[ Paticik.com | Forum | Kullanici Sozlesmesi | Üye Ol ]
» Forum Gezgini ... Üye Ol / Giris Yap
FORUM.PATICIK.COM
[ FORUM ANASAYFA ]  

[ Yeni Konu ] [ Mesaj Yaz ]
bagli degilsiniz: | Giris Yap | Üye Ol |
|+ Paticik.com Forumları
|-- |+ Pati Tech / Bilim & Teknik
|-- |-- |+ Gelişen tekneoloji ve evrim karmaşası...
Yazar RSS Konu: Gelişen tekneoloji ve evrim karmaşası {31237}
Syf: ««/ 25 »»   [ A ]
Üye
medal 1k
ID § 24 Aug 2005, 16:07    [ Alintila ] [ Özel Mesaj ] [ Albüm ]
W.R. Thompson: Fosil kayıtlarında evrim teorisinin gerektirdiği ara formlar ciddi şekilde eksiktir. Modern Darwinist paleontologlar, tıpkı Darwin ve ondan öncekiler gibi bu gerçeği hasır altı etmeye mecbur kalmışlardır.

Carlton E. Brett: Yeryüzünde hayat zaman içinde yavaş yavaş ve kademe kademe mi gelişti? Fosil kayıtlarının bu soruya cevabı "Hayır"dır.

Dr. David Raup (Chicago Doğa Tarihi Müzesi, Jeoloji Bölümü Başkanı): Çoğu insan, fosillerin Darwin'in hayatın tarihi hakkındaki görüşlerine kanıt olduğunu zanneder. Oysaki bu kesinlikle yanlış bir düşüncedir.

Edmund Ambrose: Şunu kabul etmeliyiz ki fosil kayıtlarında yaratılışçıların görüşlerine ters düşecek hiçbir şey yok.

John Adler ve John Carey: Türler arası formları ne kadar fazla sayıda bilim adamı ararsa; o kadar fazla hayal kırıklığına uğruyor.

Mark Ridley (Zoolog, Oxford Üniversitesi): Gerçek bir evrimci hiçbir zaman yaratılışa karşı evrim teorisine dayanak olarak fosil kayıtlarını kullanmamaktadır.

Steven M. Stanley: Bilinen fosil kayıtları, evrimin büyük bir morfolojik ara geçişi başaran tek bir örneğini belgeleyemedi. Bundan dolayı fosil kayıtları, kademeli evrimin geçerli olabileceğine dair hiçbir kanıt öne süremez.

George Gaylord Simpson: Evrim tarihinin büyük bölümünü temsil eden ara-geçiş formları nerededir? Henüz hiçbir yerde bulunamadılar. Bu nokta evrimciler için fosil kayıtlarındaki şaşırtıcı boşluklar açısından çok önemlidir. Ara geçiş formları kayıptır; dalların yapraklarıyla bağlantısı yoktur ve gövdelerin de kökleriyle.
=============================================

Göz gibi organlar, iç içe geçmiş pek çok parçanın bir arada çalışmasıyla oluşur ve bu parçaların birisi bile olmasa ya da kusurlu olsa hiçbir işe yaramazlar. Bu tür sistemler, "indirgenemez komplekslik" olarak tanımlanan özelliğe sahiptirler. Örneğin insan gözü daha basite indirgenemez, çünkü tüm detaylarıyla birlikte var olmadığı sürece işlev görmez.
=============================================
DNA çok kompleks bir düzene sahiptir. Bu molekül üzerinde oluşan herhangi rastgele bir etki ancak zarar verir. Amerikalı genetikçi B. G. Ranganathan, bunu şöyle açıklar: Mutasyonlar küçük, rastgele ve zararlıdırlar. Çok ender olarak meydana gelirler ve en iyi ihtimalle etkisizdirler. Bu dört özellik, mutasyonların evrimsel bir gelişme meydana getiremeyeceklerini gösterir. Zaten yüksek derecede özelleşmiş bir organizmada meydana gelebilecek rastlantısal bir değişim, ya etkisiz olacaktır ya da zararlı. Bir kol saatinde meydana gelecek rastgele bir değişim kol saatini geliştirmeyecektir. Ona büyük ihtimalle zarar verecek veya en iyi ihtimalle etkisiz olacaktır. Bir deprem bir şehri geliştirmez; ona yıkım getirir

