Jump to content

paparnoz

=o=
  • Mesaj sayısı

    6.798
  • Üyelik tarihi

  • Son ziyareti

paparnoz hakkında

  • Rütbe
    paparnoz

Son profil ziyaretçileri

190 kez ziyaret edildi
  1. paparnoz

    hayat ne tuhaf vapurlar felan

    Kocaeli'de okursan tabi hayatının en karanlık dönemi olur.
  2. paparnoz

    Baldur's Gate 3

    Şu kitabı biri pdf'ye dönüştürse de okusak.
  3. paparnoz

    Beyaz Yakalılar

    Ben biraz hayallerden girmek istiyorum mevzuya. Beyaz yakalı hayali olan ege'de bir sahil kasabasına yerleşmeyi çocukluğumdan beri yaşıyorum. Gerçekten çok güzel bir deneyim. İstisnasız gördüğünüz herkes iyi niyetli ve yardımsever oluyor. Masmavi bir deniz, gayet güzel bir kumsal, keşfedilmemiş koylar, keçiler, koyunlar, bahçede domatesiniz, biberiniz ile uğraşmak vs. derken göz açıp kapayıncaya kadar zaman mutlu ve huzurlu bir şekilde geçiyor. Ancak bu ortam İstanbulluların istilası ile tamamen mahvoldu. İstanbul'daki stres tamamen Ege kıyılarına taşındı. Hayatta o kasabada o şehirde doğru düzgün kavga görmezken İstanbullular sayesinde ortalık bir savaş alanına döndü. Birbirine silah çekenler, sevgilisini dövenler, bağırışlar, tartışmalar... Bakir sahiller beach clublarla çevrildi. Lüks siteler yapıldı giriş, çıkışa özel güvenlik koyuldu. Dımdızlak kaldık. İşin kötü tarafı özellikle İstanbul'da yaşayıp emekli olup taşınanların en eğitimlisi de hıyar. Hemen bölgeyi sahiplenmeye ve yerlilere dahi hesap sormaya başlıyor. Ben Ege köylüsünden bir kere bile bu tip bir sahiplenme davranışı görmedim. Yörüklerin genel felsefesi şu hayata geldik gidiyoruz iştedir. İstanbullular tamamen ortamı domine ediyor. Kuş uçurtmuyorlar, kendilerine anında bölge çiziyorlar, o bölgeye yüksek surlar örüp mutlaka güvenlikli bir giriş koyuyorlar. Geçen sene hayatımda olmadığı kadar huzursuz bir yaz geçirdim. İstanbul'un kalabalığı keşmekeşliği beni sıkıp, boğuyordu o yüzden orada kalmak istemedim ama maalesef o keşmekeşlik dibime girdi. Ben İstanbul'dan kaçtım ama İstanbul yakama yapıştı. İşin kötü tarafı Google Earth'ten kendime yer beğenmeye baktığımda bile en ücra yerin bile 15-20 yıl sonra keşmekeş insan dolacağını görmemek imkansız. Hemen hemen bütün ege sahilleri bu beyaz yakalı hayalinin sonucu olarak insan seline uğruyor. Emlak fiyatları fırlıyor, bir birim olan evin değeri yüz birim oluyor. Çocukken hayatta başıma bir şey gelmez dediğim alanlar artık ailemle dolaşırken beni tedirgin ediyor. Benim için artık yaz bittiği zaman tatilin tadı çıkmaya başlıyor. Kısacası siz şöyle para biriktiririm, şu işi şöyle yaparım, şuradan bir ev alırım, böyle emekliliğin tadını çıkartırım diye düşünürken o yaşa geldiğinizde daracık sahilde metrobüse biner gibi denize gireceksiniz. Konuşulan konuların hepsi para. Para önemli de sevdikleriniz öldükten, sağlığınız gittikten, zamanınız avucunuzdan aktıktan sonra o parayla ne yapabilirsiniz ? İş dönüp dolaşıp Amerikalı iş adamı ve Meksikalı Balıkçı hikayesine geliyor. Türkiye'de beyaz yakalıların en büyük sorunu iş kaybetme korkusu ve stres yüzünden yoğun bir huzursuzluk yaşamaları, bunu da çevrelerine yaymaları. Neyse Charles Bukowski'den alıntı yaparak bitirmek istiyorum; "orta yaşımda on iki saatlik gece vardiyası yaparken buldum kendimi, gece be gece yıl be yıl ve bir şekilde kurtuluş yoktu sanki. tükenmiştim, boşalmıştım, mesai arkadaşlarım da öyle. kamçının altında bir araya toplanmıştık, dayanılmaz koşullarda ve çoğumuz kovulma kaygısıyla çünkü başka bir şey kalmamıştı bizim için. bedenlerimiz tükenmişti, ruhumuz kırbaçlanmıştı. gerçekdışılık duygusu hakimdi. yorulursunuz, başınız döner, şaşkınlık ve acı karışır cansızlığa. o da, kanımca, bizi orada çalışmaya iten unsurlardan biriydi. 12 saatlik vardiyalarla dolu on yıldan fazlasını harcadım. neden sürdürdüğümü açıklayamam. korkaklık, herhalde. sonra bir gece yerimden kalktım ve "benden bu kadar, bu işi hemen bırakıyorum!" dedim. "ne? ne? ne?" diye sordu yoldaşlarım. "ne yaptığının farkında mısın sen?!" "nereye gideceksin?" "geri dön!" "aklını kaçırmışsın! ne yapacaksın?" sıra sıra dizilmişlerdi koridor boyunca, yanlarından yürüdüm, bütün o yüzler. hepsi bakıyordu. "aklını kaçırmış!" sonra asansördeydim, aşağı iniyordum. zemin kat ve dışarı. sokağa çıktım, yürüdüm, sonra dönüp kaleyi andıran binaya baktım, dört kat, pencerelerdeki ışıklara baktım, içindeki 3000 kişinin varlığını hissettim. sonra dönüp gecenin içine yürüdüm. ve hayatıma sihirli bir değnek değdi. hâla da sürüyor. yazan: charles bukowski çeviri: avi pardo"
  4. paparnoz

