Jump to content

duende

=o=
  • Mesaj sayısı

    2.168
  • Üyelik tarihi

  • Son ziyareti

duende hakkında

  • Rütbe
    duende
  1. merhabalar, mp3 playerımı uzun zamandır kullanmıyordum. şimdi kullanmaya karar verip bilgisayara taktığımda bilgisayar kendisini tanımıyor (mesela bilgisayarım'da onun hafızasını açmıyor) bunun yanında şarj etmiyor. mp3 playerı usbye taktığımda normal müzik dinlemek için açmışım gibi davranıyor. şarjı bittiğinde bilgisayar, alete yaşayabileceği minimum şarjı veriyor ve şarjı kesiyor. böylece her şeyi en baştan yaşamaya başlıyoruz. bilgisayarıma yeni format attığım için drivelar yok. internetten indirdiğim dirve da setuplanmıyor. bu karmaşık probleme karşı ne yapmalı?
  2. duende

    yokmu istanbulda kafa dinlenecek bi yer yaaaw

    rumeli feneri köyü bayağı güzeldir.
  3. duende

    bir kaç yabancı okulun ders programını bulmalıyım

    doğru söylemeyi unutumuşum. bölüm maden mühendisliği. sağol.
  4. duende

    varmı mızıkacı olupta öğrenci isteyen?

    ucuz bir şey istersen ben 6 ytlye hohner aldım güzel güzel kullanıyorum.
  5. Selam, Önümüzdeki sene erasmus yapmak istiyorum, fakültenin erasmus koordinatörü düşündüğüm okulların ders programlarını bulup getirmemi, gidip gitmeyeceğime programa bakarak karar verebileceklerini söyledi. Okulların internet sitelerine girdim bulamadım, nerelere bakmam gerektiğini bilen var mı aranızda? Okullarda bunlar: Ecole Des Mine http://www.ensmp.fr Universidad Politecnina de Madrid http://www.upm.es/ Helsinki University of Technology http://www.tkk.fi/en
  6. duende

    Hariçten Gazelciler

    iki konserlerini izledim, pek eğlenceliler
  7. duende

    Hızlı çizimler

    son resmine bakalı epey zaman olmuştu. ne kadar geliştirmişsin kendini be. süper
  8. duende

    K&A

    irin güzel bir noktayı farketmişsin
  9. duende

    Zeytinli Rock Fest 2008

    Ben bir arkadaşımla gitmeyi düşünüyorum festivale. Yıllar önce Zaugna Khaldun, Babacum Mostors falan bir arada kurmuştuk çadırları, keyifli oluyordu. Bu seferde yapılabilir.
  10. duende

    k-rock sonrası Hakan emren'i duyan gören yakalayan?!?

    eskiden beauty and the beast vardı varmı hala onlar? uzun zamandır dinlemiyorum bende. orta düzey yönetici diye bir şiirle açardı adam her programı(:
  11. duende

