Jump to content

sarahconnoriyalayanhademe

Yeni üye
  • Mesaj sayısı

    28
  • Üyelik tarihi

  • Son ziyareti

Son profil ziyaretçileri

Son profil ziyaretçileri bloğu aktif değil ve diğer üyelere de gösterilmiyor

  1. sarahconnoriyalayanhademe

    Indiana Jones 5

  2. sarahconnoriyalayanhademe

    Oyun Tube Thread

    Twitch yayıncısı ve YouTube içerik üreticisi Zaric Zhakaron adlı bir oyuncu var. Ben bir süredir videolarını takip ediyorum. Bazen de ikinci monitöre videolarını atıyorum, bazen de arkaya atıp dinliyorum. Ağzı iyi laf yapan, rpg oyunlardan anlayan biri bu. Starwind adında bir Morrowind modu tanıtmıştı geçenlerde. Kotor oynamış ve sevmiş, Morrowind'le zamanında eğlenmiş bünyelere faydalı gelebilir: Starwind
  3. Hocam, ben ekmeğini yedim bu taktiğin. Hevesimi aldım. İstiyorum ki benden başkaları da faydalansın. 20'lik, siyah alt üst üniformalı, yakasındaki isimlikte ismi yazan Berrinlerden, Sedalardan siz de geri kalmayın. Yeni nesil çok çılgın.
  4. Hocam, cırtlak renk koşu ayakkabısı mutlaka olacak. Cırtlak renk olacak illa. İlkokul öğrencisi kalem kutusu, beslenme çantası dikkat çekiciliğinde olacak. Marka önemli değil. Kıro olmayacak kadar pahalı olacak. Onun bi ayarı var. Gözle görünce 3d'de, anlıyor insan.
  5. Merhaba, Rehbere başlamadan önce belirtmek istiyorum: Bu bir troll başlığı değildir. Daha önceden sahada denenmiş ve sonuç alınmış bir yöntemdir. Teorisi pratiğe dökülmüş ve sonuç alınmıştır. AVMyi ilk ziyaretinizde 100% işe yarayacak yöntemdir. 40'a merdiven dayamış benim gibi amcalar (20'likler için amca oluyorum artık, acı ama gerçek), 20'lik ve 30'luk delikanlılarla rekabete girmek zorunda kalıyor çıtır tavlarken. Evet, 30'luklar çıtır görünüyor gözüme, evet, yaşlanıyorum, hayır, bu pes ettiğim anlamına gelmez. 20'lik veya 30'luk delikanlılar kadar STR, DEX, AGI sahibi değilsem bile inventoryim genişve dolu, INT, WIS vesaire daha fazla. Bunları kullanarak rekabette bir adım öne geçebilirim. Nasıl mı? Öncelikle giyimimizi business casualdan çıkarıp daha sportif giyiniyoruz. Maliyet kontrolden Cem Bey gibi giyinip gitmiyoruz AVMye. Item No 1: Siyah, markalı fakat markası belli belirsiz olan baseball şapkası. Bu şapkanın pahalı olması önemli. Markası önemli değil. Pahalı gözüksün yeter. Üzerinde New York Yankees takımı arması olan -arma da siyah olacak- baseball şapkası da olabilir. Bu şapkayı takmanın amacı gizemli görünmek ve artık beyazlamaya başlayan saçlarımızın veya kelleşmeye başlayan kafamızın bir kısmını gizlemek. İlk izlenim çok önemli, gerisi çok önemli değil, gerçekten kel veya kırlaşan saçlara sahip olsanız bile önemli değil. Item No 2: Herhangi bir futbol takımının hoodiesi. Hangi takım olduğu önemli değil. Fenerbahçe, Galatasaray, Beşiktaş, Trabzonspor falan farkmaz. Hoodie olması ve sarkmaya başlayan bedeninizin girinti çıkıntılarını hoodienin bolluğu altına gizlemesi yeterli. Bu hoodie sayesinde sahte bir sportif görüntünün algısını karşı tarafa verebilirsiniz. Saatlerce spor salonlarında vücut çalışıp yorulmanıza gerek yok. Item No 3: