[ Paticik.com | Forum | Kullanici Sozlesmesi | Üye Ol ]
» Forum Gezgini ... Üye Ol / Giris Yap
FORUM.PATICIK.COM
[ FORUM ANASAYFA ]  

[ Yeni Konu ] [ Mesaj Yaz ]
bagli degilsiniz: | Giris Yap | Üye Ol |
|+ Paticik.com Forumları
|-- |+ / Tarih
|-- |-- |+ Karışık Tarih Bilgileri...
Yazar RSS Konu: Karışık Tarih Bilgileri {17856}
Syf: ««/ 16 »»   [ A ]
Üye
medal 1k medal 5k medal 10k
ID § 24 Feb 2017, 10:47    [ Alintila ] [ Özel Mesaj ] [ Albüm ]
kitap tanıtımı:

Gelibolu Savunması
Bir Karargah Çalışması

General G.S. Patton
TÜRKİYE İŞ BANKASI KÜLTÜR YAYINLARI

Alinti

ÇANAKKALE SAVAŞI DİZİSİ – 17

II. Dünya Savaşı’nda ABD’nin en tanınmış generallerinden George S. Patton (1885-1945), 1936 yılında yarbayken Çanakkale Savaşı üzerine bir çalışma yaptı. Kendisine verilen görev, o tarihe kadarki en büyük ve karmaşık çıkarma harekâtını inceleyip yakında başlaması beklenen savaşta yapılması muhtemel benzer harekâtlarda kullanılmak üzere dersler çıkarmaktı. Patton, tipik bir kurmay çalışması olan bu eserinde, arazi- birlikler – muharebe – dersler şeması içinde İtilaf kuvvetlerinin yaptığı çıkarmaları tek tek incelemektedir. Her iki tarafın lojistik hazırlıkları, planlaması, teşkilatlanması, istihbaratı, subaylarının liderlik becerisi ve askerinin savaşkanlığı konularında, nesnel bir kurmay gözüyle sonuçlara varmaktadır. Bu sonuçların en çarpıcılarından biri, başta Mustafa Kemal olmak üzere savunmacı tarafın inisiyatif sahibi subaylarının zaferde çok büyük payının olduğu, bu subay kadrosu karşı tarafta olsa, zaferi onların kazanacağıdır. Kitabı yayına hazırlayan ABD Avrupa Ordusu Komutanı General Hodges’e göre Patton’ın çıkardığı dersler, gerçekten de II. Dünya Savaşı’nda ABD ve müttefikleri tarafından kullanılmıştır.

"zenginliği gürültülü sözlerle övünmek için değil, bir iş başarabilmek için bir fırsat biliyoruz.
yoksul olmayı değil fakat bundan kurtulmak için uğraşmamayı ayıp sayarız.
devletle ilgilenmeyen kimseyi zararsız değil, yararsız buluruz." Perikles


2 defa güncellendi. Son güncelleme 24/02/2017 10:54 tarihinde Feamer tarafindan yapilmistir.
Üye
medal 1k medal 5k medal 10k
ID § 24 Feb 2017, 10:49    [ Alintila ] [ Özel Mesaj ] [ Albüm ]
Trajik Zafer
Büyük Güçlerin Doğu Akdeniz'deki Siyasi ve Askeri Mücadelesi
(1806-1807)

Fatih Yeşil
TÜRKİYE İŞ BANKASI KÜLTÜR YAYINLARI
[quoteTrajik Zafer – Büyük Güçlerin Doğu Akdeniz’deki Siyasi ve Askeri Mücadelesi