    Xiaomi Mi Gaming Laptop

    Ciddi rekabet ortamı oluşturacak fiyatlanma yok. "Gaming Laptop piyasasına bizde girdik" temalı bir tanıtım olmuş.
  5. paparnoz

    Chernobyl (2019) - HBO

    Çok başarılı bir mini seri, hasret kalmışım böyle yapımlara. İtfaiye eri ve hanımı sahnesi nobel ödüllü Svetlana Alexievich'in hem nobel konuşmasından Voices from Chernobyl: The Oral History of a Nuclear Disaster alıntıymış (ekşide gördüğüm kadarıyla)
  6. paparnoz

    Bilgilendirme - giderleri karsilama icin

    Kişinin bir eylemi yaparken aldığı risk var, bunu bir metaya indirgediğinde karşı taraf için risk aldığı eylemler risksiz bir alana gelmiş olacak ve bu eylemleri daha sert bir şekilde sürdürecektir. Özellikle parası bol, etik değerleri yerin altında bir arkadaşsa o zaman daha kötü bir durum. Yeni üyelik alımları ile beraber iş daha büyüyebilir. Ama şöyle olur para+hakaret ettiği kişi veya kişilerin affetmesi (hala forumdaysa) o zaman daha iyi çünkü takdiri hakaretten manevi olarak zarar görene eşit hak tanınmış olur hemde maddi olarak finansmana katkı sağlar. Onun dışında bağış hesabının gofundme'den patreon'a taşınması iyi olmuş.
  7. paparnoz

    Beslenme

    Sci-hub'u kullan öyle makaleyi indirebilirsin.
  8. paparnoz

    Google Stadia

    Kısa vadede proje başarısız olsa bile dünyada internet hızlarının artmasına pozitif katkı sağlayacak ve sektörün anlayışını değiştirecek. Elbette latency meselesi projenin zayıf noktası ama genel kullanıcı için son derece pozitif bir hamle. Özel ve profesyonel kullanıcılar için elbette tercih edilmeyecektir ama Google gibi bir devin bu işe girmesi gayet iyi.
  9. paparnoz

    Beslenme

    https://edition.cnn.com/2019/03/15/health/eggs-cholesterol-heart-disease-study/index.html Yine yumurta kalbe zararlı noktasına geldik.
  10. paparnoz

