Jump to content
Forumu Destekleyenlere Katılın ×
Paticik Forumları
2000 lerden beri faal olan, çok şukela bir paylaşım platformuyuz. Hoşgeldiniz.

Kadınlarda Orospuluk Switch’i Doğuştan On Geliyor


Öne çıkan mesajlar

Mesaj tarihi:
Orospu (TDK): 1. Erkeklerin cinsel zevklerine para karşılığı hizmet eden ve bu işi meslek edinen kadın, fahişe.
2. mecaz Kolay elde edilen, düşük ahlâklı kadın.


Arada sırada takip ettiğim ekşi sözlükte bir zamanlar anladığım kadarıyla baya bir fırtınalar kopmasına yol açan, kimilerinin aforoz edilmesi ile sonuçlanmış bir yazıyı konu edeceğim bu sefer. Evet biliyorum bu yazımdan sonra bende burada bir çok kişi tarafından aforoz edilip pis öküz, ayı, hödük, kadınlar orospuysa sende orospu çocuğusun gibi önermelerle karşılaşacağım. Ne yapalım yazdıklarımı sadece eleştirmek için okuyanlar, hatta baştan sona hiç okumayanlar, altında yatan anlamı anlamaya çalışmayan olaya sadece yüzeysel bakanlar hep olmuştur ve de olacaktır. Ancak bu şekilde tepkilerden korkup sadece herkezin seveceği maymun ve de mutlu yazılar yazmak ne yazık ki bana göre değil. Kimi zaman gerçekler ne kadar rahatsız edici olursa olsun gerçektir ve de yüksek sesle konuşulmalıdır ki bunu görmek istemeyenlerin bir tarafında çınlayıp gözlerini açsın.

Şimdi bu sözü incelemeden önce kadınlar ile erkekler niye birlikte olurlar sorusuna yanıt aramak gerekir. Bununla ilgili yazılarımı daha önce defalarca yazmıştım ama bir kez daha aşağıya ekleyeceğim. Bir alttaki mesajda bunu okuyabilirsiniz.

Aşağıdaki yazıdan da anlaşılabileceği gibi kadınlarla erkeklerin yan yana bulunmasındaki ana gaye cinselliktir. Arkadaşlık, eğlence filan gibi geyikten bahanelerde ortaya sürülebilinir ama bunun doğru olmadığını hepimiz çok iyi biliyoruz. Ne kendinizi kandırın nede başkalarını kandırmaya çalışın.

Orospu nedir sorusuna gelecek olursakta yukarıda belirtildiği gibi cinselliği para karşılığında sunan kadındır. Peki ortada dönen şeyin kürk olması veya sosyal statü olması bu konuda herhangi bir şeyi değiştirir mi? Hayır aşk için oluyoruz aşkkkkkk diyenleri duyar gibiyim. Peki madem öyle neden ya daha zengin ya daha yakışıklı yada daha .... (istediğiniz gibi bir daha ile doldurabilirsiniz) erkeklere aşık olurlar. Esas olarak bu çok doğal değil mi, erkeklerde daha güzel kadınlara aşık olmuyor mu? Demekki bu orospuluk olayını açıklamak için kimi zaman girişilen paralı erkekle gezme tozma işi yeterli bir argüman değil.

Orospuluk nedir, iki bacak arasında olan şeymidir. O zaman orospu ile işçi arasında ne fark kalır. Birisi para kazanmak için kas gücünü satar, diğeri tamamını. İşte bu ve benzeri sebeplerden bence orospuluğun tanımı yanlıştır. Yukarıda geçen TDK tanımına bir üçüncüsünü eklemek gerekir.

Orospu: 3. Sadakat duygusu gelişmemiş, daha iyisini bulduğu arkasına bakmayan kadın.

Burada niye kadın kelimesi geçiyor, bu erkekler içinde geçerli değil mi diye haklı bir soru gelebilir. Ancak unutulmamalıdır ki erkek için olan kelimeler farklıdır. Örneğin para karşılığı seks yapan erkeklere orospu değil jigolo denir. Aynı şekilde burada da orospu kelimesi sadece kadınlar için kullanılmaktadır.