Trajik Zafer – Büyük Güçlerin Doğu Akdeniz’deki Siyasi ve Askeri Mücadelesi

Alinti

Napoléon savaşlarının doruğa ulaştığı 1807 senesi, hem Avrupa hem de Yakındoğu için trajedilerle dolu bir zamanı teşkil eder. Napoléon’un zaferleri, Fransa’nın 1798’deki Mısır macerası yüzünden kesilen Fransız- Osmanlı ilişkilerini de derinden etkilemişti: Mısır’daki savaştan ötürü yapılan Rus-Osmanlı-İngiliz ittifakı 1806’da çökmüş; Napoléon da bunu fırsat bilerek Osmanlıları yanına çekmişti.
Neticede, 1807 yılının başlamasına günler kala yeni bir Osmanlı-Rus savaşı çıktı ve bu çatışmada İngiltere, Çar’ın yanında saf tuttu. Ancak bu “müttefikler arası savaş” hiç beklenmedik şekilde gelişecekti: İngiliz donanmasının İstanbul’a yaptığı cezalandırma seferi tam bir başarısızlıkla sona ererken Akdeniz’de bayrak gösteren küçük bir Rus filosu koca Osmanlı donanmasını kimsenin beklemediği bir muharebede alt etti.
İngilizlerin İstanbul harekâtı ile eşzamanlı olarak Mısır’a çıkardıkları bir ordu, herkesi hayrete düşüren şekilde çoğu başıbozuklardan müteşekkil küçük bir Osmanlı birliği tarafından mağlup edilip teslime zorlandı. İngiliz ordusunun uğradığı bu felaket, Mısır’ın muzaffer valisi Kavalalı Mehmed Ali Paşa’nın hanedanını kurmasıyla neticelenecek uzun yolun da başlangıcıydı. Fransız Devrimi ve Napoléon Savaşları döneminin Türkiye’deki nadir uzmanlarından Doç. Dr. Fatih Yeşil, Trajik Zafer’de bu kritik 1807 senesinin olaylarını İngiliz, Fransız ve Osmanlı arşivlerinden izleyerek çözümlüyor; savaş ve diplomasi arasında partnerlerin sürekli değiştiği bu tehlikeli “imparatorluklar dansının” sahne gerisine ışık tutuyor. Bunların yanında, talimli ordu-başıbozuk asker tartışmalarına Mısır’daki İngiliz yenilgisi üzerinden özgün bir katkı sunuyor. Fatih Yeşil, Hacettepe Üniversitesi Tarih Bölümü’nde doçent olarak görev yapmaktadır. Avrupa devletleri ile Osmanlı İmparatorluğu’nu karşılaştırmalı bir perspektifle ele aldığı çalışmaları 18. yüzyıl sonlarında diplomasi, ordu, devlet ve siyaset konularında yoğunlaşan Yeşil’in çok sayıda makalenin yanı sıra iki de kitabı yayımlanmıştır: Aydınlanma Çağında Bir Osmanlı Kâtibi, Ebubekir Râtib Efendi (1750-1799) (2011); İhtilaller Çağında Osmanlı Ordusu: Osmanlı İmparatorluğu’nda Sosyo-ekonomik ve Sosyo-politik Değişim Üzerine Bir İnceleme (1793-1826) (2016).

"zenginliği gürültülü sözlerle övünmek için değil, bir iş başarabilmek için bir fırsat biliyoruz.
yoksul olmayı değil fakat bundan kurtulmak için uğraşmamayı ayıp sayarız.
devletle ilgilenmeyen kimseyi zararsız değil, yararsız buluruz." Perikles


3 defa güncellendi. Son güncelleme 24/02/2017 10:54 tarihinde Feamer tarafindan yapilmistir.
Üye
medal 1k medal 5k medal 10k
ID § 24 Feb 2017, 10:52    [ Alintila ] [ Özel Mesaj ] [ Albüm ]
Osmanlı’da Ateşli Silahlar ve Askeri Devrim Tartışmaları

Gabor Agoston
TÜRKİYE İŞ BANKASI KÜLTÜR YAYINLARI

Alinti

Elinizdeki derleme, dünyanın en önde gelen Osmanlı askeri tarihi uzmanlarından Gábor Ágoston’un bilimsel dergiler ve seçkin derlemelerde yayınlanmış makalelerinden bir seçki sunmaktadır. Tanınmış askeri tarihçi Jeremy Black, yirmi beş sene zarfında yazılmış olan bu makalelerin dünya askeri tarihindeki yerini sunuş yazısında ele alıyor.
1980’lerden bu yana çok şey değişti. “Yeni Askeri Tarihçilik” diye adlandırılan akıma yön veren Ágoston, savaşları ekonomik, sosyal ve çevre bağlamlarında inceleme çabasına katılarak eskiden kalma Avrupamerkezci ve Oryantalist pek çok görüşü çürüttü ve değişmelerini sağladı.
Bu önemli dönüşümü yansıtan Osmanlı’da Ateşli Silahlar derlemesi iki kısımdan oluşmaktadır. “Avrupa Askeri Devrimi ve Osmanlılar” başlıklı ilk bölümde yer alan makaleler 2005 senesinden bu yana geçen zaman zarfında yazılmışlardır ve dünya askeri tarihinde Osmanlıların göz ardı edilen yeri ve önemini vurgulamaktadırlar.
“Osmanlı Topçuluğu ve Harp Sanayisi” başlığını taşıyan ikinci bölümde yer alan makaleler ise Osmanlı askeri sanayisine dair 1990’lardan bugüne dek Osmanlı ve yabancı arşivlere dayalı araştırmaların sonuçlarını içermektedirler.
Osmanlı askeri tarihi uzmanları kadar meraklılar da bu derlemede Osmanlı askeri sanayisi, savaş usulleri ve Osmanlıların dünya askeri tarihindeki rolü hakkında zengin bilgilere ve öncü görüşlere ulaşma fırsatını bulacaklardır.
Gábor Ágoston, ABD’deki Georgetown Üniversitesi’nde tarih doçentidir. Kaleme aldığı çok sayıdaki makale ve kitap ile Osmanlı araştırmaları alanında, özellikle de askeri tarih konusunda paradigmatik değişikliklere yol açan katkılarda bulunmuştur. Türkçede yayınlanan eserleri: Barut, Top ve Tüfek: Osmanlı İmparatorluğu’nun Askeri Gücü ve Silah Sanayisi (İstanbul, 2006), Osmanlı’da Savaş ve Serhad (İstanbul, 2013) ve Osmanlı’da Strateji ve Askeri Güç (İstanbul, 2015).