==============================================




Fransa'nın en ünlü zoologlarından biri, 35 ciltlik Traité de Zoologie ansiklopedisinin editörü ve Fransız Bilimler Akademisi'nin eski başkanı Pierre-Paul Gressé; Evolution of Living Organisms adlı kitabının "Evrim ve Doğal Seleksiyon" bölümünü şöyle bitirir: J. Huxley ve diğer biyologların evrimin doğal seleksiyon mekanizması aracılığıyla işlediği teorisi demografik gerçeklerin, genotiplerin bölgesel dalgalanması ve coğrafi dağılımların bir gözleminden başka bir şey değildir. Çoğunlukla ele alınan türler, on binlerce sene hiç değişmeden kalmaktadır. Koşullara bağlı olarak meydana gelen dalgalanmalar, genlerin önceden değişmesiyle beraber ele alındığında evrime delil olarak kullanılamaz ve bunun en güzel delili de milyonlarca yıldır hiçbir değişikliğe uğramayan yaşayan fosillerdir.

=============================================

Mutasyonların sadece bir tahrip mekanizması olduğu açıktır. Fransız Bilimler Akademisi'nin eski başkanı Pierre Paul Grassé'nin mutasyonlar hakkında yaptığı yorum, bu noktada oldukça açıklayıcıdır. Grassé, mutasyonları "yazılı bir metnin kopyalanması sırasında yapılan harf hatalarına" benzetmiştir ve harf hatası gibi mutasyonlar da bilgi oluşturmaz; aksine var olan bilgiyi bozar. Grassé, bu olguyu şöyle açıklıyor: Mutasyonlar, zaman içinde son derece düzensiz biçimde meydana gelirler. Birbirlerini tamamlayıcı bir özellikleri yoktur ve birbirini izleyen nesiller üzerinde belirli bir yöne doğru kümülatif bir etkileri olmaz. Zaten var olan yapıyı değiştirirler; ama bunu tamamen düzensiz bir biçimde yaparlar. Bir canlı vücudunda çok küçük bile olsa bir düzensizlik oluştuğunda ise bunun sonucu ölüm olur. Yaşam olgusu ile anarşi (düzensizlik) arasında hiçbir olası uzlaşma yoktur

============================================

Michael Denton, Evolution: A Theory in Crisis isimli kitabının "The Failure of Homology" (Homolojinin Çöküşü) başlıklı bölümünde bu konuyu şöyle özetler: Homolojinin evrimci temeli belki de en ciddi olarak görünürde benzer olan yapıların, farklı türlerde bütünüyle farklı genler tarafından belirlendiği anlaşıldığında çökmüştür.

Bu genetik sorunu, biyolog De Beer tarafından da dile getirilmiştir. De Beer, 1971 yılında yayınlanan Homology
Üye
medal 1k
ID § 24 Aug 2005, 16:10    [ Alintila ] [ Özel Mesaj ] [ Albüm ]
hatırladığım birsey daha var charles darwin'in oğlu ona ruh hastası derdi.yani darwini en yakın tanıyan birisi ona böyle söylerdi.
darwin 'gözleri düşünmek beni bu kuramdan soğtuyor.'demişti.
Üye
medal 1k
ID § 24 Aug 2005, 16:25    [ Alintila ] [ Özel Mesaj ] [ Albüm ]
Darwin, Türlerin Kökeni kitabının "Teorinin Sorunları" adlı bölümünde şöyle yazmıştır: "Eğer gerçekten öbür türlerden yavaş gelişmelerle türemişse; neden sayısız ara geçiş formuna rastlamıyoruz? Neden bütün doğa bir karmaşa halinde değil de tam olarak tanımlanmış ve yerli yerinde? Sayısız ara geçiş formu olmalı; fakat niçin yeryüzünün sayılamayacak kadar çok katmanında gömülü olarak bulamıyoruz? Niçin her jeolojik yapı ve her tabaka böyle bağlantılarla dolu değil? Jeoloji, iyi değerlendirilmiş bir süreç ortaya çıkarmamaktadır ve belki de bu benim teorime karşı ileri sürülecek en büyük itiraz olacaktır."