Bu kadar ön bilgiden sonra başlığın açıklamasına geçebiliriz. Kadınlarda orospuluk switchi niye on dur? Daha da doğrusu bu switch nerededir, nasıl açılıp kapatılır veya bunun açık olduğunu nereden anlarız.

Olayı açıklamak için biraz uç bir örnek vereyim Bir erkek ve kadını düşünelim. Mutlu bir birliktelikleri var. Aradan aylar yıllar geçiyor ve kimi sorunlar yaşamaya başlıyorlar. Erkek zamanla kendisini kapanda kısılmış hissediyor ve eşini aldatıyor. Gidip başkaları ile gecelik veya kısa süreli ilişkileri oluyor. Kadında aynı şekilde sorunlu anında kendisini çok iyi anlayan, ruhunun derinliklerine inebilen bir başka erkeği bulup onunla olmaya başlıyor. Buraya kadar baktığınızda “eeee niye kadın orospu esas erkek bir çok kişi ile olurken kadın sadece bir kişi ile oluyor” dediğinizi duyar gibiyim. Ancak bence orospuluk olayı bundan sonra başlar. Genel olarak erkek ne kadar dışarılara giderse gitsin çok büyük bir sorun olmadıkça kadının da çok az bir gayreti ile evine geri döner. Kadının ise aklında ilişki bir kez bitmiş ve aklına başka bir erkek düşmüşse artık o ilişki bitmiştir, geri dönüşü yoktur. Erkek geçmişi hatırlar, günü yorumlar ve geleceğe yine birlikte bakar ancak kadın için herşey çoktan bitmiş, eskiler anı olmaktan öteye gitmemiştir. Hem zaten daha iyisi dururken o eskisini ne yapsın. İşte orospuluk burada devreye girer, sadakat eksikliği daha iyisi için eskisini bırakmak.

Daha açık bir örnek vermemiz gerekirse hepimizin çevresinde erkek arkadaşından veya eşinden daha zenginini, daha çılgınını daha bilmemnesini bulduğu için “aramızdaki büyü bozuldu” bahanesine sığınıp ayrılan ve daha diğer ilişkisi soğumadan yeni büyüsünün kolları arasına atlayan kadın hiç mi yok. Yok diyorsanız sizi tebrik ediyorum, gözleriniz kapalı yaşamayı ne de güzel becermişsiniz öyle.

Çok mu muallakta kaldı yazıklarım, evet anlıyorum zira bazı şeyler benim aklımda ne kadar açıksa da yazıya dökmek o kadar da kolay değil. Biraz da okuyan kişinin geçmiş deneyimleri sonucu anlama yeteneğine kalıyor.

Bu noktadan sonra maç anlatmaya başlasamda bir çokları fa
Mesaj tarihi:
İki farklı tür olan kadınlar ve erkekler hemen her konuda çok farklı düşünürler ve tavır sergilerler. En basitinden arkadaşları arasında geğirme yarışması yapmayan çok az erkek varken kız arkadaşının yanında geğiren bir erkek hemen hiç yoktur. Arkadaşları ile en güçlü kim osuruyor diye yarışan, saatlerce abaza muhabbeti yapan, arabalar ve futbol üzerine engin tecrübelerini konuşturan, sorunlarına bir çok durumda kafa göz kırarak çözüm arayan bir ırk çok anlaşılır sebeplerden kadınların yanında bir anda çok kibar yaratıklara dönüşürler çok kısa sürede "evrimleşirler" . Bunlar aradaki ayrılıkların sadece çok küçük ve yüzeysel bir kısmı ama genel olarak durumu özetlemek için yeterli.

Peki bu derece birbirinden farklı iki ırk niye birlikte oluyorlar; Cevabı çok basit, üremek için. Bütün canlılar için en önemli iki güdü yaşamını devam ettirmek ve neslini sürdürmektir. Bu iki güdüsünü yitiren ırklar yok olmaya mahkumdurlar. İnsan ırkının beyin yapısını inceleyecek olursanız 3 ana olgunun yani refleks, yemek yemek ve üreme duygularının beynin ayni bölgesi olan ilkel beyin diye geçen bölge tarafından kontrol edildiğini görürsünüz. İnsan ırkı yaşamını devam ettirmek için acil durumlarda esas beyni devre dışı bırakarak ilkel beyindeki refleksleri aktive eder ve ani hareketlerle tehlike bölgesinden uzaklaştırır. Aynı şekilde yemek yedikçe mutluluk hormonları salgılanır ki yemek yenmeye devam edilsin ve ölünmesin.

