Jump to content
Forumu Destekleyenlere Katılın ×
Paticik Forumları
2000 lerden beri faal olan, çok şukela bir paylaşım platformuyuz. Hoşgeldiniz.

Bisiklet


Killer

Öne çıkan mesajlar

Llama said:

Xaenin said:

http://www.pranatr.com/index.php?route=product/product&path=74_75&product_id=92

İlk pislet olarak bu bebişi düşünüyorum, yorumlar nedir?


hiç yol kullandın mı daha önce


Ben de bunu sorucam. O kadar rahatsız bir bisiklet ki bu, denemediyseniz sakın denemeden almayın. Alın bir sehir bisikleti geçin. Gezmek için yarış bisikleti alınmaz.
Link to comment
Sosyal ağlarda paylaş

bi tünel macerası geçirdim anlatıyım burda sıcağı sıcağına

otobandan otogara gittiğimi yazmıştım. izmiri bilenler bilir yamanlardan hemen sonra ardı ardına 2 tünel var. ilk tünele girmeden önce endişeliydim güvenlik şerdi varmıdır gidebilirmiyim diye. güvenlik şeridi yoktu ama kenarda acil durumlarda yayaların yürümesi için ayrılmış kaldırım imdadıma yetişti. tam bi bisiklet geçebilecek kadar dardı yol ama binmedim. elimde geçtim.

ilk tünel 266 metreydi. ikinci tüneli gördüğümde rahattım nasıl olsa geçtim birini diye. ama tünelin girişindeki 1800m tabelasını görünce bi düşündüm. yani neredeyse 2km. hemen yanındaki güvenlik önlemi almadan girmeyiniz tabelası ise içime endişe tohumlarını serpmeye yetmişti.

ilk 50-100 metreyi felan kafamda 2km nin ne kadar olduğunu ve daha önce yürüdüğüm 2kmlik yolları hesap ederek geçirdim. uyarı tabelasının ne gibi durumlar için koyulmuş olabileceğini tahmin etmeye çalıştım ama aklıma bişey gelmedi.

artık geri dönülmeyecek mesafeyi aldıktan sonra tünelin içinde yankılanan araba tır ve motor sesleriyle başbaşaydım. belirli mesafelerde bulunan s.o.s. noktalarının beni germekten başka ne işe yarabileceği ise ayrı bir muammaydı.

bir an kapalı alan korkum veya panik atağım olsaydı neler olabileceğini düşündüm. ki aslında bu ikisi her insanda bir miktar olan şeyler.500-600m felan gitmiştim. gözüm güvenlik kameralarına ilişti. panik atak veya kapalı alan korkusuna kapılsaydım olacak şey, oracıkta kıçımın üstüne oturup kafayı yememdi ve sizde yarın akşam atv anahaberde güvenlik kameralarının çektiği görüntüleri izliyor olurdunuz.

paniğe kapılma korkusu minimum düzeyde kendisini göstermişken maximum düzeydeki konsantrasyon gücüm endişelenmemi gerektirecek herhangi bir durum olmadığının göstergesiydi ama ben yinede sadece kendimi kontrol etmeye odaklandım.

ara ara kenardan hızla geçen fındık fareleri splinter usta rafael ve donetolloyu getirdi aklıma. onlarda bu tip yerlerde yaşıyordu bilirsiniz. sonra bu tip bir tünelde geçen gerilim filmi vardı o geldi aklıma, ilk fırsatta bulup izliycem.

sanırım artık 1km yi geçtikten sonra havalandırma sistemi olup olmadığı geldi aklıma. nefes alışım hafiften zorlaşmaya başlamıştı çünkü. havalandırma sistemi tabiki vardı ama kapalı alandaki onlarca araba ve tırın egsoz dumanı nefes almayı biraz güçleştiriyordu.

maximum düzeydeki self kontrolüm ile yola devam ederken geçen arabaların hızları ve trafikteki ufacık düzeyde bir aksamanın neden olabileceği kazanın boyutu, tabakhaneye bok yetiştirir gibi görünen insanları bir an için anlayamama ma neden oldu. çok acil durumlar dışında hiç bir insanın bu kader acele etme ihtiyacı olmamalıydı o an bana göre.

uzaktan ışığı gördüğümde aksiliklerin hep böyle tamam bitti dendiği anlarda ortaya çıktığını düşündüm. o yüzden konsantrasyonumu aynen devam ettirip aydınlığa bakarak uzun süre loş bir ortama bakmış gözlerimi alıştırmaya çalıştım. alıştırmadan çıkarsam etkilene bilirdim.