Kaynak: Charles Darwin, Türlerin Kökeni
============================================== Proteinlerin yapılarındaki tek bir amino asitin bile eksilmesi veya yerinin değişmesi ya da zincire fazladan bir amino asit eklenmesi; o proteini işe yaramaz bir molekül yığını haline getirir. Bu nedenle her amino asit tam gereken yerde, tam gereken sırada yer almalıdır. Hayatın rastlantılarla oluştuğunu öne süren evrim teorisi ise bu düzenlilik karşısında çaresizdir. Çünkü söz konusu düzenlilik, asla rastlantıyla açıklanamayacak kadar olağanüstüdür.
==============================================Ünlü İngiliz paleontolog (fosil bilimci) Derek W. Ager, şöyle söyler: "Sorunumuz şudur. Fosil kayıtlarını detaylı olarak incelediğimizde türler ya da sınıflar seviyesinde olsun sürekli olarak aynı gerçekle karşılaşırız; kademeli evrimle gelişen değil, aniden yeryüzünde oluşan gruplar görürüz."

Bir başka paleontolog Mark Czarnecki şu yorumu yapar: "Evrimi ispatlamanın önündeki büyük bir engel, her zaman için fosil kayıtları olmuştur. Bu kayıtlar hiçbir zaman için Darwin'in varsaydığı ara formların izlerini ortaya koymamıştır. Türler aniden oluşurlar ve yine aniden yok olurlar. Bu beklenmedik durum, türlerin Tanrı tarafından yaratıldığını savunan yaratılışçı argümana destek sağlamıştır."
==============================================Ne var ki fosil kayıtlarındaki boşluklar gerçektir. Herhangi bir evrimsel soyoluşumunu gösterecek kayıtların yokluğu son derece olgusaldır. Türler genellikle çok uzun zaman dilimleri boyunca sabit kalırlar. Türler ve özellikle cinsler, hiçbir zaman yeni bir türe ya da cinse doğru evrim göstermezler. Bunun yerine bir tür ya da cinsin bir diğeriyle yer değiştirdiği gözlenir. Değişim ise çoğunlukla anidir.
==============================================Darwin, Türlerin Kökeni adlı kitabında balinaların yüzmek için çabalayan ayılardan evrimleştiğini iddia etmiştir. Darwin'in bu denli iddialı örnekler vermesinin nedeni, içinde yaşadığı yüzyılın ilkel bilim anlayışıydı. 21. yüzyıl bilimi ise canlılar üzerinde yapılan benzeri denyler sonucunda "genetik değişmezlik" denilen bir ilkeyi ortaya çıkardı. Bu ilke, bir canlı türünü değiştirmek için yapılan tüm eşleştirme (farklı varyasyon oluşturma) çabalarının sonuçsuz kaldığını; canlı türleri arasında aşılmaz duvarlar olduğunu ortaya koyuyordu. Yani farklı inek varyasyonlarını çiftleştiren hayvan yetiştiricilerinin sonunda inekleri Darwin'in iddia ettiği gibi başka bir türe dönüştürmeleri; kesinlikle mümkün değildi.
==============================================
Milyonlarca yıl önce yaşamak için her türlü malzemeyi elde etmiş bir hücrenin meydana geldiğini ve bir şekilde hayat sahibi olduğunu varsayalım. Ancak buna rağmen evrim teorisi yine çökmektedir. Bu hücre bir süre yaşamını sürdürse bile, sonunda ölecek ve öldükten sonra ortada hiçbir canlılık kalmayacak; herşey en başa dönecektir. Çünkü genetik sistemi olmayan bu ilk canlı hücre kendini çoğaltamayacağı için ölümünden sonra geriye yeni bir nesil bırakamayacak; canlılık da bunun ölümüyle birlikte sona erecektir.
Üye
medal 1k
ID § 24 Aug 2005, 16:37    [ Alintila ] [ Özel Mesaj ] [ Albüm ]
buraya kadar belirli kaynaklardan doğan yazılar yazdım şimdi ise kişisel görüşümü yazıyorum.
