[ Paticik.com | Forum | Kullanici Sozlesmesi | Üye Ol ]
» Forum Gezgini ... Üye Ol / Giris Yap
FORUM.PATICIK.COM
[ FORUM ANASAYFA ]  

[ Yeni Konu ] [ Mesaj Yaz ]
bagli degilsiniz: | Giris Yap | Üye Ol |
|+ Paticik.com Forumları
|-- |+ / Tarih
|-- |-- |+ Türk kimliği...
Yazar RSS Konu: Türk kimliği {19308}
Syf: ««/ 25 »»   [ A ]
Üye
medal 1k medal 5k medal 10k
ID § 10 Jan 2017, 12:44    [ Alintila ] [ Özel Mesaj ] [ Albüm ]
eser miktarda bile alakası yok.

neden yok?

çünkü: idda sahibi, direk hüküm vererek itham ediyor. ortada bir bilgi paylaşımı veya sohbet içeriğine dönüşebilecek bir tarz yok. ve bunlara alt yapı olan bilgilerde de sorunlar var.

diğer taraftan, mealen "savaşta olur öyle şeyler" gibi iddialara cevap vermek oldukça güç ve fazlaca zaman gerektiren şeyler ama bazı önemli başlıklar için anahtar kelimeleri yazdım diye hatırlıyorum, google araması ile 15-30dk okuma ile yeterli bilgiye sahip olabilirsiniz ama bilgiyi özümseyerek ne çıkarım yaparsınız orasını bilemiyorum, zira asıl önemli kısım orası ve tartışmayı zevkli kılacak tarafta orası, ama temel şeyleri bilmek lazım.

misal, forumun neresinde kaldı bilmiyorum -totalwar konusunda olabilir- atilla ve hunlar tartışması vardı, orada kimse hunlar öldürdükleri hristiyanların kanlarını içen, iblis melezleri falandır gibi "tarihi bilgiler" ile tartışmaya dahil olmadığı için, askeri bilgilerimiz ile ortaya koyduğumuz fikirleri tartıştık...

öte yandan, konun başlığı ne? Türk kimliği...

tdk ya göre kimlik ne demek:
[www.tdk.gov.tr]

1. isim Toplumsal bir varlık olarak insanın nasıl bir kimse olduğunu gösteren belirti, nitelik ve özelliklerin bütünü
"Sanırım uzun zaman kimliğini korumak, güçlü kalabilmek için direndi." - R. Mağden
2. Kişinin kim olduğunu tanıtan belge, kimlik belgesi, tanıtma kartı, hüviyet
3. Herhangi bir nesneyi belirlemeye yarayan özelliklerin bütünü

yani bu konu, eğer "türk" diye bir şey varsa, onun niye "türk" olarak anıldığını, hangi niteliklerin bu kimliğin oluşmasını sağladığını örnekleyen bir konu olmasını istediğim için açıldı ve 23 sayfa oldu, son tartışmalar ise neyin çevresinde döndü? gazetede tarihi yazısını bile takma isimle yazan bir araştırmacının(?) "asyadan gelen çekik gözlüler nasıl pala bıyıklı oldu?" diye oldukça akademik girizgahı ile yaptığı işine geldiği gibi yaptığı alıntılar ile döşediği bir yazı ve sonrasında genetik, ve sonrasında 10k adam geldi onlarda yok oldu geyiği ile geldiğimiz nokta?

şu seviye bir iddia ve zihin ile tartışmak akp ile başkanlık düzenini tartışmak gibi bir şey, gereksiz vakit israfı ama yine konuyu okuyacak 3. kişiler için önceki sayfalarda bazı bilgiler falan paylaştım diye hatırlıyorum.

son olarak, konu başlığı dışında olan mevzular için ayrı konular açılması taraftarıyım çünkü, okuyacak olan adam başlıklara bakar okuma yapacağı için veya ilerde başka içerik paylaşmak gerektiği zaman daha kolay ve nizamı olur.

konu haricinde değinilen ve cevapsız kalan başlıklar varsa ve merak eden birileri olursa, tavsiyem yeni konu açsın, düzgün ve genel bir başlık ile açılan bu konuda faydalı içerikler olabilir.