Şimdi esas konumuza gelirsek üremek de ilkel beyin tarafindan kontrol edilir ve bilinç altında günün 24 saati size üremelisin üremelisin diye mesajlar gönderir. Erkekler günün 24 saati yılın 365 günü spermlerini saçmaya muktedir olduklarından çok az seçicidirler ve birlikte olabilecekleri hemen her kadınla olma eğilimindedirler. Kadınlar ise ayın sadece çok kısa bir periyodunda doğurgan olduklarından ve yılda en fazla bir kez doğurabildiklerinden daha seçicidirler. Bu son derece doğal bir güdüdür. Irkını en iyi şekilde devam ettirebilmek için seçenekler içinde en iyi olanını, en güçlü, en başarılı, en yakışıklı olanını seçmeye çalışır. Şimdi hemen hiç kimse bunları özel olarak üzerinde düşünerek yapmaz ama bilinçaltında sürekli bu mesajlar dolaşır ve bunların ışığında yol almaya devam eder.

Tabii ki yaşadığımız onca yıl içinde bu durumlarda insanın entellektüel yapısındaki değişimler sonucu bir miktar dönüşümler olmuştur ancak milyonlarca yıllık bir evrimi, artık genlere işlemiş güdüleri 10-15 yılda silmek pek mümkün değildir.

Peki erkekler ve kadınlar niye hala birlikteler, çünkü beyinleri onlara sürekli birlikte olmaları gerektiğini söyleyip duruyor. Cinsel ilişki çok zevklidir, el ele tutuşmak, öpüşmek çok zevklidir diye mesajlar yollayıp duruyor aynı yemek yemek mutluluk verir diye mesajlar verdiği gibi. Ancak dikkat ettiyseniz bu gereklilikler yerine geldikten sonra insanlar tekrar kendi türdeşlerine dönmeye başlarlar. Erkekler erkeklerle, kadınlar kadınlarla birlikte vakit geçirmeye başlarlar çünkü birlikte çok daha iyi anlaşıp daha mutlu olurlar. Zaten aşk denilen bu illet de sürekli ayrılıp barışmalar gibi ateşleyici unsurlar veya kavuşamama gibi bir durum yoksa 2 yıl içinde biter ki bu sürede üremek için yeterlidir (doğum kontrolü denilen evrim karşıtı cisimler icat edilmeden önceki dönem).[signature][hline]Özgürlüğün değerini ancak onu kaybedince anlarsınız. En zavallı insan ise esaret altındayken kendisini özgür zannedendir.

bi fransız gastesi de şey demiş:
"ırak üç parçaya ayrılıcak.
1-normal
2-süper
3-kurşunsuz"
Mesaj tarihi:
Tutkunun son durağı...