evrim çok karmaşık bir konu ben bu konu hakkında yeterince düşünmeden inceleme yapmadan yaz yazmamayı düşünüyorum. ama şöyle bir düşüncem var doğrumu yanlışmı sonra öğernicez.canlılarda çevresel olarak değişimler meydana geliyor. mutasyonlar ,krossing overler,ışınımlar,ani sıcaklık değişimleri..... bir sürü seyler var.ben bunun bu değişimlerin evrim diye öne sürüldüğünü düşiünüyorum.mesela en basit örnek kolu yok adamın evrim geçirdiiiii. gibi. kalıtasal olanlarda olabiliyor.bir düşünsenize evrim varsa iler de bizden daha gelişmiş varlıklar olacak buna göre insanın hayretler verici vücüdü,taklit edilmeyen,en ufak dengesizliğin organizmanın iflasına neden olacak bu vücut nasıl olur da daha başka bir yere mgider.
o kadar 2,5 milyon yıllık fosiller var. bu zaman akıl almayacak derece de uzun bir zaman. bu zamnda bu olayın olması gerekmiyor mu?
bunlar üzerinde düşüneceğim iyi günler.
Üye
medal 1k
ID § 24 Aug 2005, 16:38    [ Alintila ] [ Özel Mesaj ] [ Albüm ]
Evrim var mı? yok mu?
Yörünge Disi
ID § 24 Aug 2005, 16:41    [ Alintila ] [ Özel Mesaj ] [ Albüm ]
Asıl ben sana teşekkür ederim CIRKINKRAL. Yazılarımı tarafsız bir gözle okuyup yorumladığın için.
Üye
medal 1k
ID § 25 Aug 2005, 14:18    [ Alintila ] [ Özel Mesaj ] [ Albüm ]
--------------------------------------------------------------------------------
arkadaşlar bu yazımda evrimi savunan arkadaşlara diyorum. bakın yazımı takip edin
piltdown adamını unuttunuz mu? veya da cava adamını ? bunlar ne oluyordu. bir de teknolojinin gelişmddiği zamanda bir adamın gemiyle dolaşıp tahminlerde bulunmasıyla yapılan teori ne kadar inandırıcı olur. tahminle yapılan teori.o zamnada ben bir sallayayım.olur mu?
evrim kısaca deney ve ayrıntılı gözleme dayanmadan,ortaya atılıp ve bazı kesimler, kişiler, kuruluşler ve devletlerin maddi ve manevi amacına hizmet ettiği için ayakta tutlmuştur. şimdi amerikaya birsey desene diyemezsin çükü o güçlü. olay bundan başka birsey değil. evrimi de savunanlar güçlü kesim ve birsey denilemiyor.ama bugünün bilimi bu safsataya baş kaldırmaya başladı.
canlılar da bazı değişimler olur. mesela ben hz ademin 100 metre diğer rivayete göre 30 metre olduğunu duydum. bu doğru bence çünkü eski türbelere baktığımızda devasal boyutlara sahip.bir de paygamber bacağı türbesi vardı türbe 5 metreydi. sadettin teksoyda izlemiştim. evet bugüne doğru insan bazı koşullar yüzünden küçülüyor.ama bunlar kesinlikle evrim değildir.
asıl anlaşılmayan konu canlılar değişir. ama bir canlıdan diğer canlı olmaz. söylediklerimi verdiğim kaynak doğruluyor.kardeşlerinizle boyunuz aynı mı? işte size değişiklik.
Ağustos 2005 bilim teknik kitabvını okudumda diyorki ilim adamın birisi eğer ismini istiyorsanız yazarım.anladığım şu; insanlar sürekli gelişiyor. bugun beyinleri geçmiştem büyük.yani kafatası semasını incelediğimizde kafatasları sürekli büyüyor. iler de ne olacak sürekli gelişen zekasıyla bir diğer canlıya evrimleşen insan karpuz kadar kafaya sahip olacak değil mi?
peki böyle büyük kafataslı insanlar doğarken nasıl anne pelvis kemiğini geçecek? evrimci adamın kafasında bu soru işareti olarak duruyor.
hani bilim deney ve gözlemler le yapılan bir dünyaydı. deney ve gözlem yapmadan ve yapılmadan öne sürülen birseyi kabul eden arkadaşların belli bir amac güttüğüne kanaat getireceğim.