mesela, moğolların kuşatma kabiliyeti üzerine konuşulabilinir ama alakalı konuda içerik girmek daha güzel olur. ama öte taraftan, doğu avurpa kale sistemleri, moğolların kuşatma kabiliyeti vb. konularda bilgi sahi olmasan dahi, açarsın bir tarihi atlas -güncel olarak google yazarsın, harita çıkar, bakarsın adamlar işgal ettiği yerler orada renkli olarak gösterilir, bu alan içinde bağdat gibi büyük doğu şehirleri, maveraünnehir bölgesi gibi moğol taktiklerine yabancı olmayan şehirler ve çinin bir çok kale ve şehirinin adamlara dayanamadığını görürsün, ondan sonra doğu avrupanın ortaçağda durumu hakkında biraz düşünürsün acaba, iran ve islam devletlerinden veya çinden daha mı korunaklı kalelere veya şehirlere sahipler diye basit bir mantık yürütürsün ve bir sonuca varırsın.

misal timur ve izmir kalesi meselesi, timur için moğol muadili diye biliriz, belki biraz daha aşağıda, izmir kalesi için ise avrupa tipi bir kale diyebiliriz ki, mevki ve namı bakımında, doğu avrupayı geç, klasik avrupada bile denginin az olduğu bir mevzi iken, timur bir hafta(gibi) gibi bir kısa sürede, imkansız denen kaleyi feth etmiş...

yine benzer ama farklı bir menzu, atilla ve roma, romanın yağmalanması bir çok germen kabilesi tarafında tek başlarına başarılmış, çokta zor olmayan bir eylem iken, germenler ile destekli hun ordusunun romayı savaşarak alamayacağını düşünerek geri döndüğünü iddia etmek yine bana gerçek dışı geliyor zira bunlar hep çıkarımdır,

"zenginliği gürültülü sözlerle övünmek için değil, bir iş başarabilmek için bir fırsat biliyoruz.
yoksul olmayı değil fakat bundan kurtulmak için uğraşmamayı ayıp sayarız.
devletle ilgilenmeyen kimseyi zararsız değil, yararsız buluruz." Perikles
Üye
medal 1k medal 5k medal 10k
ID § 11 Jan 2017, 09:00    [ Alintila ] [ Özel Mesaj ] [ Albüm ]
bu arada moğol-macar savaşı için böyle bir yazı denk geldi,

MUHİ MUHAREBESİ (11 NİSAN 1241)
Lajos NÉGYESİ
Gökhan DİLBAŞ

21 sayfa pdf
[www.johschool.com]

"zenginliği gürültülü sözlerle övünmek için değil, bir iş başarabilmek için bir fırsat biliyoruz.
yoksul olmayı değil fakat bundan kurtulmak için uğraşmamayı ayıp sayarız.
devletle ilgilenmeyen kimseyi zararsız değil, yararsız buluruz." Perikles
Üye
medal 1k medal 5k medal 10k
ID § 11 Jan 2017, 09:08    [ Alintila ] [ Özel Mesaj ] [ Albüm ]
mumyayı bile türk yapmışız. bizden başkası türk demiyordur büyük ihtimal

De ki, biz onu yaş üzümden yarattık
Üye
medal 1k medal 5k medal 10k
ID § 11 Jan 2017, 18:01    [ Alintila ] [ Özel Mesaj ] [ Albüm ]
ne desin mahmut mu desin?

"zenginliği gürültülü sözlerle övünmek için değil, bir iş başarabilmek için bir fırsat biliyoruz.
yoksul olmayı değil fakat bundan kurtulmak için uğraşmamayı ayıp sayarız.
devletle ilgilenmeyen kimseyi zararsız değil, yararsız buluruz." Perikles
Üye
medal 1k medal 5k medal 10k
ID § 11 Jan 2017, 18:02    [ Alintila ] [ Özel Mesaj ] [ Albüm ]
Macaristan, Kuman Türkleri



"zenginliği gürültülü sözlerle övünmek için değil, bir iş başarabilmek için bir fırsat biliyoruz.
yoksul olmayı değil fakat bundan kurtulmak için uğraşmamayı ayıp sayarız.
devletle ilgilenmeyen kimseyi zararsız değil, yararsız buluruz." Perikles
Üye
medal 1k medal 5k medal 10k
ID § 11 Jan 2017, 18:07    [ Alintila ] [ Özel Mesaj ] [ Albüm ]
Macaristan'da Turancılık
[tr.wikipedia.org]
Alinti