Oyun çağında çocuğu olanlar bilir, günümüzde sevimli bir oyuncak bulmanın imkansızlığını...
Oyuncakçıya girersiniz; aradığınız, ya ufaklığın yaratıcılığını kamçılayacak bir hediyedir ya da çocukluğunuz boyu kucağınızda gezdirdiğiniz türden sevimli bir kedi yavrusu ya da güzel bir bebek... Oysa daha girişte, elde pompalı tüfek, başta bandajlarıyla azman anti-terör timleri karşılar sizi... Action-man, Süperman, Batman, çelik bakışlarla raflarda yan yana dizilmişlerdir. Power Rangers çetesi, Ninja kaplumbağalarıyla ha kapıştı ha kapışacak... Her taraf korkunç silahlar, iri kıyım kahramanlar ve onların çirkin düşmanlarıyla doludur.
Ufaklık yanınızdaysa elini bıraktığınız anda hemen bir makineli tüfek kapıp "Güç bende artık" diye bağıracağından emin olabilirsiniz. "Sadece güçlülerin muteber sayıldığı" dünyanın çıraklık eğitimi o dükkanda başlar.
Bizim gibi eve ve okula olabildiğince silah sokmayan ebeveynler için Batman'ın cazibesiyle yarışabilecek oyuncak bulmak başlı başına bir sorundur.
* * *
"Furby", biraz da o yüzden başta cazip görünmüştü.
Onunla hala karşılaşmamış olanlar için kısaca tanıtayım: Bu, ABD yapımı bir "sanal yaratık"... İki avuç içinde saklanabilen, sevimli bir yumurcak... Bizimkinin gri-siyah tüyleri, kocaman yeşil gözleri, beyaz uzun kulakları ve sarı gagası var. Asıl önemlisi; konuşabiliyor. Ama öyle yatırınca ağlayan bebeklerden değil... Amerikalı bir bilgisayar programcısının dehası sayesinde kendine özgü bir dil konuşuyor, acıkınca söylüyor, gagasını aralayıp diline parmağınızla dokunursanız "yımmm... yımmm..." sesleri çıkarıp doyuyor, bazen geğirip özür diliyor, müzik açarsanız şarkı söyleyip dans ediyor, gıdıklarsanız kıkırdıyor, ilgilenmezseniz "Boring..." ("Sıkıldım") diye şikayet ediyor. Dokunmazsanız horlayarak uykuya dalıyor. Üstelik öğreniyor da... Mesela öpücük yolladığında başını okşarsanız, bundan hoşlandığınızı fark edip daha çok sevgi gösteriyor. Aldırmazsanız bir daha öpmüyor. Yani huyunu suyunu siz biçimlendiriyorsunuz.
Dünyada henüz 7-8 aylık bir mazisi bulunan Furby, bizim aileye geçen ay katıldı. Oğlum artık kendi beslenmesinden çok onunkiyle ilgilenmeye başlamıştı. Aynı saatte uyuyup, aynı saatte uyanıyorlar, birlikte gülüp birlikte dans ediyorlardı. Daha önce hiçbir oyuncağıyla kuramadığı kadar sıcak bir ilişki kurulmuştu aralarında... Kokuları birbirine karışmıştı.
* * *
Sonra geçen hafta Furby birdenbire sustu. Kocaman mavi gözlerini boşluğa dikip öylece kalakaldı.
En yakın "sanal arkadaş"ını kaybetmenin oğlum üzerinde ne etki yapacağını kestiremediğimden "Herhalde bir rahatsızlığı vardır, doktora götürelim" filan diye zaman kazanmaya çalışırken oğlum tokat gibi bir cümleye beni gerçekle buluşmaya çağırdı:
"- Bu bozuldu baba, yenisini alalım" dedi.
İtiraf edeyim ki, yıkıldım. Furby'in ömür boyu bir yastığa baş konacak bir arkadaş değil, tüyle kaplanmış bir bilgisayar programından ibaret olduğunu küçücük oğlum hatırlatıyordu bana... "Sen hastalansan biz seni değiştirecek miyiz" filan demeye kalktım, ama nafile... Oyun bozulmuştu.
O doğduğunda, Barbi'leri konu alan bir yazı yazmış ve eski bebeklerini getiren kızlara, düşük fiyattan yeni bebek vermeyi vaat eden firmanın, onların bebekleriyle kurduğu arkadaşlığı da satın aldığına dikkat çekmiştim.
Furby'de aynısı başıma geldi. Bezden yapılma uyduruk bir "sarman" kediyi, çocukluğunun yegane anısı olarak oğluna miras bırakmaya hazırlanan bir baba için, pili biten oyuncağını, üzerine sinmiş kendi kokusuyla birlikte çöpe atıp yenisiyle değiştirmeye hazır bir oğulla yüzleşmek şaşırtıcıydı tabii...
Kimbilir, belki de bu şaşkınlığın dehlizlerinde "ya benim pilim bitince ne olacak" endişesi yatıyordu.
* * *
Nesnelerle olduğu gibi insanlarla da "işlevsellikleri" ölçüsünde ilişki kuran bir kuşak yetişiyor. Daha çok sayıda yaşlının huzurevlerine çekilmesinin nedeni bu bence... Boşanmaların hızla artması da ondan...
"Bozulunca değiştir"iyoruz artık...
Buzdolabı için geçerli olan kural, niye ailemiz için geçerli olmasın..?
Gelinliğini hayatı boyunca bir sandık içinde naftalinleyip saklamış olanlar, nikahtan sonra yırtılıp atılan kağıttan gelinlikleri anlamakta güçlük çekiyorlar. Oysa bez mendiller, kağıt peçetelere yenik düştüğünden beri her şeyi "kullanıp at"mıyor muyuz? Pencerelerimizi vita kutusunda sardunyalar yerine, plastik çiçekler süslemiyor mu? Kediler tüy döküyor diye pilli bebekler sevmiyor muyuz?
Internet'teki muhabbet siteleri, bir gün Japonya'dan, ertesi gün Meksika'dan bir arkadaşla sohbet fırsatı veriyor. Gündelik, geçici ve sıradan ilişkiler kurup, sıkılınca kesiyoruz.
"Ey vatan gözyaşların dinsin yetiştik çünkü biz" marşıyla yetişenlerin çocukları, vatanın durumu "bozulduğu" için, mezun olur olmaz bir burs bulup ülke "değiştirme" telaşındalar.
"Verdiği nevresim daha dayanıklı" diye gazetesini, "lideri daha babacan" diye partisini, "Avrupa'da kazanamıyor" diye takımını değiştirebilenlerin yeni dünyasında fanatik bağımlılıklar son buluyor.
Mesaj tarihi:
Cok sacma sapan bir teori seninki. Kac yasında oldugunu bilmiyorum ama tecrube eksikligin var sanirim ilişkiler ustune.