Evrimcilerden prof.Max Westenhofer türler arası geçiş formuna rastlamadığından araştırma ve ilreleme adlı eserindeadeta yakınarak;
Balıklar,sürüngenler,memeliler gibi büyük hayvan gruplarıdünya yüzünde birdeb bire esas şekilleri ile belirivermiş sanki.Birtürün diğer türe dönüştüğüne dairhiçbiryer de hiçbir işaret yoktur.Değişim ancak türler içersinde mevcuttur.'

_______'1991 yılı sonlarında dördü nobel ödüllü 200 bilim adamı,darwin teorisinin hiç bir temele dayanmadığını ispatladı.
Bu ilim adamları arasında;
1) Stanley Miller (nobel kimya ödülü)
2)Manfred Elgen (nobel kimya ödülü)
3)Christian de duve (nobel tıp ödülü)
4)Abdüsselam (nobel fizik ödülü)
Üye
medal 1k
ID § 25 Aug 2005, 14:20    [ Alintila ] [ Özel Mesaj ] [ Albüm ]
arkadaşalr evrim teoroisini karıştıran arkadaşlarımız vardır.siz evrimi belli bir olayları gözlemleyerek evrim zannediyorsunuz.
kardeşlerim lütfen bu konuda anlaşma sağlayalım haksız olduğum taraflar varsa sölyeyin.şimdi sizde gördüğüm hataları söyleyeyim.
________'mutasyonlar: herhangi bir sebeble kromozomlarda meydana gelen değişmelerdir. doğada çok az rastlanan, tür sınırlarını aşmayan ve çoğu öldürücü olan olaylardır. mutasyonlar snucunda ana ve babadan bir veya birden fazla karakter doğabilir.mesela sirke sineğinin gözleri kırmızı veya beyaz kanatlarıuzun veya kısa iş görmüyor olabilir. fakat bunlar hep organizmadaki karakter değişimleridir.
deneysel yollarla yeni organ veya türler meydana getirelememiştir.mutasyonlar olma ihtimali çok azdır milyonda bir .bu kadar az olan bir olay ve kaldıki bunların çoğu öldürücüdür. yeni türlrin oluşumunu göz ve buün hala keşfedilememiş beyin karmaşık organların meydana gelişini üstelik çoğu sakatlayıcı öldürücü mutasyonlara bağlamak akıl karı değildir.(1)'
arkadaşalr mutasyonlar canlıda değişimlere sebep olurlar . ama bunu bir canlıdan hem maymun hemde insan oluşturur. demek mantıksız.
bakın bu sözlerime çok dikkat edin hayat başladığında türler bir anda ortaya çıkmış ve bugüne kadar değişmeyenleri vardır. bakın sözüme dikkat edin değişmeyenleri vardır değişennleri de vardır. ama sadece tür içinde oluşan değişmelerdir bu söz ettiğim mesele. bunları çevremizdede görebiliriz. iyi beslenme ile uzun boylu gelişmiş bireylerin ortaya çıkması gibi bir diğer bireyi iyi besleme muhtemelen gelişemeyecektir. ve diğer örnekler bilinen örnekler mesela . iyi besleme ile kraliçe arı normal besleme ile işçi arı olusumu,drosophilanın 25 derece de buruşlukkanatlı 16 derece de düz kanatlı,güneş ışığı almayan yerlerdeki otların beyaz olması güneşe çıkınca yeşile dönüşmesi...... bunlar tamam vardır ama evrime örnbek verilemez arkadaşalr. bunlar tür içi değişmelerdir. tür içi değişmeler olur ama gene üstüne basa basa tekrar ediyorum bir türden diğerine geçme gibi birsey yoktur. mesela koyunlar. merinos..... bir sürü koyun var evrimciler bunları da örnek gösteirler. bunlar arkadaşlar tür değildir. merinos diğer koyun cinsiyle türler ouşturamıyor. canlılar varolduğunda bir anda varolmuştur. bakın dikkat edin bir anda var olmuştur. bunu buünün bilimi,arkeolojisi,fosil bilimi kabul ediyor