    soylu köyün büyücüsü

    Soylu Köyün Büyücüsü Kendime bir büyücü satın aldım. Fiyatı birazcık tuzluydu ama ne yaparsınız, biz erkekler tüm paramızı zevklerimize ve gösterişe yatırmayı severiz. Evde verdiğim eğlencelerde küçük numaralar yapıyor. Hayır hayır, sihirbaz değil bu adam. Bildiğimiz büyücü. Avucunun içinde ateş yakıyor, tepesinde bir hortum oluşturuyor, istek gelirse birilerinin bilincini ele geçiriyor. Önce bir gönüllü istiyor. Pek çok soylu konuğum daha önce tatmadıkları bu deneyimi tatmak için birbirlerini eziyorlar. Hele de zihinleri alkolle bulanmış olanlar. Seçilmek için çılgınlar gibi bağırıp, yerlerinde zıplayan soyluları başka yerde göremezsiniz. Büyücüme daha çok generalleri seçmesini söyledim. O, bir kelimesiyle binlerce askeri ölüme gönderebilecek güce sahip, heybetli adamların aslında ne kadar güçsüz olduklarını görmek çok eğlenceli. Tabi büyücüme, gönüllü soyluları küçük düşürücü hareketler içerisine sokmamasını tembih ettim. Kendisi yaptıklarını hatırlamayacak olsa da ertesi gün, ona tüm ayrıntılarıyla yaptıklarını anlatacaklar bulunacaktır. Bulunduğum ortamda yaşayabilmek için soyluların bilinçsiz hallerine bile saygılı davranmam gerektiğini biliyordum. Bir zaman boyunca akşamların eğlencesi, benim evimde oldu. Tüm soylular gelip yemeğimi yiyip, içkimi içip gittiler. Karşılığında gördüğüm saygıyı bir görseniz… Artık o soylulardan birisi gibiydim. Beni ilk kez kendilerine eş görmeye başladılar. Beni gördüklerinde selam veriyorlardı, hatırımı soruyorlardı, en önemlisi herkes benim evimde eğleniyordu ve bana değer veriyorlardı. Yani onlarda mutluydu bende. Ancak bir büyücüye evde verdiğiniz bir eğlencede yaptırabilecekleriniz sınırlıdır. O yüzden, zaman içinde insanlar aynı gösterilerden sıkılmaya başladılar. O yüce insanları her akşam aynı gösteriyle bağlayamayacağımı bilmem gerekirdi. İşte tam bu dönemlerde, herkes başka bir gösteriden söz etmeye başladı. Dünyaca ünlü İtalyan Sirki’ndeki İtalyan aileyi kiralayan adam -ismini biliyorum ancak sizinle paylaşmayacağım- verdiği eğlencelerde bir iki hareket yaptırıyormuş. Sonuç olarak benim eğlencelerim ikinci hatta üçüncü sınıf soyluların uğrak mekanı oldu. Gelenlerinde konuştuğu genel konu gidemedikleri o eğlencenin ne kadar harika olduğu idi. Yakın zamanda onlar bile uğramaz oldular. Bunun altında kalmayacağımı tahmin etmiş olmalısınız. Ben de kalmadım zaten. Büyücüme, sıradaki gösteride garsonlardan birini kuşa çevirmesini söyledim. Az insanın seyretmesine rağmen, gösterimin haberi büyük bir hızla yayıldı. Tepki toplayan, aynı zamanda dikkat çeken bir haberdi yayılan. Genel kanı, bir adamın geri kalan hayatını kuş olarak geçirmesine sebep olmanın cinayetten farksız olduğu idi. Gösterim ve acımasızlığım her yerde konuşuldu. Tahmin ettiğim gibi, sağda solda beni kınayan onlarca soylu ertesi hafta büyük merakla verdiğim eğlenceye geldi. Gelip meraklarını tatmin eden soylular, aynı zamanda vicdan sahibi olduklarını göstermek için bolca eleştirdiler beni. İstediğim tepki ve ilgiyi topladıktan sonra küçük bir değişiklik yaptım gösterilerimde. Çok konuşan, iyi niyetli olan ve pek sevilmeyen adamlar vardır her yerde. Benim yaşadığım yerde de var böyle insanlar ve ben onlara hak ettiklerinden biraz daha iyi davrandım. Hak ettikleri değer; arkalarından ne kadar sıkıcı olduklarını konuşmak olurdu. Oysa ben, gidip hatırlarını sordum, onları eğlenceme davet ettim, verdiğim eğlencede onlara özel bir ilgi gösterdim ve büyücünün o sırada aradığı gönüllü olmaları konusunda onları cesaretlendirdim. Ertesi gün herkes kuşa çevirme gösterimin ne kadar yaratıcı olduğunu konuşuyordu. İnsanlar bu gösteriden dolayı beni tebrik etmek için sıraya girdiler. Hatta büyücümü bile tebrik edenler oldu. Her ay tekrarladık bu gösteriyi ve her ay kuşa dönen sıkıcı adamları kimse sormadı. Sıkıcı adamlar hiç bitmedi. Az kaldıklarında insanlar yenisini yaratmakta zorlanmıyorlardı. Gönüllü olmasını rica ettiğim adamlar artık sıkıcı sayıldıklarını biliyorlardı ve kuşa dönüşmenin bile bundan daha iyi bir son olduğunun farkındaydılar. Yani ikna etmekte benim için hiç zor olmadı. Kalıcı bir eğlence bulabilmek herkesin harcı değildir. İnsanlara hem zaman içerisinde seçilme korkusu sundum, hem de heyecan verici gösteriler. Benim gibi zeki bir adamın hak ettiği saygıyı geçte olsa görmesi gerekiyordu.
  12. duende