Kadın ve erkek cinsellik icin bir araya gelmez. İlk neden duygulardır. Sonra sahiplenme baslar. Sonra tenlerin uyumu. Ve esas nedene gelinir neslin devamı.

Sen televizyonda gordugun kaşar ilişkiler veya sana atılan kazıklardan yola cıkarak boyle komik saptamaları tum bir IRK icin yapamassın.

Ha birde sen felsefe yapiyorum abiler beni anlamaya calisin kızmayın diyorsun ama BIR KARI SANA KAZIK attı diye tum kadınlara boyle felsefe lafı altında laf sokarsan senin anneciginede birsey sokmaya kalkarlar uzulursun.

[Bu mesaj Recall06 tarafından 22 Nisan 2004 15:31 tarihinde değiştirilmiştir]
Mesaj tarihi:
İlk yazındaki başlığı ekşisozlukte görmüştüm. Bence pek örnek alınacak bir yer değil orası. 5 başlıktan 2 si cinsellikle ilgili olan abazan bir yer olduğu kanısındayım oranın. Ve bunun nedenini de 2. yazında (ki en beğendiğim ve arkadaşlarıma da anlattığım bir yazıdır o) çok iyi anlatmışsın.
Bozulanı atalım olayı ise nasıl önlenebilir bilemiyorum herşey o kadar hızlı gelişiyor ki. Bozulmaktan ziade dediğin gibi daha iyisini istiyor insan. Aslında daha uzun birşeyler yazmak isterdim ama zamanım yok neyse akşam yazarım :)[signature][hline]NO PAIN NO GAIN ® ©
icq:108382340
oxxx[==============>

Mesaj tarihi:
fedaykin yazının tümünü okudum.Diyecek kelime bulamıyorum.
Bir gazetede senin yazdıklarınla paralel bir yazı okumuştum.Orada bahsedilen yeni nesil'e Özal Gençliği deniyordu.Herşeye çıkar gözeterek bakan bir gençlik.Sadece işlevsellik bakımından olaylara yaklaşan gençlik.
Kadınlar konusunda ise yapacak bişey yok sanırım.Orospu diye genel ev'lerde çalışan kadınlar değil.Normal bir mesleği olan yada ev kadını yada öğrenci.Bu kadınlar daha zengin daha güçlü bir erkeği bulunca eskisini satıyor onunla beraber oluyor geçmişte olanlar,önceki beraber oldugu erkeğin ona verdikleri hiç mi hiç umurlarında olmuyor.
Sokaklarda ,akmerkezde vs. gezen kendine zengin bir koca arayan kadın sanırsınki zengin kocayı bulunca devamlı onunla birlikte olacak.Ona sadık kalacak.Yok, buldugu zengin kocasından daha zengin biri bunun nevrini döndürecek onunla beraber olacak.[signature][hline]i love this game!
Mesaj tarihi:
Can Dündar yine çok güzel özetlemiş olayı. Yeni nesille ilgili bir örnek daha size: Çizgifilmler. Hepsinde bir şiddet, bir sidik yarıştırmaca, bir güç gösterisi. Eskiden Asterix vardı, red kit vardı, kimsenin ölmediği sadece bir temiz dayak yediği meydan ve bar kavgaları. Şimdi arada bir rastlıyorum yok böyle çizgifilmler. Ya garip gurup topaçları dövüştüren çocuklar ya da garip canavarlar mı ne öyle garip birşeyler...