evrim üzerine 15 yıl araştırmalar yapan amerkalı Prof. Dr. T.D.Gish
şöyle demektedir;
'bütün jeolojik delillerden anlaşılan şudur ki,yeryüzünde hayat birdenbire ve çok kompleks(karmaşık)yapıdaki canlılarla başlamıştır.Fosillerden elde edilen sonuçlar,kambriyan devrindeki hayvanların kendilerinden daha aşağı organizmalardan değil,doğrudan kendi yapıları ile yeryüzünde görüldüklerini ortaya koymaktadır.Bundan başka büyük canlı grupları arasında geçiş formu olarak dikkate alınabilecek tebir fosil bile bulunamamıştır.
(kaynak yeni rehber ansiklopdeisi sayfa 212)
kaynak göstererek yazı yazıyorum .umarım üzerinde düşünürdünüz.artık düşünmezseniz size orta çağdan kalma skolastik düşünceliler diyeceğim. burada yazdığım ve bundan sonra yazacaklarım çok önemli
Üye
medal 1k
ID § 25 Aug 2005, 17:06    [ Alintila ] [ Özel Mesaj ] [ Albüm ]
Darwin'in evrim kuramı, gözlenebilir üç olgu ve iki ilke içerir.İlk olgu, üreme biçimleri ne olursa olsun , canlıların geometrik diziyle çoğalma eğilimidir.İkinci olgu, bu eğilime karşın türlerde nüfusun aşağı yukarı sabit kaldığıdır.Darwin, bu iki olgudan "yaşam savaşımı" ilkesine ulaşır.Üçüncü olgu, canlıların (bir türü hatta bir aileyi oluşturan bireylerin bile ) az ya da çok belirgin farklılıklar sergilenmesidir.Yaşam savaşımı ilkesiyle birleşen bu olgu, Darwin'e temel ilkesi olan doğal seleksiyon kavramını sunar.Belli bir çevrede farklı özellikler taşıyan bireyler arasında yaşam savaşımı varsa , doğal koşullara uyum bakımından, özellikleri üstünlük sağlayan bireylerin (veya türlerin) egemenlik kurması, diğerlerinin elenmesi kaçınılmazdır.Evrim sürecinin dayandığı bu düzeneğe, tüm eleştiri ve uğraşlara karşın, daha geçerli diyebileceğimiz bir alternatif bulunamamıştır.Ayrıntılarında kimi değişikliklere uğramakla beraber , kuramın sürgit Darwinci kalmayacağını bir belirti ortada yoktur.

Kaynak : Bilim ve Teknik Dergisi / Ekim / 1993 sayısından alınmıştır[signature][hline]... that's me in the corner...
Üye
medal 1k
ID § 25 Aug 2005, 17:11    [ Alintila ] [ Özel Mesaj ] [ Albüm ]
Alinti

CIRKINKRAL, 24 Ağustos 2005 16:07 tarihinde demiş ki:
W.R. Thompson: Fosil kayıtlarında evrim teorisinin gerektirdiği ara formlar ciddi şekilde eksiktir. Modern Darwinist paleontologlar, tıpkı Darwin ve ondan öncekiler gibi bu gerçeği hasır altı etmeye mecbur kalmışlardır.