    kız kurusu kuleleri

    Kız Kurusu Kuleleri Ülkenin dağlarının birinin tepesinde ince, uzun iki kule dikiliymiş zamanında. Halkın Kız Kurusu Kuleleri dediği, yan yana göklere uzanan bu iki kulede, kralın aralarında sekiz yaş fark bulunan iki kızı aşarmış. Böyle başlayan her masalda olduğu gibi bu masalda da kral kızlarını kimseyle evlendirmek istemezmiş ama “Sizleri kimseyle evlendirmeyeceğim.” Demektense, onlarla evlenmek isteyenlerin önüne engeller dizmiş. Böyle başlayan her masalın sonunda, cesur prens ejderhaları, cadıları, büyülü ormanları, savaşçıları ve benzer şeyleri alt ederek, kralın güzel kızıyla evlenmeyi başarır. Kralda planının işe yaramadığını görerek kızına veda eder. Ancak bu kralımız, diğer krallardan biraz daha zeki olsa gerek. Nedenini de masalın ileriki satırlarında göreceğiz. Kral, kızlarından herhangi birisiyle evlenmek isteyenlerin yapması gereken tek şeyi açıklamış. Kapısı olmayan bu iki kulenin arasında Y harfi şeklindeki ip merdivenden tırmanmaya başladıktan sonra, hangi kızıyla evlenmek istiyorsa onun kulesine yönelip, kulenin içinde kızına evlenme teklifi etmek. İpler kulede hiçbir yere bağlı olmadığı ve onlara yardım edebilecek kimse olmadığı içinde herhangi birisi merdivenlere tırmanacak olursa yukarıdan merdiveni, iki yandan kızların tutması gerekmektedir. Küçük kardeş, her gece yatmadan önce gelecek olan prensi düşlermiş. Şiirden hoşlanan, müzikten anlayan, ince ruhlu, sarı saçlı prensi düşlermiş. Abla ise heybetli, karizmatik, bastığı yeri inleten prensin hayalini kurarmış yatmadan önce. Düşlerle geçen geceler, bekleyişlerle geçen günler seneleri doldurmuş. Bir gün kralın kızlarından birisine talip olan genç, dağa tırmanıp kuleye ulaştığında iki kız kardeşte hevesle merdiveni bütün güçleriyle tutmuşlar. Küçük kardeş, şiiri ne kadar sevdiği atını sürüşünden, resim sanatına olan ilgisi merdiveni tırmanışından belli olan yakışıklı prensin ablasına yöneldiğini gördüğü anda merdiveni daha fazla tutamayacağına karar vermiş ve merdiveni bırakıvermiş. Heybetli prensinin elini tutamadan aşağı düştüğünü gören ablası da mecburen kardeşiyle birlikte beklemeye devam etmiş. Yıllar boyunca ablanın her taliplisi, küçük kardeşin güçsüzlüğüne kurban gidip, yüksekten düşerek ölmüş. Küçük kardeş nedense tamda taliplerin ablasına yöneldiğini fark ettiği sırada bırakıveriyormuş ipi. Yıllar geçmiş, kız kardeşler kulelerde yalnız başlarına çokça zaman geçirmişler. Geçen yılların sonunda, abla yaşlanmaya başlamış, küçük kardeş serpilip güzelleşmiş. Talipliler ablaya değil küçük kardeşe yönelince bu sefer de ablanın güçsüzlüğü tutacak olmuş ve talipliler artık abla yüzünden düşmeye başlamış. Zaman içerisinde hiçbir gidenin dönmeyişinden olsa gerek, belki de kızların her geleni harcarken yaşlanmasındandır… Taliplerin ardı arkası kesilivermiş ve iki kız kardeş karşılıklı kulelerinde yaşlanmışlar. Bir kadının kıskançlığının; onlarca ejderhadan, yüzlerce büyülü ormandan, binlerce savaşçıdan daha tehlikeli olduğunu bilecek kadar kadim ve zeki kralda kızlarını kimseye kaptırmamış olmanın mutluluğu içerisinde krallığını sürdürmüş.
  13. duende

    Konulu, kısa film gibi klipler

    radiohead - just kısa film gibi bir klip değil, çok güzel bir kısa film bence.
  14. duende

    stop motion

    ne öyle hamurlar filan. satanist vudu büyüleri yapıcan dimi? eğer kronolojik sıra ile çektiysen filmleri, süper geliştiğini söyleyebilirim. ama 2. film bir ayrı saykadelik olmuş.
  15. duende

    Bordo Siyah Yayınlarla ilgili...

    Ben ilk gördüğümde şu 500 sayfalık kitapları 120 sayfalık yapıp ucuza satan kitap evlerinden sanmıştım. Ama üzerlerine etiket yapıştırmışlar "Tam Metindir" diye. Ona güvenip Oscar Wilde'dan Şord Arthur Saville'in Suçu kitabını aldım. Güzel güzel okudum bir sorun yoktu.
×
×
  • Yeni Oluştur...