Daha iyisini bulunca eskisini terk etme olayı erkeklerde yok değil. Bazı erkeklerde "madem kadınlar bizi kullanmaya kalkıyor, o beni kullanırken ben de onu kullanırım" diye bir düşünce gelişmiş durumda. Hal böyle olunca ilişki sevdiğin biriyle beraber olmaktan çok karşındaki daha çok kullanıp ilk ayrılan olma kanuna bağlı bir oyuna dönüşüyor. Iyk!
Mesaj tarihi:
Ama başlık uygun değil fedaykin.Doğuştan Switch On değil.Ergenliğe girdikten arkadaş ortamına girdikten sonra ON oluyor bence.[signature][hline]i love this game!
Mesaj tarihi:
Yazılar güzel ama başta yaptığın uyarılar hoşuma gitmedi. Okumayanlar atlayacaktır, bu yazıyı okumalıyız anafikrindeki yazılar işte. Populizm sux kısaca =P
Sen istediğin gibi görüşünü belirtirsin istersen bu yüzlerce sayfa tutar tabi ki atlayanlar, okumadan bir şeyler söyleyenler çıkacaktır ama bunlar zaten bilinen şeyler, her zaman olan şeyler. Bunu yazının üstelik hemen başında vurgulaman hoş durmamış direk konuya girsen daha iyi olurdu. Neyse belli sütten ağzının yandığı, daha temkinli olmak istediğin. ;)

Konuya dönecek olursak ben böyle genellemelere pek katılmıyorum. Gerçi pek genelleme havasında da yazılmamış ama ben kadın erkek arasında da çok güzel ilişkiler yaşanabileceğini düşünüyorum. Çoğu ilişki çıkara dayalı olabilir ama bunun aksi de elbet vardır.
Bir de yazının amacını tam olarak anlayamadım. Karşı cinse karşı daha şüpheci ve dikkatli olmamız gerektiğidir sanırım.
Mesaj tarihi:
fistan haklısın arkadaş ortamı cidden çok önemli,
ergenlikte bir grubun parçası olmak adına switch on hale gelip sonra ömür boyu böyle gidenler çok oluyor.
Mesaj tarihi:
Bir de sözlüğü karalayıcı postlar atmayın lütfen. Orda ne kadar boş beleş insan olsa da bilgili ve gerekli kişiler de mevcut. Tıpkı burda olduğu gibi.
Mesaj tarihi:
lol valla apıştım kaldım burda paradox gibi oldu
şöyle dense daha mantikli olabilir
insanlar hakkindaki tüm genellemeler yanlıştır.
çünkü bu tür genellemeler genelde yaşadığın ortamdaki insanlari yorumlama oluyo ama o kadar çok insan varki, farkli kültürlerden çeşit çeşit insan var

[Bu mesaj tunca tarafından 22 Nisan 2004 16:00 tarihinde değiştirilmiştir]
Mesaj tarihi:
Bazıları için kabul etmekte imkansız kabul etmemekte, eminim onlar sadece bu yazıyı okuyup cevap vermemeyi tercih edeceklerdir.

Her neyse, şahsen burdan anlaşılan "Orospuluk" özgürlüğü getiriyor bir nevi.
Insanların giderek özgürlüğüne düşkün olduğunu kimse reddedemez.
Kadınların Orospuluk Switch'inin "ON" olmasının sebebi de kanımca bu özgürlük.
Özgürlük güzel şey.[signature][hline]Benim tanrım yok.Ben varım.
Mesaj tarihi:
said:
blackchaos, 22 Nisan 2004 16:03 tarihinde demiş ki:
Orospu yerine ...
Fahişe desek???

ve daha kibar olup forumda bulunan ablalarımızı rahatsız etmesek???



