[ Paticik.com | Forum | Kullanici Sozlesmesi | Üye Ol ]
» Forum Gezgini ... Üye Ol / Giris Yap
FORUM.PATICIK.COM
[ FORUM ANASAYFA ]  

[ Yeni Konu ] [ Mesaj Yaz ]
bagli degilsiniz: | Giris Yap | Üye Ol |
|+ Paticik.com Forumları
|-- |+ / Karalama Defteri
|-- |-- |+ Çizgili Kağıtlar...
Yazar RSS Konu: Çizgili Kağıtlar {1438}
Syf: ««/ 2 »»   [ A ]
Üye
ID § 28 Jul 2016, 03:36    [ Alintila ] [ Özel Mesaj ] [ Albüm ]
Bugün size insan ile özgürlüğün arasındaki en büyük 2. engelden bahsetmek istiyorum. (En büyük engel dolu bir mesanedir. Sonuçta hiçbir devrim, hiçbir buluş dolu bir mesane ile yapılmamıştır, yapılamaz da zaten. Kuşların özgürlükle bağdaştırılmasının nedeni uçabilmeleri değil işeyebilmeleridir. İstedikleri yere bırakabildikleri için özgürdür kuşlar. Neyse o konu hakkında sonra konuşalım bence.)

Özgürlüğümüzle bizim aramıza giren engel çizgili defterdir. Çizgili defterlerin asıl amacı yazıların düzgün olması değildir maalesef. Şöyle düşünelim, bir insan çizgili bir deftere yazı yazarken çizgileri takip ederek düzgün bir şekilde yazar. Çizgiyle paralel yazı yazmayan insan çok azdır. (Muhtemelen yoktur ama tüm insanları kontrol etmediğim için böyle söylemek zorundayım.) Daha siz yazınızı yazmadan yazınızın biçimine karar vermiştir birileri. Nerede bir alt satıra geçeceksiniz, paragrafın başında ne kadar boşluk bırakacağınız hep belirlenmiştir önceden. "Eee olsun bir şey olmaz onlardan" demeyin. Zaten bir insana "Benim istediğim gibi düşün, benim dediklerimi yap" derseniz karşı çıkar. Bu yüzden bizi yavaş yavaş istedikleri hale getiriyorlar. Hani bi söz var ya "Naziler önce komünistler için geldiler, bir şey demedim çünkü komünist değildim. Sonra Yahudiler için geldiler ve bir şey demedim çünkü Yahudi değildim. Sonra gergedanlar için geldiler ve bir şey demedim çünkü gergedan değildim. Sonra gergedanlar için yine geldiler ve yine bir şey demedim çünkü yine gergedan değildim. Ve sonra benim için geldiklerinde ise çevremde gergedan kalmamıştı.''

İşte aynen böyle olacak. Önce yazımızın biçimine karıştılar, sonra yavaş yavaş içeriğine de el atacaklar. Yazdığımız yazının nerede başlayıp nerede biteceğine bile boş kağıtlar karar veriyor. Böyle insanların özgür olması mümkün müdür? Gözlerimizi açalım arkadaşlar. Lütfen artık çizgili defter kullanmayın, çizgisiz defterlere yazın yazılarınızı, kaleminizden dökülenler sizi bile şaşırtacaktır. Ya da devam edersiniz çizgili defter kullanmaya ve bir kağıt parçasının size ne yapacağınızı söylemesine izin verirsiniz, tiyatro oyuncuları gibi başkasının yazdığı bir hayatı yaşarsınız, başkası gibi ölürsünüz. Lütfen hayatlarımızı kağıt parçalarının yönetmesine izin vermeyelim.
Üye
medal 1k
ID § 28 Jul 2016, 03:59    [ Alintila ] [ Özel Mesaj ] [ Albüm ]
Of.




