Jump to content

-Aragorn-

=o=
  • Mesaj sayısı

    1.012
  • Üyelik tarihi

  • Son ziyareti

-Aragorn- hakkında

  • Rütbe
    -Aragorn-
  1. -Aragorn-

    Neler Değişti? Kimler Geldi Kimler Geçti?

    paticik tekrar açılmış, millet nerde o eski daoc günleri muhabbetlerine girmiş. benim daha yeni haberim oluo. burdan Durlag isimlı şahsı kınıyorum Oski olarak bana haber vermediği için ayrıca wow un pve si zevkli heh. [ Mesaj 01 Haziran 2007, Cuma - 19:37 tarihinde, -Aragorn- tarafından güncellenmiştir ]
  2. -Aragorn-

    yardım

    ordakiler de dahil kimse online deil 2 gündür =(
  3. -Aragorn-

    yardım

    lvl 6 mo/me yim bu arada
  4. -Aragorn-

    yardım

    selam. lvl 6 oldum kaldım şimdi öyle. guild arıyorum türklerden yardım edicek ama buraya yazanların hiçbiri online deil. sürekli deniom tık yok. biri beni oyun içinde bulabilirse sevinirim nick Damsel Prayer [ Mesaj 12 Mart 2006, Pazar - 18:04 tarihinde, -Aragorn- tarafından güncellenmiştir ]
  5. -Aragorn-

    Kek

    KEK Beraber oldukları zaman hiç ayrılmayacaklarmış gibi geliyordu çocuğa; ama mevsim ayırmıştı onları. Ayrı ayrı yerlere gitmek zorundaydılar. Uzun süre görüşemeyeceklerdi ve tekrar görüştüklerinde her şey çok farklı olabilirdi. İşte bu duygularla, birbirlerinin hayatından çıkma kararı almışlardı yolları ayrılırken. Belki de birlikteliklerinden bile daha çok mutlu olabilme fırsatları çıkacaktı karşılarına ayrı oldukları süre boyunca. Bunu birbirlerinin ellerinden almaya ne hakları vardı ki? Ayrıldılar... Uzun bir süre geçti ve ikisi de hayatlarına devam ettiler. Gittikleri yerlere ayak uydurdular. Yaşadılar, eğlendiler. Bir gün çocuk onun ameliyat olduğu haberini aldı. Ne olmuştu da ameliyat olması gerekmişti? Kaza mıydı? Bildiği bir hastalığı yoktu kızın. Ama öğrenmeliydi. Hayatındaki en önemli kişiydi o, belki de acı çekiyordu şu anda. Ona gitmek için yola çıktı; yanında olmalıydı. Şehre vardığı gibi kızın evinde gitti. Annesi karşıladı kapıda. Çocuk geldiği için çok memnun olmuştu. Kızına büyük moral olacaktı bu. Belli ki bilmiyordu kızıyla ilişkilerini bitirdiklerini. Odasına kadar yolu gösterdi çocuğa ve kapalı kapının önünde onu yalnız bıraktı. Hep, birlikte öleceklerini düşündüğü kız, kapının arkasındaydı. Ameliyat olmuştu. Nefesini topladı ve kapıya vurdu. Yatağın yanındaki komodine bitişik koltukta oturuyordu çocuk. Kızı görebilmek için yatağa doğru döndürmüştü koltuğu. Kız da çocuğa bakabilmek için enlemesine oturmuştu yatağa. Çocuğun gelişinden beri 2 saat geçmiş üzereydi ve tek bir kelime bile konuşmamışlardı. Çocuk, kapıdan girip kızın doğrulmasına yatım etmiş ve koltuğu karşısına çekip oturmuştu. O andan beri gözlerini birbirlerine kenetlemişler ve onlarla konuşmaya çalışıyorlardı. Kimbilir akıllarından neler geçiyordu ama seslere dökülemiyordu hiç biri ağızlarından. Rahatsız edici sessizlik. "Bir çift birlikte sessiz kaldıklarına sıkılmıyorlarsa, sadece beraber olmaktan mutluluk duyuyorsa, birbirlerini seviyor demektirler. Sıkılıyorlarsa bu; rahatsız edici bir sessizliktir." Diye duymuştu filmin birinde çocuk. Hiç sıkılmıyordu şimdi bu durumdan. Ya o? Onların yaşlarında iki çocuk daha girdi içeri. Birinin elinde bir paket vardı. İkisi de koltukta oturanı tanımıyordu; o da onları. Elin de paket olan, kızın dizine vurup "Geçmiş olsun hayatım. Nasılsın?" dedi ve paketi açıp komodinin üstüne koydu. Pakette kek vardı. Üzümlü. Çocuğun kalbi sızladı, " hayatım" diye mırıldandı içinden ve mırıldandığı yere gömüldü. Gözleri sabitlendi. Gelen iki çocuğun kısa bir süre sonra gittiklerini fark etmedi bile. Paketi getirenin giderken kızı alnından öptüğünü de. Komodinin üstündeki kekten iki parça kesti kız. Birer peçeteye sardı ikisini de. Çocuğa kollarını uzatıp yatmaktan iyice sıkıldığını, biraz dolaşmak istediğini söyledi. Çocuk hemen atıldı önceden aşkla okşadığı kolları kavramaya ve kızı kaldırdı. İkisinin de elinde bir parça kek yürümeye başladılar. Odadan çıkmış, evin uzun koridorunda aşağı yukarı yürüyorlardı. Aralarındaki soğukluğa rağmen; yürümekte zorlanan kız, çocuğun beline sarılmış, ondan destek alıyordu. Çocuğun yüreği kıpırdıyordu yürürken. Acaba tekrar başa dönmeleri mümkün müydü? Sendeledi birden kız. Çocuk bir hışımla onu belinden kavradı ve düşmeden tuttu. Ne kadar zaman olmuştu acaba onun incecik beline sarılmayalı? Öyle sıkı tutuyordu ki onu, kırılmasından korktu. İyice kendine çekti kızı. Gözlerinin arasında milimetreler vardı sadece. Olmuştu işte; alevlenmişti küller. Kendini ona sakladığını, hayatına ondan sonra kimsenin girmediğini söyleyecekti kıza. Nefesi sıklaşmıştı ikisinin de. Gerçi attı kendini kız. Belini saran ellerinden kurtuldu çocuğun. Annesine yürüyemediğini, koltuk değneklerini getirmesini söyledi bağıra bağıra. Cız etti çocuğun yüreği, eridi. Sıktığı yumruğunun arasından kek parçaları çıktı. [Bu mesaj -Aragorn- tarafından 16 Eylül 2005 19:07 tarihinde değiştirilmiştir] [Bu mesaj -Aragorn- tarafından 16 Eylül 2005 19:12 tarihinde değiştirilmiştir]
  6. -Aragorn-