Orta Asya kökenli bir ulus olan Macarlar'da Orta Asya'daki akraba uluslara yönelik ilgi 1890'larda büyük bir hızla gelişti. 1910 yılında aristokrat kökenli aşırı sağcı siyasetçi ve tarihçi Kont Pál Teleki önderliğinde Budapeşte'de Turan Cemiyeti (Turáni Társaság) kuruldu. Birçok ünlü toplumsal şahsiyeti, bilim adamlarını ve ulusçu şairleri kapsayan cemiyetin amacı "Avrupa'dan Asya'ya, Dévény'den Tokyo'ya kadar Turan'ı aramak," "kardeş uluslar arasında, Macarların yönetiminde birliği sağlamak ve Turancı birlik bilincini yaygınlaştırmak" idi.[7] "Turancılığın, yani Macar olmanın birinci ödevi (...) Turan ülküsünü öğrenmek ve bunu yaymak" idi.[8] Macar Turan Cemiyeti 1913'ten itibaren Turán adlı bir dergi yayımladı. 1920'de dokuz Turancı cemiyet ve birliğin katılımıyla Macaristan Turan Federasyonu (Magyarország Turáni Szövetség) kuruldu.

Macaristan'daki Turancı hareketin Türkiye ile neredeyse aynı günlerde örgütlenmesi, Turancı fikirlerin etkinliği kadar, belki Alman İmparatorluğu'nun I. Dünya Savaşı arefesinde Rusya'ya yönelik politikalarıyla da ilgilidir.

Nitekim Macar Turan Cemiyeti'nin lideri Kont Pál Teleki II. Dünya Savaşı sırasında Hitler Almanyası'nın desteğiyle Macaristan başbakanı olacaktır (1941). Kafkasya kahramanı Nuri Paşa da uzun yıllar Almanya'da yaşadıktan sonra 1938'de Türkiye'ye dönerek Hitler Almanyası'nın desteğiyle bir silah fabrikası kurdu; 1941'de Almanya'nın Ankara büyükelçisi Franz von Papen aracılığıyla Türkiye'deki Turancı harekete gizli destek sağladı. Nuri Paşa'nın Alman Dışişleri Bakanlığı'nın Türkiye işlerinden sorumlu müsteşarı Ernst Woermann aracılığıyla aktardığı görüşler, Almanya'da Turancılık Masası'nın ve SS Doğu Türkistan Alayı'nın kurulmasında rol oynadı.[9]

Turán lakaplı Macar tankı (Kubinka Tank Müzesi, Moskova)
[www.kavgamiz.com]

"zenginliği gürültülü sözlerle övünmek için değil, bir iş başarabilmek için bir fırsat biliyoruz.
yoksul olmayı değil fakat bundan kurtulmak için uğraşmamayı ayıp sayarız.
devletle ilgilenmeyen kimseyi zararsız değil, yararsız buluruz." Perikles


1 defa güncellendi. Son güncelleme 11/01/2017 18:09 tarihinde Feamer tarafindan yapilmistir.
Üye
medal 1k medal 5k medal 10k
ID § 23 Jan 2017, 13:01    [ Alintila ] [ Özel Mesaj ] [ Albüm ]
iki kitap tanıtımı

1.
Eski ve Modern Türkler

Alinti

Mustafa Celalettin Paşa
KAYNAK YAYINLARI
Mustafa Celâlettin Paşa Polonya asıllı bir Osmanlı paşasıdır. Türk ordusunda yirmi yıl görev yaptıktan sonra,1869 yılında Eski ve Modern Türkler kitabını, Fransızca olarak yazmış.

Kitabında Türk tarihini, kültürünü, dilini, derinlerden kazıyarak ortaya koymuş, Türk’ü Avrupalıya anlatmak istemiştir. Kitabın, Atatürk’ün okuduğu ve üzerine notlar düştüğü nüshası Anıtkabir Müzesi'nde bulunmaktadır. Kitap, yazıldığından 145 yıl, Atatürk’ün okuduğundan ise yaklaşık 85 yıl sonra, 2014 yılında Türkçeye çevrilmiştir. Kitap, Türk milletinin nasıl ortaya çıktığını, dilinin nasıl geliştiğini, günümüz Avrupa milletlerinin dillerine etkisini ilginç örneklerle aktarmaktadır. 19. yüzyılda ortaya çıkan İndo-Germen, daha sonraki adıyla Hint-Avrupa dilleri kuramına karşılık olarak, Turo-Aryanizm kuramını yine çok ilginç örneklerle, Latince ve Grekçe kıyaslamalarıyla birlikte okuyucuya sunmaktadır.