"zenginliği gürültülü sözlerle övünmek için değil, bir iş başarabilmek için bir fırsat biliyoruz.
yoksul olmayı değil fakat bundan kurtulmak için uğraşmamayı ayıp sayarız.
devletle ilgilenmeyen kimseyi zararsız değil, yararsız buluruz." Perikles
Üye
medal 1k medal 5k medal 10k
ID § 11 Mar 2017, 13:58    [ Alintila ] [ Özel Mesaj ] [ Albüm ]
Magdalenian Girl
[en.wikipedia.org]
[sciencelife.uchospitals.edu]


"zenginliği gürültülü sözlerle övünmek için değil, bir iş başarabilmek için bir fırsat biliyoruz.
yoksul olmayı değil fakat bundan kurtulmak için uğraşmamayı ayıp sayarız.
devletle ilgilenmeyen kimseyi zararsız değil, yararsız buluruz." Perikles

Üye
medal 1k medal 5k medal 10k
ID § 18 Mar 2017, 09:01    [ Alintila ] [ Özel Mesaj ] [ Albüm ]
Kitap tanıtımı:

Antikiteden Feodalizme Geçişler

Alinti

Perry Anderson
İLETİŞİM YAYINLARI
Yıllardır antik toplumsal formasyonların dönüşümü etrafındaki tartışmaların önemli kaynaklarından biri olmuş Antikiteden Feodalizme Geçişler, feodalizm öncesi siyasal, toplumsal, iktisadi ve sınıfsal yapıları tarihselleştirerek üretim biçimlerinin dönüşümü üzerine geniş bir coğrafi alanı ele alır. Yunan devletlerinden Roma İmparatorluğu’na, Batı ve Kuzey Avrupa’dan Akdeniz, Balkanlar ve Bizans’a uzanan geniş bir perspektifle toprak mülkiyetinden köleliğe, serflikten yönetici sınıfların biçimlenişine, üretim biçimlerinin dönüşüm-eklemlenmelerinden artığa el koyma pratiklerinin değişimine hukuktan göçlerin etkisine kadar pek çok kategori ve süreci mutlaki devletin oluşumu hattına kadar inceleyerek kapsamlı bir analiz ortaya koyar. Anderson’dan klasikleşmiş bir başvuru kaynağı...

“Antikiteden Feodalizme Geçişler, klasik antikitenin siyasal ve toplumsal dünyasını, oradan Orta Çağ dünyasına geçişin doğasını ve Avrupa’da bunun sonucu olarak feodalizmin yapısını ve evrimini keşfe çalışmaktadır; gerek Akdeniz, gerekse Avrupa’daki bölgesel farklılıklar çalışma boyunca merkezdeki temayı oluşturmaktadır.”
PERRY ANDERSON

"zenginliği gürültülü sözlerle övünmek için değil, bir iş başarabilmek için bir fırsat biliyoruz.
yoksul olmayı değil fakat bundan kurtulmak için uğraşmamayı ayıp sayarız.
devletle ilgilenmeyen kimseyi zararsız değil, yararsız buluruz." Perikles
Üye
medal 1k medal 5k medal 10k
ID § 31 May 2017, 09:15    [ Alintila ] [ Özel Mesaj ] [ Albüm ]
Kocasının Öldürülmesi Üzerine Ocaklar Söndüren Rusyanın İlk Kadın Hükumdarı: Olga
[seyler.eksisozluk.com]
Kievli Olga'nın hikayesini ''kase'' anlatmış

direk alıntı
Alinti

ocaklar söndüren afet hatun, kiev'in kraliçesi. afet derken mecazi değil bildiğin deprem, tsunami gibi doğal afetten sözediyorum. millet bu başlığa çok başka beklentilerle tıklayacak şimdi ama game of thrones fanıysanız beklediğinizden bin kat iyisi var agalar kaçmayın okuyun.

efendim bu ablamız 10. yy'da kiev knezliği'nin başındaki igor'la evlenmiş, bir de svyatoslav isminde oğlu olmuş. bunlar gül gibi geçinip giderken kiev knezliği'nin tepeleyip vergiye bağladığı düşmanı olan drevlianlar nam doğu slav kabilesi, igor bunlardan çok fazla vergi aldı diye isyan çıkarıp igor'u katlederler. prens svyatoslav o sırada henüz üç yaşında sabi sübyan olduğundan validesi olga naip olarak tahta oturur.