Gizli milli içkimiz salatanın suyudur...
Üye
ID § 28 Jul 2016, 06:19    [ Alintila ] [ Özel Mesaj ] [ Albüm ]


Askılara gereken önemi veriyor muyuz? Bence çok da önemli değiller aslında. Şu an sahip oldukları önem fazlasıyla yeterli. O zaman burada "Bir askıdan ne öğrenebiliriz?" sorusunu cevaplayalım. Eğer elbise askılarını kendi doğal hayatlarında gözlemleme fırsatı bulursanız birçok farklı tipte askı bulunduğunu görebilirsiniz. (Askı gözlemciliği başlı başına ayrı bir konudur ve oldukça da zordur o yüzden başka bir zaman bu konudaki fikirlerimi paylaşırım.) Neyse biçimleri farklı da olsa her askının ortak bir özelliği vardır: Tüm askıların kafasında bir adet soru işareti bulunur. Eğer askının kafasını çıkartırsak askının tutunma fonksiyonunu da çıkarmış oluruz. Askılar kafalarında soru işareti taşıdıkları sürece işe yararlar ve tutunurlar, diğer türlü bir metal parçası olmaktan öteye geçemezler. Belki insanlar da böyledir. Belki kafasında soru işareti olmayan insanlar et yığını olmaktan öteye geçemiyordur. Belki hayata tutunmanın yolu soru sormaktır. Tabii ki bu söylediklerimin doğruluğu tartışılır sonuçta beyinsiz bir eşyadan bir şeyler öğrenmeye çalışmak ne derece yararlı bilmiyorum ama o beyinsiz eşya bile soru soruyor ve merak ediyor. Dünya'ya askı, kapı kolu ya da battaniye olarak değil de insan olarak geldiysek en azından askıların yaptığını yapabilmeliyiz bence.
Üye
ID § 18 Sep 2018, 00:43    [ Alintila ] [ Özel Mesaj ] [ Albüm ]
Yanardağlar neden patlar? Eğer internete bakarsanız tektonik,sismik, magma gibi birtakım süslü bilimsel kelimeler içeren açıklamalar bulursunuz. Bunların gerçeği ne derece yansıttığı tartışılır. Onun tartışmasını volkanoloji yapıyor ama, biz burada yanardağları başka bir yönden inceleyeceğiz. Yanardağ patlaması denince genelde öfke, sinir gibi duygular akla gelir ama bu yanardağların doğasına pek uymuyor bu patlamaların esas nedeni can sıkıntısıdır. Volkanlar can sıkıntısından patlar. (Bu yüzden eskiden insanların, yanardağların canı sıkılmasın diye, dağın eteğinde yıllık festivaller düzenlediği rivayet edilir.) Can sıkıntısı bir insanın hissedebileceği en tehlikeli duygudur. Bazı insanlar uyumayı sever, kimi gezmeyi sever, hatta yeterince ararsanız acı çekmeyi bile seven bir iki manyak bulabilirsiniz şu dünyada. Fakat hiç kimse sıkılmayı sevmez. Can sıkıntısı acı çekmekten daha kötüdür. Daha önceki yazılarımda bahsetmiştim insanlar alışır diye. Alışmak sıkılmaya yol açar ve insanlar da birçok eylemi bu histen kurtulabilmek için yaparlar. Canı sıkıldığı için bir şeyler üretir insan. Can sıkıntısını bir kara deliğe benzetebiliriz. Kaçmamız için sürekli çabalamamız gereken bizi sürekli içine çekmeye çalışan bir kara deliğe ama bu sıralar uzay falan filan oldukça gündemde dolayısıyla bu benzetme bize pek bir şey katmaz onun yerine karınca aslanına benzetelim can sıkıntısını.