Mustafa Celâlettin Paşa, Türk dilinin yabancı kelimelerden arındırılmasını ister. Arap alfabesinin Türk diline uygun olmadığını belirtir, bunun yerine latin alfabesini önerir; bununla da kalmaz, oğlu Enver Celâlettin’e Latin alfabesiyle Türkçe mektuplar yazar. Türk kültürünün daha MÖ 2 binli yıllardan bu tarafa nasıl geliştiğini, nasıl yayıldığını, Çin, Moğol, Fransız, Avrupalı misyoner kaynaklarından aktararak, bugüne kadar hiç bilmediğimiz, üstü örtülen tarihimizi de daha 19. yüzyılda ortaya koymaktadır. Mustafa Celâlettin Paşa’nın bizler için bir önemli yönü de, ünlü şairimiz Nâzım Hikmet’in anne tarafından büyük dedesi olmasıdır.

2.
Medenî Bilgiler ve M. Kemal Atatürk'ün El Yazıları, Afet İNAN -TTK
ek bilgi olarak ekşiden, sansürlendiği iddia edilen kısmı:
[eksisozluk.com]

Alinti

"türkler arapların dinini kabul etmeden evvel de büyük bir millet idi. arapların dinini kabul ettikten sonra bu din arapların (..) türklerle birleşip bir millet teşkil etmelerine hiçbir tesir etmedi. bilakis türk milletinin milli rabıtalarını gevşetti; milli hislerini, milli heyecanını uyuşturdu. (..)
"türk milleti birçok asırlar, (..) bir kelimesinin manasını bilmediği halde kur'an'ı ezberlemekten beyni sulanmış hafızlara döndü. (..)
"türk milletini allah için, peygamber için topraklarını, menfaatlerini, benliğini unutturacak, allah'la mütevekkil kılacak derin bir gaflet ve yorgunluk beşiğinde uyuttular. (..)
"... din hissi, dünyanın acısı duyulan tokadıyla derhal türk milletinin vicdanındaki çadırını yıktı, davetlileri, türk düşmanları olan arap çöllerine gitti. (..) artık türk, cenneti değil, (..) son türk ellerinin müdafaa ve muhafazasını düşünüyordu. işte dinin, din hissinin türk milletinde bıraktığı derin hatıra..."

not: mütevekkil
sıfat
her işi Tanrı’ya bırakmış, yazgıya boyun eğmiş (kimse).

"zenginliği gürültülü sözlerle övünmek için değil, bir iş başarabilmek için bir fırsat biliyoruz.
yoksul olmayı değil fakat bundan kurtulmak için uğraşmamayı ayıp sayarız.
devletle ilgilenmeyen kimseyi zararsız değil, yararsız buluruz." Perikles


1 defa güncellendi. Son güncelleme 23/01/2017 13:02 tarihinde Feamer tarafindan yapilmistir.
Üye
ID § 29 Jan 2017, 20:41    [ Alintila ] [ Özel Mesaj ] [ Albüm ]
türk kimliği kavramıyla birebir ilgili olduğu için gündemdeki anayasa tartışmalarıyla ilgili roni marguiles'in yazdığı yazıyı koyayım bir köşeye:
[marksist.org]

şiki şiki baba
Üye
medal 1k medal 5k medal 10k
ID § 30 Jan 2017, 09:50    [ Alintila ] [ Özel Mesaj ] [ Albüm ]
2000 lerin sözde aydın, liberal, sosyalistlerinin azalarak bittiğini zannediyordum, artıkları hala yaşıyormuş, akp yi başımıza sardınız yetmiyor daha ne istiyorsunuz?

diğer taraftan, zamanının belirli bir bölümünü ingiltere de geçirmiş, robet koleji mezunu yahudi kökenli bir troçkist in bu kompozit rögar kapağı tadında yazısının konu ile 1:100 oranında nasıl bir alakasının olduğunu da ayrıca merak ediyorum.

hayır bir şey değil, yazıyı okumak ve şunları yazmak için harcadığım zamana yazık, "Teklif edilememesi ise iyice komik. İşte buyrun, bakın, ben şu anda teklif ettim." nasıl bir kafa yapısının ürünü bir düşüncedir? hadi böyle saçma şeyleri düşünüyorsunuz, yazarken falan "lan ben ne yazdım" diye tekrar kontrol etmiyor musunuz?