tünelden çıkınca şöyle bir hatıra fotoğrafı çektim. güneş tam karşıdan vuruyordu böyle çıktı ama hatıranın anlam ve içeriğine uygun düştü

http://i.hizliresim.com/q94jXQ.jpg



fotoğrafı çektim ama henüz bitmemişti. tünelin içinden çıkan trafik polisinin mavi tepe lambası dönüyordu ve 70-80 metre ilerde durdu. polis arabadan inip elini güneşten kamaşan gözlerinin üzerine koymuş bana doğru bakıyordu. bende lastiklerimi şişirmiş yola çıkmak üzereydim. polislere doğru sakince yürümeye başladım. bu arada uyduracağım bahaneleri düşünüyordum ancak biraz önce hatıra için foto çekerken beni kameradan görmüş olma ihtimalleri acelem olduğuyla ilgili bütün bahaneleri geçersiz kılıyordu. üstelik kimlik sorgusu yapılırsa alıkoyulmam için ellerinde yeterli sebepler vardı.

ben sakince ona doğru yürürken polis elini kamaşan gözlerine siper etmiş bana doğru bakıyordu. konuşma mesafesine gelmeme rağmen bakmaya devam etti. baktığı nokta artık benim arkama düşmüştü. dibinde gelmiş olmama rağmen bakmaya devam ediyordu.

ne o bozuntuya verdi ne ben. kolay gelsin amirim diyerek geçtim yanlarından ve güvenlik şeridinin dibine yapışıp yoluma devam ettim.
Link to comment
Sosyal ağlarda paylaş

Ya paraya çok takılmayıp speclerin üzerinden yorum yaparsanız daha çok sevinirim. 1.5 sene kadardır hiç spor yapmıyorum, çok fena salmış durumdayım, yarın eve kondisyon bisikleti geliyor onunla 2-3 ay kadar kondisyonumu toparlayıp haftasonları evden çıkıp kendimi yollara vurmayı düşünüyorum.

Aslında dağ bisikleti düşünüyordum, babamların 10 kişi kadar bir kadrosu var her haftasonu Belgrad'da 30-40 km yapıyorlar ama ben höt dedin mi ormana gidebileceğimi sanmıyorum. O yüzden önce birazcık şehirde binip sonra bir tane de orman için almayı, duruma göre ya yol ya orman yapmayı düşünüyorum.

Ev Nişantaşı'nda olduğu için sağ sol felaket yokuş, onu da göz önünde bulundurarak bana tavsiye verebilirseniz çok sevinirim.

Dediğim gibi 3k-4k euro civarına çıkılmadığı sürece sıkıntı değil fiyat, Orbea olması kritik ama orada ayrıca rahatlığım var.

http://www.pranatr.com/ den öneriler getirebilirsiniz pls.

Öptüm.
Link to comment
Sosyal ağlarda paylaş

Abi oncelikle daha once drop bar yol bisikleti surmediysen bi onda rahat edebilecek misin ona bak, yoksa tur bisikletlerine yollan.

Ikincisi, baktigin bisikletin geometrisi fazla ileri pozisyon istiyor, yol yaris yerine endurans a uygun geometriler seni daha rahat ettirir diye dusunuyorum. Yol bisikleti kullananlar katilacaktir. Daha dik oturuldugu icin sehir icinde kontrol kolayligi saglamasi, daha az bel agrisi, ve daha az yol titresiminin birlesimi olarak sana konfor olarak geri doner.

Orbea bisikletlerde aqua degil de avant serisi endurans geometrilerine ve oturus pozisyonuna sahip.

Avant da biri h30 biri m50 olarak iki secenek var ikisi arasinda da daglar var.
kadro karbon oluyor, jantlar mavic oluyor, komponentler 3 seviye atliyor falan derken fiyat 2 katina cikmis durumda.
Ben sahsen kaliteli aluminum > ucuz karbon diye dusundugumden su oneriyi yapardim;

orbea avant h30 alirim, madem alacagin yer tanidik, ustundeki stok shimano sora komponentler yerine sana verecekleri fiyata gore tiagra veya 105 set doserdim. Cogu bisikletci bu tarz komponent degisiklerini gelis fiyatlarina yapip cikan parcalari guzelce okutabiliyor. Kullandiktan sonra degistirmek makul olmazdi.

Aqua da ne sikinti var? Fiyat ayni ama daha iyi komponent aliyoruz falan diye sorulabilir.
Baya baya esnek bir kadro, bence hayli rahatsiz, guzel bir baslangic bisikleti degil ve gereksiz bir komponent kalabaligiyla makul olabilecek bir baslangic kadrosunu orta ve orta ustu sekilde donatmislar.
Ustune bir de look keo pedal takmislar, sehir ici icin baslangic bisikleti bakan birine baya baya sert tek yonlu clipless pedal ben onermezdim kesinlikle. Kadroya ve frenlere guven gelip bisiklete alistiktan sonra cift yonlu bir shimano spd m520 pedal alir sehir ici ve turda cift yonlu , floatlu clipless pedal tadi yasarsin. Look keo icin erken.

onun disinda da soylencek bisey yok. hayirli ugurlu olsun adfads
Link to comment
Sosyal ağlarda paylaş

Bence de pahali bu bisiklet. Yaris bisikleti ile her yola giremezsin telef olur bisiklet. Yarislara katilmak gibi bir amacin yoksa alma bence. Giris seviyesi profesyonel bisiklet fiyati bu.
Dag bisikleti bana kalin gelir diyorsan Fitness bisikleti al. Hem saglam, hem amortisorlu hem de hiz yapabilirsin.
Yaz ortasi oldu zaten, firmalar indirim yapiyordur. Arastir bence.
Link to comment
Sosyal ağlarda paylaş

Her yol bisikletinin geometrisi ve oturus pozisyonu ayni degil, bir de ekstra bir konforsuzluk rahatsizlik , agri gibi bisey soz konusuysa fitting yanlis yapilmistir.