Herhangi bir marka model jean pantolon. Gri tonlar benim tercihim. Bu kısımda özgürsünüz. Item No 4: Cırtlak renklerde, ben buradayım diye bas bas bağıran koşu ayakkabıları. Kadınlar erkeklerin ellerine ve ayaklarına dikkatle bakarlar. Dikkatlerini şak diye çekecek ve orada tutacak ayakkabılara ihtiyacımız var. Daha farklı ve cüretkar renkler de deneyebilirsiniz. Bu itemları tamamlayan şey tıraş. Mutlaka ama mutlaka tıraş olmalısınız. Sakalları kesiyoruz. 35'lik milyon dolarlık futbolcu formunu yakalamamız lazım. Cihangir enteli formunu evde bırakıyoruz. Kesinlikle ama kesinlikle parfüm kullanmıyoruz arkadaşlar. Çapkınlığa çıkmak için değil, alışveriş için oradasınız. Unutmayın. Bütün bunları tamamladıktan sonra AVMye giriş yapıyoruz. Yapacağımız ilk şey, bebekli bir aile bulup onları dikkatle takip etmek. Bu ailenin alışveriş yaptığı mağazaya ya da yemek katında yemek alacağı yemekçinin önüne onlardan önce ya da sonra gitmeniz gerek. Sırası çok önemli değil. Denk getirmeniz gereken şey, bebek arabasındaki çocukla göz teması kurabileceğiniz veya yüz yüze geleceğiniz bir anı denk getirmek. Bebekle göz teması kurduğunuzda ya da göz göze geldiğiniz zaman, hedefteki kasiyer ya da takım üyesi kızın bunu görmesini sağlıyorsunuz arkadaşlar. Tek yapmanız gereken şey bu. Eğer çocuk sizi gördüyse ve ilgi göstermeye başladıysa onu güldürerek ek puan kazanabilirsiniz. Buradaki anahtar ise şu: Asla ama asla çocukla yüz yüze gelip kendiniz gülümsemeden veya çocuğu güldürmeden önce, hedefteki kıza bakmıyorsunuz. Kızı periferik görüşünüzde tutup hareketlerini takip edebilirsiniz, ancak kesinlikle kızı yakın mesafeden kesmiyorsunuz, onunla ilgilenmiyormuş gibi görünmeniz lazım. Bu çok önemli. Bütün bunlardan sonra sıra size geldiğide ya da tezgahtar/kasiyer/ekip üyesi güzel kız sizinle ilgilendiğinde yüzünde bir gülümseme, bir tebessüm göreceksiniz. Gözlerinizin içerisine bakıp "böyle adamlar kaldı mı ya, ayh, çok tatlı" diye düşünüyor olacak. Tam bu sırada, olabilecek en maskülen ses tonunuzla siparişinizi verdikten/mağazada satılan ürünlerle ilgili sorunuzu sorduktan sonra "Ne tatlı çocuklar var değil mi?" diyerek bir soruyla konuya gireceksiniz arkadaşlar. Sizin başka hiç bir şey söylemenize gerek kalmadan o, konunun devamını getirecek. Şimdi, bu noktada iki olasılık devreye giriyor. Ya otomatik makine gibi, çocukla ilgili olarak konuşmaya başlıyorlar ya da sizin sorduğunuz soruyu kızararak onaylıyorlar. eğer birinci olasılık gerçekleştiyse ve sazı ellerine alıp durmadan konuşmaya başladılarsa kesinlikle sözlerini kesmeyin. Konuşmayı bitirdiklerinde onları onaylayın. Sonrasında instagramlarını sorun. Niye diye sormayacak bile. Çünkü biliyor sebebini. İhihihihhi Eğer ikinci olasılık gerçekleşir ve sizin her söylediğinizi başıyla veya sözleriyle onaylıyorsa ve bu arada gülümsüyorsa zokayı yuttu demektir yine. İnstasını sorun. Niye diye sormayacak bile. Sonrası size kalmış arkadaşlar. Uygulayıp denedikten sonra teşekkür etmenize gerek yok. İyi günler.
  6. sarahconnoriyalayanhademe

    Bugün Ne Oynadınız?