hayır o veya bu şekilde,zürriyetin cumhuriyet zamanında bir zarara uğramış olabilir, mesela varlık vergisi kapsamına girecek kadar zenginleşmiş ve malına mülküne el konulmuş olabilir, bu bünyede sinir yapmış da olabilir ve dahi bu sinir sende yaşam gayesi olarak "intikam" çanlarını kulaklarından eksik etmeyebilir ki, "troçkist" unvanını taşıyor olmana rağmen bu işlerle uğraşıyor olabilirsin ve bu intikam duygusu, bütün hristiyan avrupa, ana tarafını, topraklarından kovalarken sana yaşayacak toprak vermiş, kendi halkına tanımadığı, sana zengileşmene imkanı sağlayacak hakları size tanımış olmasına rağmen, baba tarafın türlü eziyetler ile uğraşırken, ana tarafının en az dörtyüz yıl rahatça yaşamasına imkan sağlamış olan "Türklüğü" açıkça düşman olmanı da sağlamış olabilir veya "türklüğe" bir fayda sağlamadığı gibi zararına uğraşan bir payitahtı ideolojik olarak diriltme dürtüsü ile hareket etmeni de sağlayabilir.

bütün bunları bir derece anlayabilirim,

ama belli bir derecede okumuş bir kişinin, kişisel ajandası ile bu kadar dünya gerçeklerinden uzak, ideoljik bir yazı yazmasını anlayamam

"zenginliği gürültülü sözlerle övünmek için değil, bir iş başarabilmek için bir fırsat biliyoruz.
yoksul olmayı değil fakat bundan kurtulmak için uğraşmamayı ayıp sayarız.
devletle ilgilenmeyen kimseyi zararsız değil, yararsız buluruz." Perikles


1 defa güncellendi. Son güncelleme 30/01/2017 09:50 tarihinde Feamer tarafindan yapilmistir.
Üye
medal 1k
ID § 30 Jan 2017, 22:08    [ Alintila ] [ Özel Mesaj ] [ Albüm ]
Neyse ugrasmicam hic polemigegirecek halim yok

Sandnigger.

1 defa güncellendi. Son güncelleme 30/01/2017 22:34 tarihinde Nigger_of_the_sand tarafindan yapilmistir.
Üye
medal 1k medal 5k medal 10k
ID § 01 Feb 2017, 11:45    [ Alintila ] [ Özel Mesaj ] [ Albüm ]
polemiğe girme zaten, konuyu ilerletecek, birilerine bir şeyler öğretebilecek, düzgün kaynağı olan şeylerle gelin bir şeyler öğrenelim

"zenginliği gürültülü sözlerle övünmek için değil, bir iş başarabilmek için bir fırsat biliyoruz.
yoksul olmayı değil fakat bundan kurtulmak için uğraşmamayı ayıp sayarız.
devletle ilgilenmeyen kimseyi zararsız değil, yararsız buluruz." Perikles
Üye
medal 1k medal 5k medal 10k
ID § 01 Feb 2017, 11:51    [ Alintila ] [ Özel Mesaj ] [ Albüm ]
"... Bizden, iki ucu, yarısı kadar fazla idi. Tanrı lütfettiği için, çok diye korkmadık, savaştık."

Tonyukuk Yazıtı
(İkinci Taş)
Batı yüzü

[www.gokturkce.net]

"zenginliği gürültülü sözlerle övünmek için değil, bir iş başarabilmek için bir fırsat biliyoruz.
yoksul olmayı değil fakat bundan kurtulmak için uğraşmamayı ayıp sayarız.
devletle ilgilenmeyen kimseyi zararsız değil, yararsız buluruz." Perikles
Üye
medal 1k medal 5k medal 10k
ID § 15 Feb 2017, 10:49    [ Alintila ] [ Özel Mesaj ] [ Albüm ]
ekşide şu başlık içine,[eksisozluk.com] şu içerik yazılmış,[eksisozluk.com] şahsen kayda değer buldum