    The House That Jack Built

    İrrite edici ama sürükleyici, ben beğendim.
  11. paparnoz

    vücut geliştirme #5

    70 kilonun ne kadarı yağ ? Yağ oranın ne ? %11 mi ? %15 mi ? Bende benzer şekilde ham kiloma göre protein tüketiyordum, geceleri sürekli tuvalete çıkmak zorunda kalıyordum. Yani bir insan 4-5 kez tuvalet için uyanır mı ? Ne sigara var, ne öyle akşamları çay içeyim mevzusu var. Su tüketimi normal ölçülerde. Protein tüketimini azalttım ve bu bitti. Yine bir gün fazla protein alayım yine benzer döngüye giriyorum. Belki sende farklıdır bilemem ama denemesi bedava. Bir gün az protein tüket yine sürekli tuvalete çıkacak mısın ?
  12. paparnoz

    vücut geliştirme #5

    Aynı sorun bende de vardı. Fazla protein tüketmekle alakalı. Yağ ölçümü yaptır, yağsız vücut ağırlığına göre tüket. "Eating too much protein can also affect people who already have kidney disease. This is because of the excess nitrogen found in the amino acids that make up proteins. Your kidneys have to work harder to get rid of the extra nitrogen and waste products of protein metabolism."
  13. paparnoz

    nasıl koşayım

    Koşmak yerine tempolu yürümek daha faydalı. Öbür türlü çabuk tıkanırsın ve ertesi gün yapmak istemezsin. İkincisi kaslar için ağırlık antremanı yapman iyi olur. Tabi fıtık olduğunu düşünürsek squat, deadlift vs. değil oturarak yapabileceğin basit hareketlerden bahsediyorum.
  14. paparnoz

    Zayıflama çalışmalarım - fitness tavsiyeleri

    2500'se 1500 alırsan da zayıflıyorsun. Orada yok vücut şöyle yapıyor böyle yapıyor vs. demiş. Tamamen teorik, pratikte yine kilo veriyorsun. Sağlıklı kilo vermiyorsun ama yine de veriyorsun, hemde çatır çatır veriyorsun. 1 saatlik tempolu yürüyüş ile 250 - 300 kalori yakıyorsun ama diyetle 1000 kaloriyi çatırt diye hayatından çıkartıyorsun. İki saatlik tempolu yürüyüşe bile denk değil. Çok daha basit ve kolay bir hamlede daha çok zayıflıyorsun. Morbid obez bir adamı spora zorlamak kadar kötü bir şey yok çünkü adam zaten yürürken acı çekiyor. Adama daha çok acı çek demek abes her insan konfor varken zora yönelmez. İlk önce kaloriyi azaltırır, öğünlerini kontrol ettirirsin zaten belirli bir süre sonra aa kilo veriyorum diyerek yürüyüşe motivasyon kazanır. Hemen hop spor dersen iki gün acıdan kıvranır üçüncü gün her şeyi terk eder eski yaşantısına döner. Zaten kilolu arkadaşlarda benim gözlemlediğim bu, onun dışında düzgün diyet programları uygulayanlarda geriye dönüş olmuyor çünkü yeme disiplini spor disiplinini döver. İkisi olursa tabii harika ama o mevzu her yiğidin harcı değil. Yani ekşisözlükte bu tip yazılar kişileri bana göre yanlış yönlendiriyor hemde epey yanlış yönlendiriyor ikincisi motivasyonları kırıyor. Öyle saçma mevzularda öyle dediğim dedik yorumlar okuyorum ki yuh. Spor sonrası duş mevzusunu okumuştum adam gayet kendinden emin spor yaptıktan sonra yaptığınız sıcak duş antrenmanı boşa çıkartır diyor. Öbürü de sıcak duş yararlı diyor. Tüm bunlara bilimsel açıklama kılıfı uyduruyorlar. Alt tarafı 2 dakikalık sıcak duş, 2 saatlik antrenmanı nasıl boşa çıkartır ? Böyle bir şey mümkün mü ? Yorumları çok keskin, çok kendinden emin ve dikte ettirici halbuki bu konularda bilimsel makaleler bile muallak ve denek gruplarına göre yoruma açık.
  15. paparnoz

    Zayıflama çalışmalarım - fitness tavsiyeleri

    Yarım latte içtiğinde bile kalori hesabı yapabiliyorsun. Yarım içtiğini belirtiyorsun hop kalori miktarını belirtiyor. Hemen hemen tükettiğin tüm besinlerin kalori değerleri ortada. Onun dışında patlamış mısır, bira-cips yiyen bir insan zaten ben rejim yapmak istemiyorum diyor açık açık. Rejimin bütün olayı oto-kontrol. Yani kişi kilo vermek istemedikten sonra anca bir hapishaneye kapatıp, kapının arkasında belirli öğünler vererek zayıflatabilirsin.
×
×
  • Yeni Oluştur...