Jump to content
Forumu Destekleyenlere Katılın ×
Paticik Forumları
2000 lerden beri faal olan, çok şukela bir paylaşım platformuyuz. Hoşgeldiniz.

Re:Zero kara Hajimeru Isekai Seikatsu


Öne çıkan mesajlar

  • 2 hafta sonra ...
Mesaj tarihi:

tam olarak da dediğinize döndük.

Spoiler

gene full looptayız.

AMA hikaye bağlayış şekli bence muhteşem oldu. o efsanevi REM sahnesi bi daha gelemez diyordum. gelemedi tabii ki ama çok güzel yazıp çizmiş yazar kardeşimiz. Emilia-tan'da subaru'da aynı etkiyi yapabiliyormuş dedirtti. teee ilk sezonda bu animeyi sevdirten tüm öğeleri tekrar yaşadık aslında. 

subarunun sürekli ağlayıp çaresizlikle devam etmesi seriden soğuturdu ama -tekrardan tebrik ediyorum senaristi- piskolojiyi çok güzel yansıtmışlar. 

ve 2 aylık araya girmiş seri. 

Mesaj tarihi:

millet 10 tam puan basmış her yerde, ben hiç anlam veremedim. tam tersine en sevmediğim kısım oldu sezonun ikinci yarısı. yukarıda aynı eleştirim neyse geçerliydi sezonun ortasından itibaren sonuna dek. bitmiştir umarım ama muhtemelen bitmedi, gene sezon reset yemiş arpg newbie gibi devam edecek hissi bıraktı. s3'ü arıyorum mumla. insan müsveddesi modunu hiç özlememiştim, en iyi halinde bile her hikaye sonunda birileri ağır hasar yiyordu zaten, 1 çözerken 2 yeni sorun çıkıyordu. "canım çok acıdı, ilgili ilgisiz birilerinden bunun hıncını çıkarmam lazım" kafasını hiçbir zaman anlamamıştım, gene anlamadım.

Mesaj tarihi:

ben de 3. sezon hakkında tam tersini düşünmüştüm. belli bir özelliğin var. en iyi outcome için neden kullanmıyorsun bunu demiştim daha çok. psikolojik açıdan bakınca o kafaya verdiğimiz bir isim var aslında; cinnet geçirmek 😄 AI'ya aşırı çaresizlik durumunda insanın düşebileceği halleri listele dedim. Tam olarak izlediğimiz şeyleri anlattı 😄 

Spoiler

İnsan psikolojisi, aşırı çaresizlik ve tehdit anlarında hayatta kalmak veya yaşanılan yoğun acıyı tolere edebilmek için olağanüstü, bazen de yıkıcı savunma mekanizmaları geliştirir. Bir insan mümkün olan en uç çaresizlik durumuna düştüğünde, zihnin normal işleyişi bozulur ve rasyonel düşünce yerini ilkel hayatta kalma dürtülerine bırakır.

Psikolojik açıdan bu durumda ortaya çıkabilecek temel tepkiler ve eylemler şunlardır:

1. Bilişsel ve Duygusal Kopuşlar

Disosiyasyon (Gerçeklikten Kopma): Zihin, yaşanan travmayı veya dehşeti işleyemediğinde bir nevi "şalter indirir". Kişi, kendi bedeninden veya çevresinden koparak olayları dışarıdan bir izleyici gibi deneyimlemeye başlar. Fiziksel veya duygusal acıya karşı tamamen hissizleşebilir.

Sanrılar ve İnkâr: Katlanılamaz çaresizlik anlarında beyin, sahte bir umut veya alternatif bir gerçeklik yaratabilir. Halüsinasyonlar görmek, yardımın yolda olduğuna dair temelsiz inançlar geliştirmek veya durumun vehametini tamamen reddetmek (inkâr mekanizması) oldukça yaygındır.

Regresyon (Psikolojik Gerileme): Yetişkin bir birey, aşırı stres ve çaresizlik altında zihinsel olarak erken çocukluk veya bebeklik dönemlerine dönebilir. Cennet pozisyonu alma, kendi kendine sallanma, kontrolsüz ağlama krizleri veya tamamen bir başkasına bağımlı hale gelme gözlemlenebilir.

2. Davranışsal ve İçgüdüsel Tepkiler

Öğrenilmiş Çaresizlik ve Apati: Kişi, ne yaparsa yapsın sonucu değiştiremeyeceğine ikna olduğunda eyleme geçme yetisini tamamen kaybeder. Etrafta bir çıkış yolu veya kurtulma şansı belirse bile, zihin yenilgiyi peşinen kabul ettiği için hiçbir adım atmaz. Bu durum genellikle derin bir apatiye (duygusuzluk ve kayıtsızlık) dönüşür.

Ahlaki Sınırların Yıkılması: İnsanlık, ahlak ve toplumsal kurallar beynin prefrontal korteksi tarafından yönetilir. Ölümcül çaresizlik anlarında bu bölge devreden çıkar ve amigdala (ilkel beyin) kontrolü alır. Kişi, normal şartlarda asla yapmayacağı eylemleri (hırsızlık, ihanet, şiddet veya hayatta kalmak için yamyamlık gibi) gözünü kırpmadan yapabilir. Değer yargıları yerini saf "hayatta kalma" güdüsüne bırakır.