"zenginliği gürültülü sözlerle övünmek için değil, bir iş başarabilmek için bir fırsat biliyoruz.
yoksul olmayı değil fakat bundan kurtulmak için uğraşmamayı ayıp sayarız.
devletle ilgilenmeyen kimseyi zararsız değil, yararsız buluruz." Perikles
Üye
medal 1k medal 5k medal 10k
ID § 15 Feb 2017, 11:47    [ Alintila ] [ Özel Mesaj ] [ Albüm ]
Alinti
alıntı
anlayış dergisi (sayı 22)
nisan 2005

dikkatli ve titiz bir okuma, anonim tevârih-i âl-i osmanlar ile aşıkpaşaoğlu'nun tevârih-i âl-i osman adlı eserindeki ilginç bir noktayı tebarüz ettirir: hem meçhul müellif(ler) hem de aşıkpaşaoğlu, bizzat kendileri olayları hikaye ederlerken, müslüman, ehl-i islam veya nadiren türk kelimelerini; karşı-taraf, başka bir deyişle, ehl-i küffar osmanlılar hakkında konuşurken ise daima türk kelimesini kullanırlar.

bundan daha dikkat çekici olanı, anonimlerin, müslüman arap ordularının istanbul'u kuşatmalarını anlatırken takındıkları tavırdır: içlerinde ebu eyyub el-ensârî'nin de bulunduğu bu kuşatmalardan birisinde, yapılan anlaşma gereği başlarında ebu eyyub'un bulunduğu silahsız müslüman bir grup ayasofya'da namaz kılacak; akabinde müslüman araplar kuşatmayı kaldırıp gideceklerdir. anonimler, bu olayları tahkiye ederlerken, müslümanlar, ehl-i islam gibi kelimeleri kullanırlar; söz karşı tarafa geçince birden bire, müslüman arap ordularından bahsettiklerini unutmuşcasına, türk kelimesini kullanmaya başlarlar: "bu kez ol keşiş gelüp feryâd idüp saçın sakalın yolup: 'zehi rüsvalık ettiniz. bu türkleri getürüp bizim mekke'müze koydunuz'. /.../ 'evet ben revâ görmezin kim sağ esen türkler çıkalar gideler.' /.../ 'andan türkler gelüp geçdükde biz arkurı girelüm'. [n. azamat çevirisi, s. 107-108; n. öztürk neşri, s. 118-119]." bu tarz bir tahkiyenin ne kadar bilinçli olduğunu gösterircesine, keşiş ile tekfur'un konuşmaları bitip, tekrar anonimler anlatmaya başladığında, yine müslümanlar, ehl-i islam tabirlerine geri dönülür. yukarıdaki alıntılar, yoruma mahal bırakmayacak derecede açık ve seçiktirler. müslüman yazarlar kendi ben-idraklerini kavramsallaştırırken, müslüman ile türk kelimesini eş-anlamlı kullanıyor, karşı-taraf ise, bu iki kelimeyi aynîleştiriyor.
özetlenen bu durumun oldukça geriye giden tarihî bir bağlamı mevcuttur: papa ıı. baschalis 1100 ağustos'unda, roma'da bir ferman yayımlar: "müslümanlar eşittir türkler". bu acil mesajın yayımlanmasının en önemli nedeni, hiç şüphesiz, anadolu'da müslümanlarla savaşan avrupa orduları içerisinde bulunan papazların kilise'ye gönderdikleri notlardır. 11 ekim 1098'de antakya'da cereyan eden savaşlara katılan bir papaz'ın notlarındaki bir ibare şöyledir: "her yerde türkler". nitekim 1188-1190 tarihlerindeki haçlı seferine katılan alman imparatoru barbarossa'nın ordusunda bulunan ansbert, latince kaleme aldığı kronikte anadolu'dan, artık, türkiye diye bahsetmektedir. bir çeyrek asır sonra ise, 1228-29'da, tannhauser'in almanca haçlı seferi şarkısı'nda, anadolu için türkie adı kullanılıyordu. kısaca, anadolu'da her yerde olan türkler, tarihte ilk defa bir coğrafyanın, türk sözcüğüne nisbetle anılmasını doğurmuştur: türkiye yani türklerin meskun olduğu yer.

daha da geri gidildiğinde türk sözcüğünün tarihçesi nasıl takip edilebilir: araplar, hem islam öncesi hem de islamî dönemde orta-asya'ya nüfuz etmeye başladıklarında gök-türkler'in [552-731] damgasını taşıyan bir kültür ortamıyla karşılaştıklarından; ayrıca sulu kağan komutasındaki türkeşler devleti [630-766] ile savaştıklarından, türk kelimesini, parsların turan kelimesine tercih ederek, yaygınlaştırdılar ve orta-asya'daki tüm kavimleri türk diye adlandırdılar. deyiş yerindeyse, türk kelimesini cihanşumul kılan, arapça'dır. 745'de kurulup 840'da kırgızlar tarafından yıkılan uygurlar'ın ise islamî bir dönemde vücut bulduğu gözönünde bulundurulmalıdır.