    Jahrein'in Sea of Thieves yayınını izledim. Zevkliydi. Ayrıca, kendisine buradan selam ederim.
  7. sarahconnoriyalayanhademe

    Pic Thread (Definitive Edition)

    eğlenceli değil ama bulunsun:
  8. Merhaba, Yakın zamanda bir gece gördüğüm rüyayı buraya yazıyorum. Neden mi buraya yazma isteği duyuyorum? Bir yere bunları aktarma ihtiyacı hissediyorum içimde bir yerde. Ekşi Sözlük vesaire platformları sevmiyorum. Trolllenebileceğini biliyorum, ne de olsa paticik burası, ama yine de paylaşıyorum. Belki yıllar sonra, gülerek okur ve nostaljik duygulara gark olurum. Tanımadığım bir şehirde, tanımadığım bir caddede, tanımadığım bir arabanın içerisinde, nereye gittiğimizi bilmediğim bir akşam başlıyor rüya. Mevsim belli belirsiz. Arka koltuktaki diğer pencerenin yanında oturan kadının, tuvaletinin üzerine veya omuzlarına kürk almayışına bakacak olursak hava soğuk değil, bir kış akşamında değiliz. Geniş caddede ilerliyoruz. Aracın sağ arka koltuğunda oturuyorum. Üzerimde gri ve mavi renk karışımı/arası bir takım elbise var. Smokin niyetine giymişim sanıyorum. Boynumda aynı renk bir kravat. Gerçek hayatta da siyah smokinleri ve papyon kravatları kesinlikle sevmem. Başka erkeklerin üzerinde gördüğümde de bana itici gelmiştir hep. Onun için mi acaba, beynim, bu üstümdeki takım elbise+kravat kombinini oluşturdu diye merak ettim uyandıktan sonra. Neyse. Ama, "black tie" bir etkinliğe gittiğimizi biliyorum. Yanımda küçük bir erkek çocuğu oturuyor, benimle diğer pencere kenarında oturan kadının arasında. Tatlı, uslu bir küçük bey. Benim gibi, arabanın pencerelerinden dışarıyı, gelip geçmekte olan dükkanların vitrinlerini ve o vitrinlerden dışarıya taşmakta olan ışıkların ve sokak lambalarının aydınlattığı kaldırımları, biz yanlarından ilerlerken flulaşan insanları izliyor. Kıvırcık, kahverengi saçları uzunca biraz; beyaz tenli, herhangi bir duygu ifade etmeyen yüzüne dışarıdan yansıyan ışığı görebiliyorum. Küçük, siyah smokininin içerisinde oldukça rahat görünüyor, siyah pabuçlarını karşıya uzatmış, arada sırada bakışını dışarıdan çevirince siyah pabuçlarının uçlarına bakıyor. Bu çocuk benim çocuğum değil ama tanıyorum onu, ilk defa yanyana gelmiyoruz. Bu sırada kafamı kaldırıp, yanında oturan annesine bakıyorum. Gülümsüyoruz birbirimize annesiyle. Lost'tan (2004-2010) hepinizin simasına aşina olduğunuz Julie Bowen oturuyor iki solumda. Dizideki adıyla Sarah Shephard. Jack'i terk eden karısı. Ben de onu Sarah Shephard olarak biliyorum zaten. Gerçek adı Julie Bowen'ı wikiden öğrendim sonradan. Saçları dizidekinden biraz daha uzun. Arkadan at kuyruğu yapıp sırtından aşağıya bırakmış uzun sarı saçlarını. Askılı, sırt dekolteli, oldukça uzun bir tuvalet seçmiş kendisine; gri pullarla bezeli olduğu için, kalem şeklinde bir disko topu geliyor aklıma kıyafetine bakınca. "Beni bu gece yanlız bırakmadığın için