerine kurmayan biri illa ki kendini geliştirecektir zaman içerisinde çünkü yeniliğe açıksa bir insan ancak zamanının imkanlarıyla sınırlı olur gelişimi. 2500 yıl önceden döneminin lideri 100 filozof getirsek 1-2 yıl uyum sağladıktan sonra bugünkü hemen herkesi tokatlarlar net. bütün zamanlardan yüzlerce, binlerce yılı olan alimler olsaydı 1800'leri bulmazdı aydınlanma çağı. dogmatik sistemler cahillerin çoğunluğu üzerine kurageldi güç sistemlerini. az zaman demek her zaman cehalet demek. insanoğlunun ortalama yaşam süresi 5 yıl olsa ne bilim gelişir ne de felsefe. bunları yapabilmek için boş zamana ve eğitim sürecine ihtiyaç var.

ben 10 yaşındayken başka düşünüyordum, 20'de başka, 40'ta başka düşünüyorum. yaşadıklarım, öğrendiklerim beni şekillendirmeye devam ediyor. 70'e geldiğimde gene aynı kalmayacağım kuvvetle muhtemelen. 700 olsam herhalde bambaşka olurum o vakte. karakter gelişimi sadece hikayelere özgü birşey değil, insanların hayatları boyunca yaşamaya devam ettiği bir süreç.

"odada sadece çikolata" mesela tamamen anlamsız bir senaryo, gerçekle hiçbir bağı olmayan düşünce egzersizi. alacakaranlık kuşağı gibi "ne istediğine dikkat et" anafikri. bunlar düşünmeye değer olsa da benim önerdiğim senaryoyla uzaktan yakından zerre alakası yok mesela. çünkü çikolata istemezsem başka birşey yiyebilirim, böyle bir kısıtlama yok. veya 1000 yıl devam eden bir maça zorla oturtulup izletilmiyorum, böyle birşey yok. bugün hayatımı yaşarken böyle kısıtlamalar yoksa 1000 yaşındayken de yok. gidip 10000 yaşında canım çekerse pul koleksiyonu yapmaya başlayabilirim. 10005 yaşımda gider origami öğrenirim, giderim 10010 yaşında piano öğrenirim. ne istersem yaparım yani, ıssız adaya düşmüyorum. bugün insanoğlu bir eser üretmek için rahatça 10000 iş yılı filan harcıyor 1000 kişiyi 10 yıl çalıştırıp, yapmak isteyebileceğimiz şeyleri öyle 5-10 yılda tüketip bitirmemiz imkansız.

hayır çok uzun değil dediğim. çok uzunun bir limiti var. ucunda bittiği bir yer var. benim ötesinde ne olacağını bvilemeyeceğim, göremeyeceğim bir yer var. yoksa kestirip atardım 10bin yıl filan derdim ama 10bin yıl birşey değil işte yukarıda yazdım. piramitlerin yapımında çalışmış birisi şimdi yolun yarısını geçmiş olurdu yani bunlar birşey değil, ağaçlar o kadar yaşıyor durduğu yerde sadece su emip duruyor öyle birşey yaptığı yok. ki hiçbirimiz bir ağaç gibi yaşamaya bir gün dayanamazdık. benim dediğim insanoğlu olarak limitsiz yaşam. istemeyen öldürür kendini, yasak da yok.

insanoğlu zaten hormonların güdümlediği şeyleri aşmış noktada. üremeyi nötralize ettik, zevk için çiftleşmeye devam ediyoruz ama kimse "ya yeter artık çok fazla oldu bu orgazm gerek yok zaten hedefine de ulaşmıyor" demiyor. 90 yaşında çürüyüp erimiş adam bile bir yerinden tatmaya çalışıyor. plus size yaşam tarzı dediler, ozempik çıktı onu basıyorlar baskılamak için açlığı, istediğimiz gibi yontup biçiyoruz yani vücutlarımızın güdümlerini kafamıza göre. bu azalmayacak, artmaya devam edecek.