metinlerin dikkatli ve titiz bir incelemesi, ne genelde arapların ne de özelde, türkleri kendilerine konu edinen cahız ile ibn hassul'un türk kelimesini kullanımları bir millete delalet etmez. bu nedenle türk-olan, yani türkî olan ile bir kavmin tarihî bir vakıa haline gelmesi, yani millet olması anlamındaki türk/türklük kelimesi birbirinden ayrı değerlendirilmelidir. arkeolojik kazılar, ya da diğer çok yönlü tarihî araştırmalar türkî olan hakkında bilgi verebilir; ancak anadolu-balkanlar'da vücud bulan türklüğün organik tarihiyle doğrudan bir alakası yoktur. benzer biçimde kuzey afrika'da, yemen'de ya da değişik islam coğrafyalarında vücud bulmuş müslüman türkî tarih bile, anadolu-balkanlar'da yeşermiş, anlam kazanmış türklük için mukavvim bir değer ifade etmez.
öyleyse, anadolu-balkanlar coğrafyasında tecessüm eden, anlam kazanan türklük, dolayısıyla türk tarihî bir vakıa olarak tarih sahnesine, oğuzlar'ın 1040'da, gazneliler'e karşı dandakan meydan muharebesini kazanmasıyla çıkmıştır. malazgirt (1071), anadolu selçuklu (1075), osmanlı (1299), istanbul'un fethi (1453), türkiye cumhuriyeti (1923) sürecini izleyen bu tarihî vakıa, bu coğrafyada yaşayan insanların tarihî ben-idrakinin organik içeriğini oluşturur.bu nedenle türklüğün tarih sahnesine çıkışını, dolayısıyla türk devleti'nin kuruluşunu, erol güngör'ü takip ederek, 1040 tarihiyle başlatmak tarihî vakıaya mutabık olması bakımından en doğrusudur. papa ıı. baschalis'in fermanında dile gelen "müslümanlar eşittir türkler" ifadesinin muhatabı da bu tarihî içeriktir.

kapalı-ırk anlamında, ilahî olarak seçilmiş, misyon sahibi, tarih yapan bir ırk kavramı, bırakınız dinî, felsefî gerekçeleri insanî açıdan bile, en basit ifadeyle saçmadır. çünkü tarih kesbî'dir, vehbî değil. ibn haldun'un dediği gibi: "allah, hiç bir zamana, mekana, kavme, aileye ve kişiye özel ahkam tahsis etmez". tarih kazanıldığı gibi kaybedilebilir de... ali el-amasî'nin tarikü'l-edeb'de evsafını verdiği;mevlana isa'nın, camiü'l-meknunât'ta frenklere/gavurlara karşı konumlandırdığı; şeyhülislam ibn kemal'in hakimiyet sürecini tavsif ettiği türkler, islam ile tarihî vakıa haline geldiler, yani millet oldular. düşmanlarının, imkanı paylaşan ve istikameti muhkem olan insanlar diye tanımladıkları türkler için goerge tractatus, 22 yıllık tutsaklık hayatından sonra kaleme aldığı ve 1480'de basılan hatıratında şöyle der: "türkler dini, doğal görev olarak görür ve yaparlar. öyle yaşarlar ki, insan onların mülksüzlüğü sevdiğini sanır".

anadolu-balkanlar bağlamındaki türklük, tarihî muktesabatın kendisine verdiği hak ile bu hakkın omuzlarına yüklediği vazife dolayısıyla mecazî anlamda seçkindir. başka bir deyişle selimiye, edirne'de; süleymaniye, istanbul'da bulunduğu; istiklal harbi, anadolu'da yapıldığı için kazanılmış bir seçkinlik ve sorumluluk... ancak, türkler, mehmed vanî efendi'nin (ö 1685), tevbe suresi'nin 39. ayetindeki "yerinize başka bir milleti getirir" ifadesini araplar'ın yerine getirilen milletin türkler olduğunu belirterek yorumlamasına benzer biçimde liyakatini kaybedenin seçkinliği de kaybedeciğini akıllarında tutmalıdırlar. yine günümüzün türkleri, karaman bey'ine grand karaman, osmanlı sultanına ise grand turc diyen avrupalıların ifadelerindeki kasıd üzerinde yeniden düşünmelidir.