drevlian'lar olga'ya elçi yollayıp kan dökülmesini istemediklerini, kendi prensleriyle evlenip yönetimi ona devretmesinin herkes için en hayırlısı olacağını bildirir. olga ablamızın buna tepkisi elçileri diri diri gömdürmek olur. ama entrikacının önde gideni olan bu ablamızın tahtı kaptırmaya da, ikide bir isyan çıkaran drevlian'larla uğraşmaya da hiç niyeti yoktur. drevlian prensine mektup yollayıp evlilik teklifini kabul ettiğini, ancak halkına bu evliliği kabul ettirebilmek için şekil yapmak açısından prensin memleketine giderken kendisine eşlik edecek asilzade heyeti gönderilmesinin elzem olduğunu bildirir. drevlian'lar en yüksek titrlere sahip asilzadeleri yollarlar.

olga bunları dostane bir şekilde karşılar ve 'uzun yoldan geldiniz, bir hamama girin de kirinizi atın' diye bunların alayını hamama sokar. elemanların hepsi hamama girince bütün kapıları kilitletip hamam binasını ateşe verir, alayını diri diri yakar. ablamızın eylemleri bununla bitecek değildir tabii, kocasını katleden ve tam bir baş belası olan drevlian'ların kökünü kurutmayı bir kez kafasına koymuştur. drevlian'ların memleketine gidip merhum kocası için bir cenaze yemeği organize eder ve memleketin bütün ileri gelenlerini, hatırlı kişileri davet eder (o arada bizim asilzadelere ne oldu diye sormak kimsenin aklına gelmemiş sanırım) hizmetkarlarına da bunlara alabildiğine şarap servisi yapmalarını tembihler. drevlian'lar iyice zom olunca askerlerine emir verir ve 5000 drevlian'ı öldürtür. (red wedding de neymiş birader!)

olga ablamız başladığı işi sonuna kadar götüren tıynette biri olduğundan bununla yetinecek değildir elbet, hemen kiev'e dönüp drevlian milletinin geri kalanını da ortadan kaldırmak için ordu hazırlamaya başlar. drevlian'ların da akılları nihayet başlarına gelmiştir, olga'ya elçi yollayıp aman taçta tahtta gözümüz yok daha, biz ettik sen etme, istediğin kadar vergi verelim yeter ki bizi rahat bırak daha öldürme diye yalvarır yakarırlar.

olga 'bu kadar ceza yeter, size merhamet ediyorum. vergi olarak bir defaya mahsus her evden üç güvercin ve iki kırlangıç tutup yollayın' diye bir mesaj yollar. donlarına kadar soyulmayı bekleyen drevlian'lar aaa sembolik vergi, oh be yırttık yakamızı bırakacak sonunda diye sevinip evlerinde, ahırlarında yuva yapan güvercin ve kırlangıçlardan olga'nın dediği kadarını yakalayıp kafeslere koyar yollarlar. olga askerlerine kuşların ayaklarına teker teker kumaşa sarılıp fitil takılmış bir parça kükürt bağlatır, güneş batınca askerlere fitilleri tutuşturup kuşları salmalarını emreder.

kuşlar evlerine varıp yuva yaptıkları saçak altlarına, samanlıklara, ağıllara geri döndüğünde her yeri alevler sarar, şehirde yangın çıkmadık bir tek ev, ahır, samanlık kalmaz. her taraf aynı anda alev aldığından millet yangınları söndüremez, ortalık cehenneme döner ve kaçabilenler canhıraş kaçar. ancak olga kaçanları tutup gebertmeleri için askerlerini yollamıştır, bunlar da kaçanlardan kodaman olanlarını esir alıp gerisini kılıçtan geçirir. esir edilen kodamanları olga kendi sadık adamlarına köle ve hizmetkar olarak hediye eder. (burada da parantez açıp cersei'nin yobaz tarikatı yok edişini hayranlıkla izleyenlere göz kırpalım.)

daha sonra ortodoks hristiyanlığa geçen olga, konstantinopolis'e gidip vaftiz olur ve imparator 7. konstantin huzurunda devlet töreniyle ortodoks kilisesine katılır. ülkesine hristiyanlığı yaydığı için ölümünden sonra kilise tarafından azize ilan edilir. kadın toplu katliamlar yapmış, drevlian memleketinde taş üstüne taş, omuz üstünde baş bırakmamış ama azize olga olup ikonalara falan resmedilmiş:


rusya'da ukrayna'da millet gidip bunun ikonalarının önüne mum yakıp ihsan falan istiyor yani, olaya bak.

moral of the story: dinde mantık aranmaz.

