Jump to content
Akuma_Blade

Welcome to the NHK (2006)

Öne çıkan mesajlar

§ 02 May 2021, 13:45

c45562e9a0ada5fe28640446a00e5fb5.jpg

Welcome to the NHK (NHK ni Youkoso) gerçek olaylara dayanan ve yazarı Tatsuhiko Takimoto'nun, terapi çerçevesinde 2001’e kadarki eve kapanma sürecinde yaşadıklarını romanlaştırmasıyla ortaya çıkan ve 2004’de Manga’ya, 2006’da ise Anime’ye uyarlanarak büyük ses getiren bir Light Novel'dir.

Konu: Satou Tatsuhiro, Tokyo’da tek başına yaşayan bir gençtir. Üniversitedeki ilk yılının sonunda, bir gün okula giderken etraftaki herkesin ona güldüğünü düşünmüş, bu baskıya dayanamayarak kendisini küçük apartman dairesine kapatmıştır. Bu olaydan sonra okulu bırakmış ve bir daha dışarı çıkmamıştır. Öyle ki geçimini bile sadece ailesinin gönderdiği parayla sağlamaktadır. Yani Japonya’da bilinen ismiyle bir “hikikomori”, kendi gibi tanıdıklarının tabiriyle de bir "NEET" olmuştur. Bu şekilde yaklaşık 3 sene geçirir. Bu süre zarfında devamsızlık nedeniyle üniversiteden uzaklaştırılır ve ailesi bile onun ne yaptığını merak eder hale gelir. Artık içinde bulunduğu bu durumdan nefret eden Satou, bunun sorumlusunu da kendince keşfetmiştir: NHK!

Japonya’nın en büyük televizyon kanallarından biri olan biri olan NHK’nin açılımının “Nihon Hikikomori Kyoukai” olduğunu ve NHK'nın yayınladığı anime'lerle insanların hayatını kararttığını düşünmektedir. Satou, kendisi ve kendisi gibi olanları sonsuza kadar küçücük odalarında yaşayan bir hikikomori olmaya zorlayan bu şeytani kuruluşun planlarını bozmak için hayatını değiştirmeye ve öncelikle bir iş bulmayı düşünmeye başlar.

Tüm gün son sesi açıp bir bishoujo şarkısı dinleyen komşusunun kapısını çalmak için evinden dışarı çıkmak için yaptığı ilk denemesinde karşısına genç bir kız çıkar. Yanlış bir anlaşılmanın ardından Misaki ismindeki bu genç kız, Satou’nun bir hikikomori olduğunun farkına varır ve daha sonra ona bu durumdan kurtulmak için yardım etmeyi teklif eder. Sorunundan utanan Satou ise, başta Misaki’yi kandırmaya düşünür. Uzun zamandır tek kişilik bir dünyada yaşayan Satou’nun hayatı, başta bir anime parçasını gün boyu son seste dinleyen yeni komşusunun ve tatlı Misaki’nin varlığıyla, sonra da yıllardır görmediği sempai'si Hitomi'nin geri dönüşüyle değişmeye başlayacaktır: Satou, büyük şeytan NHK'ya karşı saldırıya geçmeye karar verirken aniden Misaki'nin "projesine" dahil olur, bir yandan da eski okul arkadaşı ile bir eroge yapmaya ve sonra da hayatında daha birçok büyük değişikliğe karar verir. Öte yandan tüm hikaye, onun kendi içindeki boşluktan kurtulup kurtulamayacağı hakkındadır.

Yorum:

Seriyi bundan 10 yıldan uzun süre önce bir haftasonu tesadüfen HDD temizliği yaparken bulup karşılaştım. Konusuna dair hiçbirşey bilmeden izlemeye başladım ve ertesi gün bitirdim. Benim askerlik dönüş yılıma (2006) denk geldiğinden farkedememiştim ve ve bu zamana dek içeriğinden haberim olmamıştı. Açıkçası izlerken lanet ettim kendime... "Neden bu harika Anime'den bu kadar zaman haberim olmadan yaşamışım" diye? Zira karşımda şu yaşıma dek izlediğim tüm o Anime serilerini geçin, tüm o okuduğum/izlediğim kurgusal (?) anlatıların içinde en zirvede duran şey duruyordu. Öyle başarılı bir kurguydu ki, aslında gerçeğin kendisi olduğundan şüpheleniyordum. Karakterler öylesine canlı, öylesine olması gereken tepkiler veriyorlardı ki, hiç yaşanmamış ve yaşanmayacak tiplemeler olması imkansızdı. Ve espriler o kadar başarılıydı ki pratogonist'in yaşadığı o syntax error durumlarının aynını hayatımın bir kısmında mutlaka yaşadığım için ekran karşısında acı acı sırıtıyordum. İki yüzlü bir bıçak gibiydi bu seri. Aynı duruma ne olduğunu tam olarak anlayana dek kahkahalarla gülebiliyor, yada elinizi alnınıza götürüp acı acı gülümsüyorsunuz. Diyebilirim ki, sizi işte böyle hem kahkahalarla hem acı acı güldüren, hem bilinçlendirip size birşeyler katan, hem de sizi hayatın içinde bambaşka bir hayatı gösteren çok fazla yapım bulamazsınız.

Satou'nun, klişe bir abazan genç tiplemesi değil bir "tutunamayan" olması, şizofreniyle zalim gerçek dünyanın duvarları arasında çarpıp duran bir hikayeye sahip olması, onu anlamamızı hatta sahiplenmemizi ve onunla daha iyi empati kurmamızı sağlıyor; "kaybeden" olmayı kof bir tanım olmaktan çıkarmayı ve sonuçlarını değil nedenlerini göstermeyi başarıyor bu seri.

Az yada çok görünseler bile her karakterin ayrı bir hikayesi ve seriye kattıkları birşeyler olduğunu göreceksiniz. Ben özellikle Hitomi (Satou'nun sempai'si) ile ilgili hikayeden etkilendim ve seri bittikten sonra onla ilgili her sahneyi yeniden izledim: Eğer sizin de -az yada çok- Satou'ya benzer bir geçmişiniz olduysa ve en azından hayatınızın bir döneminde sosyal uyum problemleri yaşadıysanız, hayatınızın saniyelerle ölçülen bir kısmında gösterdiğiniz iradesizlik nedeniyle hala pişmansanız bu yan hikayenin bağlandığı her bölüm sizi ayrıca etkileyecektir. Ayrıca hikayenin tek bir temada geçmemesi de çok güzel bir artı. Değil, bölümler arası, bölüm içinde kullanılan temalar bile birbirini gerçek anlamda tekrarlamıyor. (Örnek vermek gerekirse 9. bölümde Kaoru'nun çocukluk flashback'i ve akabinde "bir insanın neden Kamen Rider izlediğini" özetleyen 5-6 saniyelik sahneyi hala çevirip çevirip izlerim)

Eğer tıpkı Belye Nochi, Hearts in Atlantis, Breakfast Club yada KKNJ gibi insanın toplum içindeki yerini ve olgunlaşma sürecini sorgulayan bir "analiz" kurguları arıyorsanız Welcome to NHK, geçmişi andıkça daha iyi empati yapacağınız karakterleri ile bunu oldukça güzel yapıyor.

Seride sevginin ne olduğundan Tanrı'ya, gündelik hayatın manik depresif haline getirdiği insanlardan MMO oynarken ölenlere, eroge oyun sektörünün durumundan toplu satış yapan şirketlerin aldatmacalarına, new age intiharlardan psikotrop ilaçların yarattığı kişilik bozukluklarına, ailelelerin aşırı beklentilerinin çocuklarda yarattığı çöküntüden çocukların olabildiğince erken çalışmalarının onların iyiliğine (?) olduğuna dek sayısız hikaye ve ders var, dahası bu temaların izleyiciye bilinçlendirici, yol gösterici, uyanış sağlayıcı, ama bunların pragmatik şekilde değil dostça anlatarak yapılması; karakterlerin her birinin geçmişten yaralı yada hastalıklı kişilikler olması ve bunu süreç içinde anlamamız oldukça güzel.
 

Spoiler

Misaki'nin geçmişi yada başrol karakterin yıllar sonra 2009'da David Carradine'in ölmesine sebep olan şeye teşebbüs etmesi bunlardan sadece ikisi.