Mtb ler geometrileri geregi kadro boyu, ayarsiz sele, ayarsiz pedal, gidon vs kaldiriyor bi yere kadar uzun yollar yapanlar icin bile.

Yol bisikleti ise takim elbise gibi, birine olan bir baskasina olmayabilir, cok fazla degisken var. Sirf bu sebeplerden profesyonel anlayisla fitting yapilmamis bir bisiklete binip (oyledir veya oyle degildir demiyorum) sonra oneriyorum/onermiyorum demek baya zor.
Link to comment
Sosyal ağlarda paylaş

İzmir'de fixie bulabilir miyim denemek için can atıyorum fixieleri. Skid slide falan yapamam muhtemelen ama bu frensiz vitezsiz sabit dişlili ultra hafif bu bisikletlere sempatim sürekli artıyor.

Fixie yokuşlu yerlerde olmaz, fixie şehirde trafikte olmaz diyenlere cevap gibi bir film çekmişler ve fixie'nin bir bisiklet türü değil bir altkültür olduğunun altını çizmişler. UZUN ama nefeskesici sahneler var.


http://www.youtube.com/watch?v=6roX9u4sQVk
Bari bi ön fren olaydı demeden edemiyorum :)
Link to comment
Sosyal ağlarda paylaş

kontra pedal takarım direk
cocukken zaten dogru düzgün freni olan bisiklet sürmedim yıllarca
ön freni zaten söküp atardım kalabalık yapıyo bi de gidon 360 dönmüyo kablodan diye
arka frende bozulduysa artık araya ayak sokmayla falan frenlerdim
baktın duramayacak gibisin altından bırakıyosun bisikleti sittirolup gidiyodu asds
Link to comment
Sosyal ağlarda paylaş

Fistan said:

kontra pedal takarım direk

fixie'lerde pedal arka tekerleğe direk bağlı zaten. Yokuş aşağı inerken de pedallar o hızla dönmek zorunda. Geri çevirirsen de geriye doğru dönüyor arka tekerlek. Kontra pedaldan da öte fixie işte bak izle biraz videoyu göreceksin ne demek istediğimi
Link to comment
Sosyal ağlarda paylaş

izmirden gümüldüre geçtim. yol okadar rahattıki çayırda gezer gibi geldim.

son 10 km dik bi yokuş başladı. aldım elime bisikleti çıkıyorum. virajı döndüm hala yokuş. şu köşeyide dönüyüm tamam iniştir diyorum. yok daha beter bi rampa başlıyo.

böyle böyle saatlerce elimde 30 kilo ağırlıkla yürüdüm. artık 50 metre gidip 15 dakka dinlenir hale geldim. her virajdan sonra şimdi bitecek ha gayret diyorum. yok bitmiyor.

suda bitti saat öğle 3 civarı. etrafta dağ tepeden başka bişey yok. milletin arabadan yol kenarına salladığı pet şişelerdeki suları içmeye başladım. bildiğin kaynar su olmuş oda. içinde sallama çay demlenir. yinede içtim.

artık sineği kovmak için kolumu bacağımı oynatamayacak hale geldim. her virajdan sonra her çıkışın bi inişi vardır, şimdi bitecek şu dönemeçten sonra diye kendimi avutuyorum. yok bitmiyor. artık etrafta daha yüksekte bişey kalmadı bulutamı çıkacam 20 metre sonra başlayacak iniş diyorum. yok hala tırmanış.

artık sadece meraktan ilerleyebiliyorum şu virajdan sonra iniştir belki bakıyım diye. yoksa hayatta kalkamam yerimden. çöldeki bedevilere döndüm. susuzluk sıcak bi yandan. inince şöyle su alcam böyle kola alcam dikcem kafaya diye kendimi avutuyorum.

kağıda su diye yazı yazıp arabalara göstermeyi felan düşündüm biri durur verir diye. sonra bi araba köşeye çekmiş 2-3 kişi karpuz yiyolar. su sordum yanlarında suda var. 2 dilim karpuz yedim bi küçük su içtim. bi küçük su daha verdiler yanıma. işin komik tarafı adamlar tam inişin başladığı yerde durmuş. olmasada olurmuş yani. olmasa daha iyi olurdu hayal ettiğim gibi kafama kola felan dikerdim.

neyse karpuzlar enerji verdi kolumu bacağımı oynatabilecek hale geldim indim aşşağı.

elimde 30 kiloyla yürüyerek aştığım dağ bu

http://i.hizliresim.com/aP51Bz.jpg

Link to comment
Sosyal ağlarda paylaş

×
×
  • Yeni Oluştur...