Amerikalı Eldregde ve Gould'a göre "halka boşlukları" diye bir şey söz konusu değil... Onlar için, evrim sürecinde açık bir biçimde var olan bu boşluklar, aslında çok uzun denge dönemlerinden başka bir şey değil. Bu uzun denge dö-nemlerinde, söz konusu olan bir grup tür, anlamlıdeğişiklikler göstermiyor ve yeni türlerin oluşumuna yol açmıyor. Bu uzun denge dönemleri içinde, amaca yönelik, yoğun türleşme dönemleri bulunuyor. Yoğun türleşme döneminin uzunluğu, 5 ile 50 bin yıl arasında değişirken, uzun denge dönemleri birkaç milyon yıla yayılıyor.[signature][hline]... that's me in the corner...
Yörünge Disi
ID § 25 Aug 2005, 17:23    [ Alintila ] [ Özel Mesaj ] [ Albüm ]
Yazık ya armra denen adam yüzünde güzelim konu kilitlendi. Bana göre bırakın evrim teorisi konusunun kilitlenmesini; Bilim bölümüne sticky yapılması gerekir.
Yörünge Disi
ID § 25 Aug 2005, 17:40    [ Alintila ] [ Özel Mesaj ] [ Albüm ]
sizin bilimle işiniz yok. siz propaganda yapıyorsunuz.

armra kadar taş düşsün başınıza.[signature][hline]
Yörünge Disi
ID § 25 Aug 2005, 17:43    [ Alintila ] [ Özel Mesaj ] [ Albüm ]
Asıl senin bilimle ilgin yok. Sağa sola saldırmaktan başka ne yaptın? Bilim Armra bilim. Bilgin varsa dök öyle çürüt yaratılışı. Azıcık mı araştırma ruhun yok?
Üye
medal 1k
ID § 25 Aug 2005, 17:55    [ Alintila ] [ Özel Mesaj ] [ Albüm ]
armra sen ateistsin. ve evrim teorisi ateistliği pofpofladığını düşündüğün için evrim teorisinini doğru olduğunu düşünyorsun. sana kanıtta getirsek sen gene vazgeçmeyeceksin düşüncenden. çünkü sen düşüncelerine balığın suya bağlı olduğu kadar bağlısın. eğer bu sabit fikirlerinden vazgeçtiğinde sudan çıkmış balık gibi olacaksın. bunun farkındasın bende farkındayım. senle uğraşmak istemiyorum.
Üye
medal 1k
ID § 25 Aug 2005, 17:58    [ Alintila ] [ Özel Mesaj ] [ Albüm ]
arkadaşlar ben nobel ödülü almış birisi değilim
arkadaşlar ben evrim teorisinde 15 yıl ve daha fazla uğraşarak ömür harcamadım
arkadaşlar ben kasteddiğim kişilere göre bilgi birisi değilim. onun için onların sölyediklerine başka bir katkı yapamayacağım. yukarıda kaynak gösterek yazdım. adamların sözlerini alıpta düşünsenize
Syf: ««/ 25 »»   [ Y ]
[ Forum ] / [ Konu ]
=o=
[ Yeni Konu ] [ Mesaj Yaz ]
*Bu sayfadaki içerik, yazanların kiŞisel görüŞlerini belirtmektedir. KiŞiler, üye anlaŞmasında var olan Şartların bilincinde olmak yükümlülüğündedir. Üye anlaŞmasına göre, gönderilen her türlü içerik, içeriği göndermiŞ olarak görünen üye rumuz ismi ve üyenin kendisine aittir. Paticik.com ve yetkilileri, üyelerimizin göndermiŞ olduğu iŞ bu sayfada yazılı olarak bulunan içerik hakkında hiçbir yasal sorumluluk kabul etmemektedir. Yükümlülük altında olmasa dahi, var olan site içeriğinin bütünü veya bir kısmının site kurallarına uygunsuzluğu durumunda, iletiŞim sayfamızdan bize eriŞebilir, gereken düzenlemeleri yapmamızı sağlayabilirsiniz.
[ Paticik.com | Forum | Kullanici Sozlesmesi | Üye Ol ]
Iletisim : info [at] paticik.com
Secereli Dobermann | Londra Rehberi Copyright 2001-2015 @ Paticik.com
This forum is powered by Phorum