Böyle tüylü garip bir böcek ama bu kısmı benzemiyor esas bunların avlanma yöntemleri güzel

Bu şekilde bir çukur kazıp içine oturuyorlar. Daha sonra kenardan geçerken kayıp düşen karıncaları yiyorlar. Eğer karınca tam dengesini kaybetmezse de bu sefer karıncanın üstüne kum fırlatıyor. Peki karıncanın geldiğini nasıl anlıyor? karınca kenardan yürürken kumları düşürüyor oradan anlıyor. Can sıkıntısı da böyledir, bir kere bu çukura düşerseniz sonunuz bellidir. Peki bundan nasıl kurtulabiliriz? Direkt olarak saldırmak işe yaramaz çünkü yenemeyiz can sıkıntısını tek başımıza ama herkesin kendi savaşını verdiği şu dünyada eğer çoklu kişilik bozukluğunuz yoksa yanınıza adam da çağıramazsınız. Kaçmak da işe yaramaz zira can sıkıntısından kaçmak amacıyla yapılan her eylem sizi ona bir adım daha yaklaştırır. (Bu arada sanılanın aksine apandis sıkıntıdan patlamaz.) Yapmanız gereken ilk şey sakin olmak çünkü korku ve endişenin tek getirisi düşünme kapasitenizi sınırlamak olacaktır. Yok... bi dakka, bi durun aklıma bir şey geldi. Şimdi can sıkıntısı bedensel değil beyinsel bir kavram olduğu için kognitif fonksiyonlarımızı kısıtlayan her şey can sıkıntısını da kısıtlayacaktır. Dolayısıyla korkup bağırarak oluşturacağınız suni bir dehşet duygusu can sıkıntısını maskeleyebilir, çünkü yaşamanın derdine düştüğünüzde canınız sıkılmaz. Canınız sıkılıyorsa bağırın. Tabii bu yazıdan volkanların beyinsel fonksiyonları olduğu anlamı da çıkar ama yukarıda da belirttiğim gibi onunla volkanoloji uğraşıyor.
Üye
medal 1k medal 5k medal 10k
ID § 18 Sep 2018, 00:46    [ Alintila ] [ Özel Mesaj ] [ Albüm ]
askılı olan arak değilse fena metafor değilmiş aslında.
Üye
ID § 18 Sep 2018, 00:55    [ Alintila ] [ Özel Mesaj ] [ Albüm ]
Öncelikle teşekkür ederim.
Bazen yazı çaldığım oluyor evet ama onu ben yazdım. Bazen de kendim yazdım sanıp aslında daha önceden okuyup unuttuğum bir şeyi yazdığım da oldu o yüzden çok emin değilim.
Saygılarımla.

http://bobrekcisimcigi.blogspot.com/
genelde buraya yazıyorum yazıları. Ara sıra eleştiri amacıyla bazı yazıları buraya taşıyabilirim.
Tekrar saygılarımla.

1 defa güncellendi. Son güncelleme 18/09/2018 00:56 tarihinde enflasyon tarafindan yapilmistir.
Üye
medal 1k
ID § 18 Sep 2018, 00:59    [ Alintila ] [ Özel Mesaj ] [ Albüm ]
Hmmm
Lezzetli çipetpet

ps2 klawye gibisi yok
Üye
medal 1k medal 5k
ID § 18 Sep 2018, 01:00    [ Alintila ] [ Özel Mesaj ] [ Albüm ]
2013'ten bu yana beklemiş ve fena patlamış adam helal.

the instant you started smiling was when the new story began
Üye
medal 1k medal 5k
ID § 18 Sep 2018, 01:36    [ Alintila ] [ Özel Mesaj ] [ Albüm ]
askılı iyimiş la. en az 3 kız tavlarım ben bunla .
saol üstad

rsL#21506
Üye
medal 1k
ID § 18 Sep 2018, 02:00    [ Alintila ] [ Özel Mesaj ] [ Albüm ]
hah iyimiş bu yahu, bi adı var mı bu tarzın?
Üye
medal 1k
ID § 18 Sep 2018, 12:04    [ Alintila ] [ Özel Mesaj ] [ Albüm ]
beğendim. blog takip etme alışkanlığım yok ama buraya konulanları okurum smiling bouncing smiley