ihsan fazlıoğlu

"zenginliği gürültülü sözlerle övünmek için değil, bir iş başarabilmek için bir fırsat biliyoruz.
yoksul olmayı değil fakat bundan kurtulmak için uğraşmamayı ayıp sayarız.
devletle ilgilenmeyen kimseyi zararsız değil, yararsız buluruz." Perikles


2 defa güncellendi. Son güncelleme 15/02/2017 11:56 tarihinde Feamer tarafindan yapilmistir.
Üye
medal 1k medal 5k medal 10k
ID § 30 Mar 2017, 21:19    [ Alintila ] [ Özel Mesaj ] [ Albüm ]
Osmanlı tarihi hakkında her detayı biliyoruz, ama Orta Asya Türk tarihi çok dağınık ve boş durumda.
biraz araştırıp, okuyup, anlamak istedim. ama karşılaştığım bilgiler çok daha kafa karıştırıcı geldi...

Kazım Mirşan'a göre, ön-Türkçe 16bin yıl önceye kadar dayanıyor, ve bu milletlerin devamı, Roma'dan önce İtalya'da bulunan Etrükslermiş (kurt anne miti dikkat çekiyor).
"Türk nedir" diye baktığımda, Göktürklere kadar gidiyorum.
Ama onun öncesi epey karanlık. "Büyük Hun Devleti" deniliyor, ama Hunlar Türk mü, Moğollarla bağıntıları nedir, anlamıyorum.

Wikipedia'ya baktığımda, "Büyük Hun Devleti" diye bir şey de yok, onun yerine "Xiongnu" görüyorum. İşin ilginci, o sayfanın Çince haline bakıp Chrome'un İngilizce çevirisiyle okumak istediğimde, Xiongnu değil "Huns" diyor. Niyeyse Wikipedia İngilizce sayfada "Huns" demekten gocunmuşlar, "Xiongnu" denmiş.
Hatta "The name Xiongnu may be cognate with that of the Huns and/or the Huna, although this is disputed." diye Xiongnu ile Hunların ayrı şeyler olduğunu iddia etmişler.

Wusun/Usun, Ashina, Tiele/Gaoche, Dingling gibi şeylerle karşılaştım, ama bunlar Türk mü, Hun mu, Çin mi karşılığının cevabını almakta zorlandım.

Haliyle "Türk tarihi" konusunda Göktürklerden öteye gidemediğimi hissediyorum.

Ancak enteresan olan şey, 1930'larda Amerika tarafından yapılmış olan Histomap grafiğinde (her ne kadar eskimiş bilgiler olabilse de) Türkleri M.Ö. 16bin yılına kadar gidiyor göstermiş, ve her ne kadar içlerinde Türklerin baskın olduğunu belirtse de Hun/Moğol tarafını ayırmış. Hatta Çinlilerin, Hun ve Türklerden sonra ortaya çıkmış göstermiş.

Bu konular hakkında, ideolojik kaygılar gütmeden, sağlam kaynaklara dayanarak yazılmış bir yazı, kitap vs var mıdır?


Syf: ««/ 25 »»   [ Y ]
[ Forum ] / [ Konu ]
=o=
[ Yeni Konu ] [ Mesaj Yaz ]
*Bu sayfadaki içerik, yazanların kiŞisel görüŞlerini belirtmektedir. KiŞiler, üye anlaŞmasında var olan Şartların bilincinde olmak yükümlülüğündedir. Üye anlaŞmasına göre, gönderilen her türlü içerik, içeriği göndermiŞ olarak görünen üye rumuz ismi ve üyenin kendisine aittir. Paticik.com ve yetkilileri, üyelerimizin göndermiŞ olduğu iŞ bu sayfada yazılı olarak bulunan içerik hakkında hiçbir yasal sorumluluk kabul etmemektedir. Yükümlülük altında olmasa dahi, var olan site içeriğinin bütünü veya bir kısmının site kurallarına uygunsuzluğu durumunda, iletiŞim sayfamızdan bize eriŞebilir, gereken düzenlemeleri yapmamızı sağlayabilirsiniz.
[ Paticik.com | Forum | Kullanici Sozlesmesi | Üye Ol ]
Iletisim : info [at] paticik.com
Secereli Dobermann | Londra Rehberi Copyright 2001-2015 @ Paticik.com
This forum is powered by Phorum