[ Paticik.com | Forum | Kullanici Sozlesmesi | Üye Ol ]
» Forum Gezgini ... Üye Ol / Giris Yap
FORUM.PATICIK.COM
[ FORUM ANASAYFA ]  
Sikayet

Bu mesaji sikayet etmek istediginizden emin misiniz?

Bu mesaji neden rapor ettiginizle ilgili bir açiklama girebilirsiniz. Bu islem yöneticilerin mesajin neden sikayet edildigini anlamasini yardimci olacaktir.




Celali isyanları ve bozulan Anadolu yerleşimleri
Gönderen Kisi:: Murray

Hiç Anadolu'daki köylerin neden ulaşılması güç, engebeli, sarp yerlere kurulduğunu merak ettiniz mi? Cevabı Celali isyanlarında saklı.




16. yüzyılın sonlarına doğru ve 17. yüzyılda, Avrupa ülkeleri coğrafi keşifler sonucunda büyük zenginlik birikimlerine ulaşırlar. Avrupa'lı tüccarlar sadece ürünler değil aynı zamanda altın ve gümüş de getirirler Avrupa'ya. Bu durum Avrupa'da enflasyona yol açar. Fiyatlar yükselir.

Coğrafi keşifler aynı zamanda ticaret rotalarını da değiştirir. Eskiden Hindistan, Asya ve Arap yarımadasından gelen mallar, önce İstanbul'a ve Süveyş'e getirilir, oradan Avrupa'ya dağıtılırken, coğrafi keşiflerden sonra Osmanlı'nın elinde bulundurduğu ticaret rotaları değersizleşir. Devletin büyük ticari gelir kaynakları azalır. Osmanlı tüccarları da, zenginleşen Avrupa'lı tüccarlarla mücadele edemez hale gelir.

Bu durum Osmanlı yönetimince de farkedilir ve bazı önlemler alınmaya çalışılır.

Lütfi Paşa (resim Muhteşem Yüzıldan) 16. yüzyılda Kanuni'ye şöyle demektedir;

"İstanbul'un velinimeti denizdir. Gemiler gelmezse İstanbul batar. Kafirler deniz savaşlarında Osmanlı'dan ileriye gitmiştir. Bu durum düzeltilmelidir".

3. Murad döneminde bazı Osmanlı coğrafyacıları, Süveyş kanalı'nın acilen yapılması gerektiğini belirtmektedir. Bu sayede dünya ticaretinin hakimi yine Osmanlı olacaktır.

1625 yılında Ömer Talip şöyle demektedir:

"Artık Avrupa'lılar bütün dünyayı tanıyorlar. Gemilerini her yere gönderiyorlar, önemli limanları ele geçiriyorlar. Artık mallar bizim limanlarımıza değil, Portekiz, Hollanda ve İngiltere gemileriyle Fransa'ya taşınıyor, oradan dağıtılıyor, Osmanlı Yemen kıyılarını zapt etmeli ve bu ticareti hakimiyeti altına almalıdır".

Piri reis ve Seydi reis gibi ünlü Osmanlı donanmaları Hint Okyanusunda Portekiz gemileriyle mücadelelere girişir, ancak Portekiz donanmasının ateş gücü üstün gemileri yüzünden Osmanlı Hint okyanusundaki donanmasını kaybeder.

Bütün bu gelişmelerin sonucunda, Batı artık Doğu'ya bağımlı değildir, roller değişir. Osmanlı artık hammaddeyi ucuzdan satan, o hammaddeyle üretilmiş olan ürünü yüksek fiyata olan, ucuz bir hammadde piyasasına dönüşür Batı için.

Bunun üzerine Osmanlı yönetimi, fetihlerin durmaması, askerlerin beslenmesi ve mali yapının korunması için elindeki tek kaynağa toprağa yönelir. Bu dönemde yapılanlar:

- Tımar sistemi bozulur. Artık sipahi beyi devlet tarafından seçilmez, babadan oğula geçebilen bir saltanat sistemi haline gelir.
- Devlet memurlukları parayla satılan bir konum haline gelir.
- Bazı tımar arazileri sebepsiz hazineye aktarılır.
- Bazı arazilerin ise gelirleri iltizam usülüyle satılır.

Haliyle klasik Osmanlı tarım politikası çöker. Sipahi beylerin yerini almaya başlayan mültecimler yani o zamanın yatırımcıları, görev almadığı ve tek amacı daha çok para kazanmak olduğu için köylüler üzerinde baskılar kurar. Bu dönemde pek çok köylü, toprağını bırakmak zorunda kalır. Bu köylülerin pek çoğu sekban sınıfı asker veya medrese öğrencisi (suhte) olur çünkü tek olabilecekleri meslek budur.

Osmanlı'nın o zamanki demografik yapısına bakılırsa %40'lık bir nüfus artışı görülmektedir. Gittikçe artan nüfus yoğunluğu ve yukarıdaki gelişmeler huzursuzlukları arttırmaktadır. Osmanlı'nın seferlerine devam ettiği bu dönemde Anadolu'da var olan güç boşluğu celali isyanlarını başlatır.

Çeşitli sipahiler, sekbanlar, suhteler, mültezimler ve devlet memurları Anadolu'da bu güç boşluğundan yararlanarak köyleri basmaya ve soymaya başlar. Öyle ki bu soygunlara bazı Sadrazamlar dahi katılmaya başlar. Eşkiyalık artar.



Bu sırada bazı Türkmen(alevi) gruplarda, sünni devlet politikasına karşı olarak isyanlara katılır. İsyanlar öylesine büyür ki; devlet önlemleri yetersiz kalınca, köylülere silahlanma ve kendilerini koruma çağrısında bulunur. Köylüler de kendi silahlı gruplarını oluşturur. Ancak bu gruplar ve başlarından bulunan yiğitbaşıları da zamanla köyleri soymaya ve eşkiyalık yapmaya başlar. Bir kaos ortamı söz konusudur.

Sonuç olarak, köylüler büyük kasabaları terk ederek, eşkiyaların ve devletin (çünkü eşkiya gruplarının çoğu aynı zamanda devlet içinde yer alanlar) ulaşamayacağı, dağlık bölgelere, en fazla 10-15 hanelik köyler kurmaya başlar.

"Büyük kaçgun" olarak adlandırılan bu kaçış, Osmanlı'da sağlanmış düzgün yapılaşmayı yok etmiş, sosyal ve ekonomik yaşamı bozarak bizlere geri kalmış bir Anadolu Coğrafyası bırakmıştır. Pek çok masum köylü öldürülmüş, Anadolu'nun sosyal yapısı değişmiştir.

[ Paticik.com | Forum | Kullanici Sozlesmesi | Üye Ol ]
Iletisim : info [at] paticik.com
Secereli Dobermann | Londra Rehberi Copyright 2001-2015 @ Paticik.com
This forum is powered by Phorum