Rabbime sordum Cleveland dedi.
Ya sev ya ba daba du!!!
Üye
medal 1k
ID § 18 Sep 2018, 12:13    [ Alintila ] [ Özel Mesaj ] [ Albüm ]
aski iyi
Üye
medal 1k medal 5k medal 10k
ID § 18 Sep 2018, 15:56    [ Alintila ] [ Özel Mesaj ] [ Albüm ]
askı +1

kuşları da atlamamak lazım

"zenginliği gürültülü sözlerle övünmek için değil, bir iş başarabilmek için bir fırsat biliyoruz.
yoksul olmayı değil fakat bundan kurtulmak için uğraşmamayı ayıp sayarız.
devletle ilgilenmeyen kimseyi zararsız değil, yararsız buluruz." Perikles


1 defa güncellendi. Son güncelleme 18/09/2018 15:57 tarihinde Feamer tarafindan yapilmistir.
Üye
ID § 09 Oct 2018, 00:58    [ Alintila ] [ Özel Mesaj ] [ Albüm ]
Noktalama işaretleri: Üç nokta
Yan yana gelmiş üç adet noktadan oluştuğu için bu ismi almıştır. Sanırım bunu söylememe gerek yoktu. Neyse konumuza dönelim. Bazılarımız noktanın anlaşılmadan üç noktanın anlaşılamayacağını düşünebilir. Ben buna katılmıyorum. Yapbozu bozmak yapmaktan daha kolaydır. Dolayısıyla önce üç noktayı öğrenip ondan sonra noktaya geçmek daha kolay olur bence. O zaman öyle yapalım. Üç nokta ne anlama gelir? Cümlenin sonuna gelirse bitmediğini belirtir falan filan. Kısaca bir belirsizlik ve devam halini betimler de diyebiliriz. Peki nokta ne yapar? Bitirir. Tek nokta bitiriyorsa üç adet nokta yan yana gelince iyice bitirir o zaman ama böyle olmuyor. Üç noktanın bize öğrettiği iki şey vardır. Birincisi: Bütün her zaman parçaların toplamından daha fazladır. Yan yana gelen noktalar tek başlarına yapamayacakları işleri yaparlar. Bunların bize öğrettiği ikinci şey ise burada bahsedilmeye değmeyecek düzeyde o yüzden geçelim onu. Bu arada siz hiç makalelerde üç nokta gördünüz mü? Göremezsiniz çünkü üç nokta ciddi değil geyik bir noktalama işaretidir. Bir de Einstein'ın bir sözü vardı sanıyorum ki "Delilik sürekli aynı şeyi yapıp farklı sonuç ummaktır." gibi bir şeydi. (Far Cry'daki kötü adam da diyodu aslında bu lafı.) Üç nokta bu sözü tamamıyla çürütmektedir. Cümlenin sonuna nokta koyarsan o cümle bitmiş demektir. Eğer nokta koymaya devam edersen 3. noktadan sonra işler değişir. Artık o cümle belirsizdir, sonu yoktur. Okuyan herkes kendi kafasına göre tamamlar o cümleyi. Yani aynı şeyleri defalarca yapmak ummadığınız sonuçlara ulaştırabilir sizi. Tabii bunun için deli yaftasını göze almanız gerekiyor. Yaptığınız tek şey nokta koymak ama bunu bir süre tekrarlarsanız sonuçlar bayağı farklı oluyor. Peki bu şu anlama da gelebilir mi? Nokta mutlak son demek değildir. Bitmiş gözüken şeyler aslında devam edebilir. Tek yapmanız gereken yeterince nokta koymak. Şu şekilde de düşünebiliriz belki, eğer birilerinin üzerine fazlaca giderseniz ya da bir şeyleri gereğinden fazla bastırmaya çalışırsanız bitirmek yerine yeniden başlatırsınız. Tüm uğraşı ve emeklerinize zıt bir sonuç elde edersiniz. Nerede duracağımızı nereye nokta koymamız gerektiğini bilmemiz gerekiyor. Birazcık fazlası her şeyi değiştirebilir. Şahsi önerim yanınızda her zaman bir iki tane fazladan nokta taşıyın belki bir gün bir işinize yarar. Belki de bitmiş gözüken bazı şeyler bitmemiştir sadece ardına konulmuş olan noktayı çoğaltacak bir deliyi bekliyordur...