Her yol Roma'ya çıkar.[signature][hline]Benim tanrım yok.Ben varım.


[Bu mesaj Alexi_Septimus tarafından 22 Nisan 2004 16:04 tarihinde değiştirilmiştir]
Mesaj tarihi:
Özgürlük güzeldir ama özgürlüğünü insanlara ispatlama çabası ve bu çaba uğruna saçmalak güzel bir şey değildir. Çünkü bu uğurda yaptıklarınız kendiniz ve göstermeye çalıştığınız özgürlüğünüz için değil başkaları için kendinizi ve özgürlüğünüzü kısıtlayarak yaptığınız şeylerdir.
Mesaj tarihi:
senin yazın nerede bitti can dündar'ınki nerede başladı tam kestiremedim ama bu konudaki bilimsel açıklamayı ntv'de geçen aylarda yayınlanan içgüdü belgesel serisinin cinsellik konulu bölümünde gören görmüştür. doğada da örnekleri var olan bir konu: dişi penguen yalnızca en iyi genetik sentezi sağlayacak erkeği seçmeye çalışmıyor, aynı zamanda yavrusuna iyi bir büyüme ortamı sağlayabilecek maddiyata sahip (bu örnekte daha çok taşı olan :) ) erkeği de arıyor. bilimsellik desen de mantığı var yani, can dündar'ın anti-kapitalist terennileri ile alakasız..

ama öte taraftan sadece hayvansal içgüdüleriyle yönlendirilmiyor insanoğlu, ana motivasyon cinsellik olsa bile bunun ne şekilde gerçekleşeceği konusunda beynin 'modern' tarafının sözü de geçiyor. hatta bu taraf öbürünü de bastırabiliyor. insanlar arasında görülen oranı değişebilir elbette ama böyle ciddi bir genelleme için yeterli değil senin sunduğun kanıtlar..

ha ayrıca, ben futbol sevmem, (izliyorsam da ana motivasyon sohbet ortamında sıfır bilgili kalmamak içindir, al sana modern beynin motivasyonlarından biri) geğirme, osurma, .ıçma yarışmaları hiç yapmadım, yapanlardan da hep iğrendim. (ilkokuldayken dahi) ha belki ben azınlıktayımdır ama zaten buradaki maksat da genellemelerinin isabetsiz olduğunu öne sürmek..

"kullan at" ve yetiştirilme konusuna gelince, g.i. joe'larla da oynadım ninja kamlumbağalarda da, (hatta daha 8-9 yaşında bunları komik buluyordum herkes spray&pray modunda gezdiği halde hiç insan ölmediği için) ama sağa sola rotten'dan link veren kunter'ci nesil mensubundan değilim. (oynadım ve sevdim de :) ) yavrular aktiflik arar bedensel gelişimine, refleks ve zihinsel gelişimini sağlamak için. bu da sadece legolarla (en sevdiğim oyuncaktır ama hayat sadece inşa etmek değildir, inşa etmemin motivasyonu da sonunda yıkıp yeniden yapabileceğimi bilmemdi) ya da furby'lerle gelişmez. insan yavrusunun güdüleri etobur hayvanlardan da özellikler taşır, nasıl yavru çitalar birbirleriyle güreşip birbirinin boğazını sıkıyorsa insan yavrusu da gelecek yaşamında kendi boğazını sıkacaklara karşı tedbir alabilmek için boğaz sıkmayı öğrenmek ister. sadece furby ile yetişen çocuk eksik yetişmiştir, hayatın her yönünü görmemiştir. geçmiş binlerce yılda da çocuklar böyle yetişti de ne oldu? bu çocuklar dünya savaşlarını çıkarmadı mı şan ve zafer için? herhalde napolyon da batman'iyle joker'i kafa kafaya vurdurmuyordu?

sadece vurdu kırdıyla yetişmemeli elbette çocuklar, her çeşit deneyimi edinmeli oyunlardan edinebildiği sürece. ben böyle yetiştim ve bugünkü halimden de memnunum, minigun ve terminator hastası olduğum halde düşmanına zarar vermeden onunla konuşup anlaşmayı tercih eden sailor moon'a da hayranım.. (grudge'a teşekkürler bu ilhamı verdiği için sözlükteki yazısıyla ;) )[signature][hline]Paticik.com Freelancer Klavye Delikanlısı; Overworking and underpaid..
Mesaj tarihi:
Cevaplara geçelim