"zenginliği gürültülü sözlerle övünmek için değil, bir iş başarabilmek için bir fırsat biliyoruz.
yoksul olmayı değil fakat bundan kurtulmak için uğraşmamayı ayıp sayarız.
devletle ilgilenmeyen kimseyi zararsız değil, yararsız buluruz." Perikles
Üye
medal 1k medal 5k medal 10k
ID § 03 Jun 2017, 09:36    [ Alintila ] [ Özel Mesaj ] [ Albüm ]
güzel bir kurgu yapmış, ekşiden alıntı:
[eksisozluk.com]

Alinti

papalığın türklere geçmesiyle sonuçlanırdı, zayıflayan memluklerin de osmanlı hakimiyetine girmesi çok zaman almayacağından gerçek bir pontifex maximus görebilirdik uzun bir aradan sonra.

şaka bir yana eğer fatih erken ölmeyip devasa italya seferini gerçekleştirebilseydi, karaya çıkar çıkmaz karşılacağı napoli ordusunu saf dışı etmesi çok uzun sürmez ve böylece roma yolu kolayca açılırdı. kuzeye ilerleyen istila ordusu karşısında savunmasız kalan papa ve çevresi hızlıca romayı boşaltıp fransadaki topraklarından yeni bir haçlı seferinin hazırlıklarına başlar, bu arada ülkesiz kalan napoli hanedanı da ispanya tahtında hüküm süren güçlü kuzenlerinin yanına sığınarak kaybettiklerini geri almak adına ispanya'yı söz konusu haçlı seferine katılmaya ikna etmeye çalışırdı. istilanın haberi o dönemde burgonya yüzünden savaşın eşiğinde olan fransa ve hapsburgları muhtemelen olası bir çatışmayı ertelemeye ikna edecekti çünkü yeni birleşen ispanya türklerin sicilyayı tehdit etmesinden oldukça rahatsız olacak, napoli ve milan üzerinde uzun süredir hak iddia eden fransa monarşisi hayallerinin suya düşmesini istemeyecek ve avusturya hapsburgları bütün güney sınırlarının türklerin eline geçmesi gibi bir ihtimali kesinlikle kabullenmeyecekti.
bu senaryoda en ilginç yeri ise yarımadanın kuzeyine hükmeden floransa, milan ve venedik işgal edecek ve dönemin osmanlı dış politikası ışığında muhtemelen sultan'ın temsilcileri floransa ve milanın tarafsız kalması karşılığında bağımsızlık garantisi verecek ve anlaşmayı daha da çekici kılmak adına bu prensliklerin yarımada üzerindeki hak iddialarını destekleyecekti. istilanın hızı ve yıkıcılığı karşısında şaşıran venedik ise muhtemelen bir kaç yıl önce sultanla yaptığı barış anlaşmasını korumaya çalışmaktan başka bir hamlede bulunmayacaktı.
lorenzo ve ludivico sultan'ın çekici teklifleri ve yarımadanın kaderi arasında bocalarken, savunmasız roma doğu roma'nın başkentine benzer şekilde yağmalanmaktan kurtulamayacak ve önünde roma'dan alplere kadar uzanan geniş düzlükler bulan güçlü osmanlı süvarisinin kuzeye ilerlemesini durdurulamaycaktı; istilayı tehlikeye düşürecek kadar büyük bir ordu toparlayabilecek olan tek hükümdar olan fransa kralı louis xi için muhtemelen bu orduyu ölümü beklenen yaşlı papanın yerine, hemen fransanın dibindeki avignon'a sığınan curia'yı baskı altına alıp kukla bir papa seçtirmek, düz bir coğrafyada osmanlı süvarisiyle çarpışmaktan daha mantıklı bir seçenek olacak, louis'in en büyük rakibi maximillien ise sınırlarında bu derece büyük bir fransız ordusu olduğu halde ve istilayı macaristan tahtını hapsburg etkisinden korumak adına büyük bir fırsat olarak kullanacak matthias corvinus ensesindeyken, yarımadaya büyük bir ordu göndermek konusunda pek istekli olmayacaktı.
floransa ve milan'ın sultanın şartlarını kabul etmesi halinde ilk aşamada medici ve sforza aileleri, eğer bu aileler iktidarda kalmaya devam ederlerse tüm floransa ve milan halkı avignon tarafından aforozla tehdit edilecek ve daha önce defalarca gerçekleştiği gibi, bu italyan prensliklerinin yeni bir kardinaller meclisi atayarak bir anti-papa seçmesi kaçınılmaz olacak ve böylece osmanlılarla müttefik olmasa da, düşman da olmayan yeni bir papa seçilecek ve sultanın da yardımıyla restore edilen roma'ya yerleşen söz konusu papa, fatih'i asıl amacına, yani yüzyıllar sonra doğu ve batı kilisesi tarafından tanınan ilk roma imparatoru* olarak tahta çıkmaya hiç olmadığı kadar yaklaştıracaktı.