Noktalama işaretlerinin doğasına dair daha fazla yazı istiyorsanız
http://bobrekcisimcigi.blogspot.com/search/label/Noktalama%20%C4%B0%C5%9Faretleri
Üye
ID § 09 Oct 2018, 01:00    [ Alintila ] [ Özel Mesaj ] [ Albüm ]
Satranç öğreniyoruz: 3. bölüm
Evet bu bölümde yavaş yavaş satranç taşlarına giriş yapacağız. Hangisinden başlayalım? En önemli taş olan Şah'tan mı başlasak ya da en süper en satranç taşı olan Vezir'den mi? ya da tahtada toplam 16 tane olan vasıfsız Piyon'dan mı başlayalım? Peki neden Fil, At veya Kale ile başlamıyoruz? Neden en güçlü ya da en güçsüzden başlamak zorundayız? Neden ortalama olanlardan başlamıyoruz? Ortalama olanlar ezilmeye mahkum mudur hep? Çok fazla soru sordum niye ki? Neyse birazdan bırakırım soru sormayı muhtemelen. Aha bırakmışım, iyi devam edelim o zaman. Fil ile başlayalım diyorum. (bu Önceden iki kare menzili varmış ama taşların üstünden atlayabiliyormuş. Sonradan demişler ki filler zıplayamaz o yüzden taşların üstünden atlamasın demişler. Bu sıkıcı kısımları geçelim bence.) Fil ile iyi oynayabilmek için öncelikle bir filin nasıl hissettiğini anlamanız lazım. Filler sadece çapraz hareket ederler. Peki bu ne anlama gelmektedir? Şu anlama gelmektedir: Bir fil siyah karenin üzerindeyse oyun boyunca siyah karelerin üzerinde kalacaktır, beyaz karelere geçemeyecektir. Filler dar görüşlü ve cahil taşlardır. Kendisine ilk söylenen fikri sahiplenir ve ömrü boyunca o düşünceye göre yaşar. Yeniliklere açık değildir filler. Siyah karelerde mi yoksa beyaz karelerde mi duracağına bile kendisi karar vermez. Başkalarının doğrularına göre yaşarlar. Eğer dikkat ettiyseniz fil hariç diğer bütün taşların siyah ve beyaz karelerde hareket edebildiğini fark etmişsinizdir. Kendine ait olmayan fikirlere ölümüne bağlı olan ve o fikirlerin dışına asla çıkmayan tek taş fildir. Niye gerçek hayattaki filler böyle değil; çünkü gerçek bir filin beyni vardır ve onu kullanır.

Daha fazla satranç aşağıda mevcuttur ya da taş isteğiniz varsa söyleyin ben buraya kopyalayım.
https://bobrekcisimcigi.blogspot.com/search/label/Satran%C3%A7

Saygılarımla.
Syf: ««/ 2 »»   [ Y ]
[ Forum ] / [ Konu ]
=o=
[ Yeni Konu ] [ Mesaj Yaz ]
*Bu sayfadaki içerik, yazanların kiŞisel görüŞlerini belirtmektedir. KiŞiler, üye anlaŞmasında var olan Şartların bilincinde olmak yükümlülüğündedir. Üye anlaŞmasına göre, gönderilen her türlü içerik, içeriği göndermiŞ olarak görünen üye rumuz ismi ve üyenin kendisine aittir. Paticik.com ve yetkilileri, üyelerimizin göndermiŞ olduğu iŞ bu sayfada yazılı olarak bulunan içerik hakkında hiçbir yasal sorumluluk kabul etmemektedir. Yükümlülük altında olmasa dahi, var olan site içeriğinin bütünü veya bir kısmının site kurallarına uygunsuzluğu durumunda, iletiŞim sayfamızdan bize eriŞebilir, gereken düzenlemeleri yapmamızı sağlayabilirsiniz.
[ Paticik.com | Forum | Kullanici Sozlesmesi | Üye Ol ]
Iletisim : info [at] paticik.com
Secereli Dobermann | Londra Rehberi Copyright 2001-2015 @ Paticik.com
This forum is powered by Phorum