teşekkür ederim" der gibi gülümsüyor bana, ben de ona "Lafı mı olur-don't mention it" der gibi gülümsüyorum. Uzaktan, patlayan flaşların oluşturduğu bir öbekten, önce tek bir noktaya odaklanıp sonra etrafa saçılan ilgi huzmesi (henüz bizim üzerimize yönelmemiş, bir başkasının retinasını rahatsız etmekte şu anda) dikkatimizi çekiyor. Sarah ile birbirimize "here we go-başlıyoruz gene" der gibi bakıyoruz. Arkadaşça gülümsememiz, muzip bir sırıtışa dönüşüyor. Her ikimiz de hazırlıklıyız arabanın kapısı açılınca olacaklara fakat gayri ihtiyari, ellerimiz aramızdaki küçük erkek çocuğunun omuzlarına gidiyor koruma amaçlı. Sarah ile ellerimiz birbirine değiyor küçük çocuğun omuzlarına uzanırken fakat ben daha sıkı kavrıyorum çocuğu. Sarah, bana güvendiğini belli edercesine tekrar arkasına yaslanıyor. Fotoğraf makinesi flaşlarına çeviriyor bakışlarını. Yüzünü görmediğim, karanlık ön taraftaki şoför mahallinde oturan şoför, aracı diğer araçların arkasında sıraya sokuyor. Flaş patlamaları gittikçe daha çok, aracın içerisini aydınlatmaya başlıyor. Az sonra, iniş sırası bize geliyor. "Gel bakalım küçük adam" diyerek sağ kolumda kucağıma alıyorum ufaklığı, açılan kapıdan yüzümde büyük bir gülümsemeyle birlikte iniyoruz. Etraftaki foto muhabirlerinin, kendilerinin kameralarına bakmam için bize seslenmeleri ve belli belirsiz başka sözlerle karışık flaş patlamalarının ortasına düşüyoruz. Geriye dönüp, sol elimle Sarah'nın araçtan inmesine yardım ediyorum. O, araçtan indiği sırada foto muhabirleri ve onların arkasında kalan başka insanların oluşturduğu topluluk adeta çılgına dönüyor, bir heyecan seli dalgalanıyor aralarında. Ufaklığı yere bırakıyorum. Etrafa yaydığı gülümsemesinin profesyonelce büyüsü, tüm ilgiyi üzerinde toplarken biz de Sarah'ya ediyoruz. Üç kişi, birlikte, özenli şekilde hazırlanmış insan duvarlı koridordan binaya doğru yürümeye başlıyoruz. Daha önceden anlaştığımız gibi, bir yerde Sarah bizden ayrılıyor ve biraz daha uzun süre poz vermek için, çeşitli noktalarda durarak kameralara daha fazla poz veriyor. Küçük adam ve ben binaya doğru yöneliyoruz. To be continued... Devam edecek...
  9. sarahconnoriyalayanhademe

    Bugün Ne Oynadınız?

    Super Casino
  10. sarahconnoriyalayanhademe

    1899 - Netflix (2022)

  11. Evet, Evde bir tarafımızı yayarak Netfliks seyrederken yenilen içilen şeyler threadine hoşgeldiniz. Benim bu haftaki tercihlerim: Nescafe Xpress Latte + Soğuk Bardak + Buz Yanında: Milka Oreo İyi seyirler.

Yasal Duyuru

5651 sayılı kanun kapsamında, Paticik.com, işbu sayfadaki mesajların ve içeriğin Yer Sağlayıcısıdır. Yayınlanan içeriklerden doğabilecek her türlü sorumluluk içeriği üreten kullanıcıya aittir. Şikayet ve talepleriniz için buraya tıklayıp bize ulaşabilirsiniz. Alternatif olarak [email protected] e-posta adresinden bize ulaşabilirsiniz.

×
×
  • Yeni Oluştur...