"zenginliği gürültülü sözlerle övünmek için değil, bir iş başarabilmek için bir fırsat biliyoruz.
yoksul olmayı değil fakat bundan kurtulmak için uğraşmamayı ayıp sayarız.
devletle ilgilenmeyen kimseyi zararsız değil, yararsız buluruz." Perikles
Üye
medal 1k medal 5k medal 10k
ID § 03 Jun 2017, 09:49    [ Alintila ] [ Özel Mesaj ] [ Albüm ]
derli toplu güzel bir yazı olmuş, gerçi belirtmek lazım, bu günden bakınca bizim için kötü gelebilir ama zamanın şartlarında devletin bekası için en iyi icraatı yapmıştır...

[eksisozluk.com]
Alinti

yavuz'un tahta geçmeden önce osmanlı'nın batı ve doğu ile olan ilişkilerini iyi irdelemek lazım. özellikle cem sultan-bayezid çekişmesi. bayezid in çatışmasızlık anlayışı yavuz un babasını devirerek tahta geçmesi bunların siyasi destekler olmadan gerçekleşmesini düşünmek ahmaklık olur. yavuz un devre dışı bıraktığı devletlerden memluklar batılı bir kaç devleti vergiye bağlamıştı. bunlar özellikle ticaret yapan venedikler cenevizler gibi vatikan ı finanse eden devletler. safeviler ise rusya nın üzerinde baskı kuruyorlardı. rusların o yıllarda safevilerin izlediği türk politikası sayesinde gelişim gösteremediği, kısmi vergiler verdiği ve duraklama yaşadığı bir ortamdır. arap yarımadası ise bedevi karakterde cahiliye dönemi olarak adlandırılan süreci yaşıyorlardı. işte yavuz tam da böyle bir ortamda bu iki büyük türk devletini yıkarak batılıların ve rusların gelişimlerinin önünü açmıştır. ortadoğudan getirttiği fetvacısı rüstem şafii bir kürttür. bu kişi aynı zamanda ebu suud gibi katliam fetvacısı bir kişiyi de devletin önemli kademesine getirtmiştir. doğuya yönelmesi din in osmanlı içinde daha etkin olmasını ve fatih gibi bilimsel ilerleyen bir liderin gölgesinin kalkmasına sebep olmuştur. safevilerin yıkımasıyla doğu ve güneydoğu kürt derebeylerin hakimiyeti altına verilmiş eyaletlere bölünmüştür. zira safevilerin ikinci başkenti diyarbakırdır. böyle bir tedbir alınmasının sebebi anadoludaki türkmen nüfus ile safevi türkmen nüfusunun iletişiminin kesilmesi. dikkat edilmesi gereken bilgi ise şudur; özellikle abdülmecid in aldığı tedbirle etkinliğini arttıran kürt derebeyleri hızla doğu ve güneydoğu halklarını kürtleştirmiştir. cumhuriyet dönemi için kürtlere yapılan asimilasyon çalışmaları yavuz ve abdülmecid in hamleleriyle kürtleşen bir doğu güneydoğu görüntüsü ortaya koymuştur. işin en komiği hayatı türk devletleriyle savaşmakla geçmiş ve onca türkmen kıyımı yapmış olan yavuz u en çok ülkücülerin sevmesidir. bu gerçek anlamıyla bir dramdır. işin bir başka dramatik tarafı da azeri ve iran toplumunun rönesansına engel olan yavuz u seven ülkücülerin mensup olduğu partiye azerilerin oy vermesi bu daha feci bir dramdır. fatih gibi olsaydı keşke demeden edemiyor insan gerisi heyecan.

"zenginliği gürültülü sözlerle övünmek için değil, bir iş başarabilmek için bir fırsat biliyoruz.
yoksul olmayı değil fakat bundan kurtulmak için uğraşmamayı ayıp sayarız.
devletle ilgilenmeyen kimseyi zararsız değil, yararsız buluruz." Perikles
Üye
medal 1k medal 5k medal 10k
ID § 03 Jun 2017, 09:53    [ Alintila ] [ Özel Mesaj ] [ Albüm ]
ha bu arada aklıma geldi şöyle bir şey var,

TİKA Dünyanın 8. Harikasını Hırvatistan’da Araştırıyor

ben şimdi bunu buldum ama yabancı veya yerli başka kaynaklarda bulunur zira, oranın yerlileri bunu ciddi araştırıyorlar
[www.tika.gov.tr]

"zenginliği gürültülü sözlerle övünmek için değil, bir iş başarabilmek için bir fırsat biliyoruz.
yoksul olmayı değil fakat bundan kurtulmak için uğraşmamayı ayıp sayarız.
devletle ilgilenmeyen kimseyi zararsız değil, yararsız buluruz." Perikles
Üye
medal 1k
ID § 03 Jun 2017, 21:27    [ Alintila ] [ Özel Mesaj ] [ Albüm ]
1- Yavuz Safavi devletini yikmamistir.
2- Diyarbakir Safaviler'in hicbirinci baskenti degildi.
3- Yavuz zamaninda Rusya diye biryer yoktu, en guclu Rus devleti olan Moskova ise Safaviler'e vergi vermiyordu zira komsu bile degillerdi.