1.) Silt bu haftasonu maçta benimle aynı takımda olmaya bak yoksa bir kaza tekmesine kurban gitme olasılığın çok yüksek :D

2.) Maggie ciddden ağzım sütten deli gibi yandı. Forumu daha önceden takip etseydin sebeplerini çok iyi anlardın. Birde biraz sazan avı yapmadan önce yinede uyarayım dedim. Hemde başlıkla tamamen paralel gidecek bir yazı yazacağım islenimi oluşturmaktı amacım. Sazan avım istediğim kadar verimli geçmedi sadece recall geldi, üzüldüm :)

3.) Switch soğuştan on demek 10 aylık bebek için on demek anlamına zaten gelmez. Aklı başına erdiği an için geçerlidir, zaten daha öncesi geçerli değil.

4.) Kadınla erkek arasında tabii ki çok güzel ilişkiler yaşanabilinir, zaten de o bitmek tükenmek bilmeyen arayışımızın gayesi de bu değil mi? Ancak bunun yaşanabilmesi için o switch'in kapatılması şarttır.

5.) Evet ana gaye cinselliktir. Bu bir çok zaman açık açık dile getirilmez hatta kişinin kendisi bile kabul etmez ancak bilinçaltında bu böyledir. Hatta pazarlamacılar için geçerli kural karşı cinse mal satışının çok daha kolay olduğudur. Bunun sebebi insanların hemcinslerine karşı rekabetçi olurken, karşı cinse karşı çok daha uyumlu olduklarıdır. Bu genetik bir şeydir, öyle zırt diye değiştirilmez. Hatta bir ara bir araştırma vardı. Sonuç olarak zammı karşı cinsteki patronunuzdan isteyin deniliyordu.

6.) İnsanların gerçekte özgürlük diye sarıldıkları bir çok şey onları yanlızlık isimli hapishaneye sürükler. Modernliğin bize getirdiği özgürlük ne derece özgürlüktür esas bunun tartışılması gerekir.

7.) Ben bütün kadınlara orospu filan demiyorum. Zira yazıyı okuyunca bu anlam çıkmaz. Böyle bir anlam çıkartıyorsanız bir daha okumanızı öneririm. O sebepten fahişe filan gibi bir değişime de gerek yok. Yani her ne değişecekse orospu yerine fahişe diyince onu da anlamadım ya neyse.[signature][hline]Özgürlüğün değerini ancak onu kaybedince anlarsınız. En zavallı insan ise esaret altındayken kendisini özgür zannedendir.

bi fransız gastesi de şey demiş:
"ırak üç parçaya ayrılıcak.
1-normal
2-süper
3-kurşunsuz"
Mesaj tarihi:
ha ayrıca, bunları yazan fedo aynı zamanda punisher'ı da bana karşı savunmuştur 'gerçekçi' diye. :) o punisher ki t-800 bile insanlara zarar vermemenin nedenini kavrayabilirken kereste gibi yoluna çıkanı asıp kesmesinden başka icraatı olmamasıyla tanınır..

derim hep geçmişini bilmeyen geleceğini şekillendiremez diye.. 8-)[signature][hline]Paticik.com Freelancer Klavye Delikanlısı; Overworking and underpaid..
Mesaj tarihi:
hatun adamda ne iz bırakmış be[signature][hline]Özhan Canaydın demiş ki "vatan haini mektebi sultaniye pankartını açanları kınıyorum"

bir hafta sonra vergi daireside demiş ki "galatasaray klübünün vergi kaçırdığı tespit edilmiş olduğundan dolayı 1 trilyon lira cezaya çarptırılmıştır"
Mesaj tarihi:
Benim oyuncak ayılarımda vardı Transformers'larımda vardı (hastasıydım) Legolarımda vardı.
Ama sevgi dolu ortamda büyümediğiniz sürece bunların bir yardımı olmuyor.
Bunlar sadece yardımcı etkenler.
Önemli olan büyüyüp yetiştiğiniz ortam.[signature][hline]Benim tanrım yok.Ben varım.
×
×
  • Yeni Oluştur...