Fawning (Boyun Eğme / Yaranma): "Savaş veya kaç" mekanizmalarının işe yaramadığı durumlarda, zihin üçüncü bir seçenek olarak "boyun eğmeyi" seçebilir. Kişi, kendisini o çaresiz duruma sokan veya gücü elinde bulunduran kişiye mutlak itaat gösterir, hatta onun empatisini kazanmaya çalışarak hayatta kalmayı umar. Stockholm Sendromu'nun temelinde yatan mekanizma budur.

Aşırı ve İrrasyonel Risk Alma: Kaybedecek hiçbir şeyi kalmadığına inanan bir insan, pervasızlaşır. Kendi canını veya etrafındakilerin canını tehlikeye atacak, normalde intihar olarak nitelendirilebilecek kadar mantık dışı ve agresif hamleler yapabilir.

Bu konuyu belirli bir psikolojik teori (örneğin Martin Seligman'ın "Öğrenilmiş Çaresizlik" deneyi) veya tarihi bir hayatta kalma vakası üzerinden derinleştirmek ister misin?

bu yüzden yazarı övmüştüm zaten. insan psikolojisini çok iyi aktarıp çok güzel yerden de bağlamışlar.

Teeee ilk sezondaki gibi devam edeceğini düşünmüyorum ama. Başka olayların döndüğü çok belli. Nasıl devam edecek merakla bekliyorum ben şahsen.

Mesaj tarihi:

geçen sezonlarla ilgili daha ziyade diye spoiler'a almayacaktım da alayım toptan arada birşey kaçmasın.

Spoiler

işte zaten kullanamıyor genelde, yalapşap denediklerinin bir tanesi tutunca "yeter bu kadar" deyip devam ediyor. bir kere rem için denedi o da quickload üstüne yazılmış çıktı. önceki sezonlarda da o kadar reload ettiği halde hep birşeyler bozuk kaldı. julius'la o aptal düellosu, emilia ile çocuk gibi restleşmesi vs. recap yaparken hep gündeme geliyor. 3'teki yan kadro da çok daha iyiydi, karakterler kendileri de bir işe yarıyordu zaten benim naçizane fikrim düzgün yan charlar odaklı hali çok daha iyi. reinhard ve ailesi, priscila ve krutsch takımlarını ben çok daha fazla beğeniyordum bu sezondaki kadrodan. barusu seyretmesi ilginç de eğlenceli karakter de değil benim için. kendinin en iyi versiyonunda bile kamera ona yapışmayıp başkalarını anlatsın diye izliyorum.

cinnet de kendisi o yaşamın içindeyken anlarım de reloadlayınca saçma. ağrı, acı, biyolojik algılar, hormonlar vs herşey resetleniyor, rüyadan uyanmak gibi. rüyanızda kavga ettiğiniz insanları uyanınca öldürmek mi istiyorsunuz? "rüyaymış" deyip geçiyorsunuz yani. ilk iki sezonda da göz deviriyordum, burada da görünce yeter artık dedim. kendi gücüyle birşey yapmıyordu zaten, sadece diğerlerini kılıfına uydurarak manipüle etmeyi öğrenmişti. ha bu char development reset için daha bir açıklama da yok öyle boş boş izliyoruz. bence değer katmak yerine değer düşürdü hikayeden, charlardan ona kim güveniyorduysa gene güveniyor, (emilia) kim güvenmiyorduysa da gene güvenmiyor (ram) zaten "bakın 3 sezon nam saldı şimdi namı onu rayına koydu" denecek birşey yok. emilia onu gene düzeltmeye çalışmıştı düellodan sonra, reddedip köprüleri yakmıştı, şimdi burada aa işe yaradı mı yani. emilia'nın onu sevmesi yeni birşey değil, onu seviyorken gene satıp gidip rem'e evlenme teklif eden aynı adam. flip flopluklarını bu kadar görmesek inanalım bu noktada emilia için kendini toparlayacağına bir anda.

hani bütün sezonu 2 sezon önceki tek bir hatasını düzeltmeye harcasa o bile bence aman aman bir konu değildi, o bile olamadı. kalan kısımda hızlıca bitsin geçsin bari.

ben re:Zero'yu  şahsen 10 yıl filan hiç sallamadıktan sonra crunchyroll'dan barusu içermeyen s3 sahnelerini gördükten sonra başlamıştım, çekmemişti yıllarca popülerken zaten isekailerden de büyük ölçüde soğumuştum. özellikle başrol scumbag variantı olunca hiç dokunmuyorum artık. barusu ancak s3 itibariyle tolere edilebilir kadar char development yaşamıştı benim açımdan. o yüzden şu son birkaç bölüm "ya sabır" çekerek geçti benim için.

×
×
  • Yeni Oluştur...