Sandnigger.
Üye
medal 1k medal 5k medal 10k
ID § 05 Jun 2017, 08:29    [ Alintila ] [ Özel Mesaj ] [ Albüm ]
uzun hasanın savaşı kaybetmesi ile iktidarının zayıflamış olması diye bahsedilir, kronolojik olarak bakamıyorum şimdi

diyarbakırın önemi akkoyunluların başkenti olması ve uzun hasanın orayı feth etmesi ve ondan sonra gelişen olaylar

yazar rusya veya ruslar üzerinden nasıl bir bağ kurmuş bilmiyorum ama her halde timur-altınordu falan ile karıştırmış olabilir zira benim bir bilgim yok

de zaten benim alıntı yapmamaya iten kısımlar buraları değil

"zenginliği gürültülü sözlerle övünmek için değil, bir iş başarabilmek için bir fırsat biliyoruz.
yoksul olmayı değil fakat bundan kurtulmak için uğraşmamayı ayıp sayarız.
devletle ilgilenmeyen kimseyi zararsız değil, yararsız buluruz." Perikles
Üye
medal 1k medal 5k medal 10k
ID § 06 Jun 2017, 15:05    [ Alintila ] [ Özel Mesaj ] [ Albüm ]
bir kitap tanıtım yazısı daha:

Derin Yahudi / Siyon-Türk Zelda
Musevi Tarihinde Bin Yıllık Türk Damgası
Cengiz Özakıncı
OTOPSİ
[www.kitapyurdu.com]


Alinti

Türkiye’de kimi Türkleri İbrani-Yahudi kökenli Sabetaycılar olarak damgalayan yayınlarla, Kürtleri İbrani kökenli Yahudiler olarak gösteren yayınlar, aynı amaçla tek odaktan mı yürütülüyor? Türkleri Sabetaycı diye damgalamakta kullanılan adbilim [onomastics] yöntemi, dünyadaki Musevilerin soyadlarına uygulandığında, Musevilerin çoğunluğunun Hazar Türk kökenli olduğu gerçeği nasıl ortaya çıkıyor? Çevresindeki tüm ülkeleri etnik ve mezhepsel ayırımcılığa sürükleyen İsrail’de, Museviler arasında dil birliği, etnik köken birliği ve mezhepsel bütünlük var mı? Dünyadaki Musevilerin tümü Sami kökünden İsrailoğulları soyundan mı geliyor, yoksa çoğu Hazar Türk kökenli mi? İsrail’de Hazar-Türk kökenli olan ve olmayan Museviler arasında, birbirlerinden kız alıp vermemeye dek tırmanan etnik-mezhepsel ayırımlar derinleşiyor mu? Siyonizm, salt Musevilerin ideolojisi mi? Haçlı Emperyalizm niçin Siyonizm’e yöneldi? Selçukların atası Selçuk Bey, Türk kökenli Hazar Musevilerinden miydi? Barzan ve Barzaninin Hazar Türk Kaganı Barshandan geldiği neden gizleniyor? Hitler’in soykırıma uğrattığı Musevilerin ezici çoğunluğu Hazar Türk ökenli miydi? 1948’de Pentagon G-2 İstihbarat Bürosu’na sunulan ve dünya Musevilerinin %92’sinin Hazar-Türk kökenli olduğunu kanıtlayan rapor, İsrail devleti kurulduktan sonra nasıl hasır altı edildi? Dünyayı yönetn Rots hild gibi parababalarının çoğu Hazar Türk kökenli Musevi mi? Dünyada soyadı “T-U-R-K” ya da Türkçe olan milyonlarca Hazar Türk kökenli Musevi olduğunu biliyor muydunuz? Cengiz Özakıncı, edebi yazılarından oluşan bu dizinin ilk kitabı “Neveser” ve ikinci kitabı “Münevver”den sonra üçüncü kitabı “Derin Yahudi: Siyon-Türk Zelda” ile ezberlerimizi bozmayı sürdürüyor. Üstü örtülmüş, gözlerden kaçırılmış, üzerinde durulmamış, görmezden gelinmiş, unutulmuş, daha doğrusu kasten unutturulmuş gerçeklerin konuştuğu bir roman bu... Roman mı? Hayır. Doğru deyim: Roman ötesi...

diğer kısımlarına bir şey diyemeyeceğim ama "Hitler’in soykırıma uğrattığı Musevilerin ezici çoğunluğu Hazar Türk ökenli miydi?" sorusu mantıklı geliyor zira, toplama kamplarına tıkılan yahudilerin çoğunun alt sınıflardan geldiği hep söylenirdi...

diğer taraftan burada veye diğer konuda hazarlar ile ilgili cevizkabuğu olması lazım linki var, orada da araştırmacılar tarafında sami yahudiler için benzer iddialar vardı...