Şahsen okuyun yada okumayın diyemem, bu tarz ağır tasvirleri kaldırmakta zorlandığım için eğer ki merak ederseniz ve mideniz gerçekten sağlamsa gözatın diyebilirim. 

Welcome to the NHK işte böyle bir seri. Aslında hepimizin yaşadığı birşeyleri samimiyetten ödün vermeden harika bir şekilde harmanlayıp aslında hepimize tanıdık gelecek karakterlerle donatarak "hayat tadında" bir iş çıkartılmış. Öyle bir seri ki -en azından benim adıma bile- yazacak resmen milyon tane şeyi var, bu yüzden -bu yazıda da olduğu gibi- hakkında birşeyler yazmaya çalışmak resmen zor, çok zor; yaşamanız, hissetmeniz gerek. Bu yüzden sevdiğiniz tür ne olursa olsun, yarın, hayır bugün, hayır hemen şimdi bir yerlerden bulun ve izleyin! Zira bu yapıt, -en azından benim için- hayatımda izlediğim en iyi şey; daha doğrusu, şu ana değin hayatımda izlediğim tüm Anime'lerin, dizilerin, filmlerin, hatta tüm kitapların toplamından daha yüksek değerde bir yerde durmakta.

not-1: Bu seriyi izleyip sevenlere Netflix'deki Bojack Horseman serisini öneriyorum. Her iki seri de birbiriyle anafikir olarak oldukça benzeşiyor aslında.
 

Spoiler

Öte yandan Bojack Horseman bu konuyu eski ünlü depresyonu ve bağımlılık (sadece maddde bağımlılığı değil, her anlamı ile bağımlılık) çerçevesinde işlediği için olaylar da o minvalde işleniyor. Ayrıca Welcome to NHK'nin hikayesi minimal de olsa ilerleyen bir konusu varken Bojack Horseman ise sezonların son birkaç bölümü haricinde bölümlerin küçük nüanslar haricinde pek de bağlı olmadığı episodik ilerleyen bir seri görünümünde.


not-2: Shin NHK ni Youkoso adlı devam romanı 21 Mayıs 2021'de piyasaya sürülecekmiş.

 

Akuma_Blade tarafından düzenlendi

Bu mesajı paylaş


Bu mesajın linki
Sosyal ağlarda paylaş
§ 02 May 2021, 15:39

hayret nhk başlığı açılmamış vaktinde gerçekten de, sayfalarca konuşulmuş ama.

japoncasını bulamadım sahnenin maalesef.

Bu mesajı paylaş


Bu mesajın linki
Sosyal ağlarda paylaş
§ 02 May 2021, 15:54

anime only olmasına rağmen offline meeting arcı gerçekten kara komedinin anime zirvelerinden biridir benim için

 

Bu mesajı paylaş


Bu mesajın linki
Sosyal ağlarda paylaş
§ 02 May 2021, 15:57

insanın hayatında iz bırakabilen nadir animelerdendir. izleyen kişi sevmese bile bu animedeki olayları hatırladığına eminim.

Bu mesajı paylaş


Bu mesajın linki
Sosyal ağlarda paylaş
§ 03 May 2021, 13:30

ben nhk'yi bi oturuşta bitirmiştim ama acayip rahatsız etmişti beni. 

herkese göre değil bence

Bu mesajı paylaş


Bu mesajın linki
Sosyal ağlarda paylaş

Yorum yazmak için üye olun veya giriş yapın

Yorum yazmak için üye olmanız lazım

Üye ol

Kayıt olun ve aramıza katılın!

Yeni bir hesap oluştur

Giriş yap

Zaten üyemiz misin? O halde giriş yap

Hemen giriş yap

Yasal Duyuru

5651 sayılı kanun kapsamında, Paticik.com, işbu sayfadaki mesajların ve içeriğin Yer Sağlayıcısıdır. Yayınlanan içeriklerden doğabilecek her türlü sorumluluk içeriği üreten kullanıcıya aittir. Şikayet ve talepleriniz için buraya tıklayıp bize ulaşabilirsiniz. Alternatif olarak [email protected] e-posta adresinden bize ulaşabilirsiniz.

×
×
  • Yeni Oluştur...