ölüm damıtılmış bardağın tuzlu denize boşaltılıp israfıdır. yaşam ise tuzlu denizin buharlaşıp, bulut olup yağıp, püripak damıtılmasıdır. ölüm bir kaçınılmaz olsa doğada ölümsüz hücre istisnaları olmazdı. teoriyi geçtim, pratikte bile kaçınılmaz değil. yer dolarsa üremezsin veya üremek isteyen ehliyetini çocuğuna devreder bütün derdi oysa.

benim temel noktam sana uyumsuz değil çünkü ben senin ölmene mani birşey istemiyorum ama senin temel noktan bana uyumsuz çünkü sen benim de istediğim kadar yaşamama aykırı bir kısıtlamanın elzemliği savunuyorsun. sen de istediğin kadar gönlünce yaşa. 😺

  • Tesekkurler 1
Mesaj tarihi:

herhalde 3-5 gün tartışırım bu konuları ama galiba birbirimize istediklerimizi tam olarak geçiremiyoruz. bazı noktaları benim anlatmak istediğim şekilde değil farklı yargılıyorsun. belki anlatamıyorumdur. belki ben de seninkileri farklı yargılıyorumdur. oraları aça aça harap olurum ben abi. adhd var bende. hatta audhd bile olabilir ama o kısma çok bakamadık zamanında. bu kadar uzun yazmış olmama bile şaşırıyorum. beynimin hızıyla parmaklarımın hızı uymayınca kitleniyorum. bir gün ilaç tedavisine tekrar başlarsam ancak o zaman ama o zaman kadar ölme eşeğim ölme. oh wait sdfsdfs

  • Tesekkurler 1
Mesaj tarihi:

Acaba Marsa koloni kurulduğunu falan görür müyüz? Çocukken Robocop izleyip bu bigün olacak derdim ve neredeyse oluyor artık, 20 sene önce bilim dergilerinde vücut içinde damarlarda gezen mikro robotlar olacak derlerdi ve o da olmak üzere, oluyor.

Ama 200 sene falan yaşamak hala uzak geliyor bana, vücuda implantlar takılsa da beyin çöker bence o kadar seneyi kaldırmaz. Ki zaten dünya taşımaz o kadar insanı ölümler çok azalırsa, su-gıda-ekonomik sistem derken... belki Sibirya-Moğolistan-Kutuplar-Afrika gibi bakir yerler kurtarır bir 100 sene daha dünyayı.

Mesaj tarihi:
Aceace, 27.01.2026 17:43 tarihinde dedi ki:

tofu

Dayanamadım valla okuyunca;adamlara mail kampanyasımı başlatsak paticik olarak.valla acaip uyuz oldum adamlara.versinler tofuyu ace e

Mesaj tarihi:

Valla yillardir gitmedim, ne halde bilmiyorum ama Bozcaada/Gokceada sanirim. Turkiye'ye donecek olsam bir bakarim. 

//fular on

Avrupa'da Nerja olurdu sanirim.

//fular off

  • Like 1
Mesaj tarihi:

ben de 39 oldum bugün. babam f-16 model drone almış (çin ürünü 😄 ) inanılmaz keyifli oynaması. köpükten bir şey, 15dk şarjı gidiyor ama baya eğlenceliymiş bu drone işi. belki bir gün büyüğünü alırım.

  • Like 3
Mesaj tarihi:
marksman, 28.01.2026 13:06 tarihinde dedi ki:

1 yıl içinde şehir değiştireceğim

1 veya 2. tercihiniz hangi şehir olurdu? en yaşanılası

 

 

1 Tekirdağ

2 Çanakkale 

Mesaj tarihi:
Oce4n, 28.01.2026 15:29 tarihinde dedi ki:

ben de 39 oldum bugün. babam f-16 model drone almış (çin ürünü 😄 ) inanılmaz keyifli oynaması. köpükten bir şey, 15dk şarjı gidiyor ama baya eğlenceliymiş bu drone işi. belki bir gün büyüğünü alırım.

Happy börtdeey 🎂

Mesaj tarihi:
marksman, 28.01.2026 13:06 tarihinde dedi ki:

1 yıl içinde şehir değiştireceğim

1 veya 2. tercihiniz hangi şehir olurdu? en yaşanılası

 

 

antalya 

izmir

eskişehir

Mesaj tarihi: (düzenlendi)

muğla ufak yayla kenti, kışları da soğuk oluyor. kıyısıyla hiç alakası yok iklim olarak, ben olsam yaşamazdım orada. okul, üniversite ve vilayet binaları hariç pek birşey de yok. 1-2 avm açılmış geçen yıllarda. nerede yemek yiyelim diye şöyle bir geçtik bitti şehir, bodrum'un semti gibi neredeyse ölçek olarak. çanakkale herhalde daha mantıklıdır.

mutlu yıllar @Oce4n 😺

Sam tarafından düzenlendi
  • Like 1
×
×
  • Yeni Oluştur...