"zenginliği gürültülü sözlerle övünmek için değil, bir iş başarabilmek için bir fırsat biliyoruz.
yoksul olmayı değil fakat bundan kurtulmak için uğraşmamayı ayıp sayarız.
devletle ilgilenmeyen kimseyi zararsız değil, yararsız buluruz." Perikles
Üye
medal 1k
ID § 06 Jun 2017, 19:07    [ Alintila ] [ Özel Mesaj ] [ Albüm ]
Ashkenazi Yahudileri'nin konustugu dil Yidce, Almanca'nin bir versiyonudur. Polonya veya Ukrayna'daki bir Yahudi'nin, kendisi ya da kokleri Almanya'dan gelmediyse Almanca konusmasi icin bir neden yok.

Polonya'ya gelen ilk Yahudiler'in, seyyahlarin nereden geldigi biliniyor. Ilk gelenler genelde bir yandan da kasiflik yapan tuccarlar ve bu ilk kasifler genelde Ispanya'dan gelmis. Ibn Yakub diye biri ki 900lu yillarda geliyor, en bilinenlerinden bu ilk Yahudiler'in. Daha sonraki yerlesimcilerin cogu Kutsal Roma Imparatorlugu topraklarindan geliyor. Varsova'daki Yahudi muzesinde tarih ve olaylar vere vere Yahudiler'in adim adim nasil yayildigini gormek mumkun. Almanya'dan, Bohemya'dan Polonya'ya, oradan Polonya'nin dogusuna ve Ukrayna'ya gidiyorlar adim adim. Dogudan gelen bir goc yok, Askenaziler'in Hazar kokenli olduklari bugun bilinmese bile 1000 yilinda bilinirdi, belgelenmis olurdu.

Zaten Hazarlar'da Museviligin ne kadar yayildigi da muamma. Hazar Kaganligi'nin zaten tek bir halki, o halkin da tek bir dini yoktu. Musevilik sadece belli aristokratlarin benimsedigi birsey de olabilir. Eh elit insanlar da eski hayatini devam ettirmeye calisir, kagan adamin gidip de Karpat daglarinda bir koye yerlesmesi anlamsiz.

Surada yazana gore bu G2 amerikan ordusunun istihbari kolu. Yahudilerin antropolojik kokenini neden arastirmislar da yazarimiz 92%sinin Turk oldugunu ortaya koyan bu belgeye nasil ulasmis sonra? Askenaziler bile Yahudiler'in 92%sini olusturmuyor.

Sandnigger.
Üye
medal 1k medal 5k medal 10k
ID § 06 Jun 2017, 23:39    [ Alintila ] [ Özel Mesaj ] [ Albüm ]

Üye
medal 1k medal 5k medal 10k
ID § 07 Jun 2017, 08:42    [ Alintila ] [ Özel Mesaj ] [ Albüm ]
rusyada ki yahudiler nereden geliyor?

diğer taraftan bu konuda her hangi bir iddia edecek kadar bilgim yok ama dediğim programda hazar araştırmacılırın özellikle şikayet ettikleri hususlar var onları bir dinleyin

"zenginliği gürültülü sözlerle övünmek için değil, bir iş başarabilmek için bir fırsat biliyoruz.
yoksul olmayı değil fakat bundan kurtulmak için uğraşmamayı ayıp sayarız.
devletle ilgilenmeyen kimseyi zararsız değil, yararsız buluruz." Perikles
Syf: ««/ 16 »»   [ Y ]
[ Forum ] / [ Konu ]
=o=
[ Yeni Konu ] [ Mesaj Yaz ]
*Bu sayfadaki içerik, yazanların kiŞisel görüŞlerini belirtmektedir. KiŞiler, üye anlaŞmasında var olan Şartların bilincinde olmak yükümlülüğündedir. Üye anlaŞmasına göre, gönderilen her türlü içerik, içeriği göndermiŞ olarak görünen üye rumuz ismi ve üyenin kendisine aittir. Paticik.com ve yetkilileri, üyelerimizin göndermiŞ olduğu iŞ bu sayfada yazılı olarak bulunan içerik hakkında hiçbir yasal sorumluluk kabul etmemektedir. Yükümlülük altında olmasa dahi, var olan site içeriğinin bütünü veya bir kısmının site kurallarına uygunsuzluğu durumunda, iletiŞim sayfamızdan bize eriŞebilir, gereken düzenlemeleri yapmamızı sağlayabilirsiniz.
[ Paticik.com | Forum | Kullanici Sozlesmesi | Üye Ol ]
Iletisim : info [at] paticik.com
Secereli Dobermann | Londra Rehberi Copyright 2001-2015 @ Paticik.com
This forum is powered by Phorum