    Acı

    ACI Siyah röntgen filmiyle kapatılmış camlardan gelen koyu ışıkla aydınlanıyordu oda. Güneş gözlüğüyle dolaşmak gibi. Yerler ve duvarlar fazla rutubetten siyah siyah olmuşlardı. Odanın kimi yerlerinde su birikintileri ve her yerde ıslak ayakkabıların bıraktığı ayak izleri vardı. Kapının karşısındaki duvara yakın, kapıya doğru bakan bir koltuk vardı. Islak ve küflüydü. Minderleri oturulmayacak kadar incelmiş, yırtık yerlerinden paslı demirleri gözüküyordu. Kurbanını buraya getirip yere attı. Elleri ve ağzı bağlı adamın yanağı ıslak zeminle şap diye çarpıştı. Botlarını yere vura vura yanına gitti katil. Adamı kaldırıp ayağa dikti. Deri ceketinin cebinden küçük tabancasını çıkardı. Kurbanın yüzünü kendine çevirdi çenesinden tutup ve gözlerine bakmaya zorladı. Silahı adamın şakağına dayadı. Hala göz göze bakıyorlardı. Önce katil kapadı gözlerini; ve tetiği çekti. Onlarca kan damlasıyla duvardaki rutubet lekeleri kapandı. Kurban yüzüstü koltuğa yığıldı. Kan lekeli gözkapaklarını yavaşça kaldırdı katil ve koltuğa doğru eğildi. Kolundan tutup sırtüstü çevirdi adamı. Şakağından şakağına tüm alnı yarılmıştı ve aralıktan beyni akmıştı koltuğun üstüne. Gözleri ters dönmüş, göz çukurları bembeyazdı. Öndeki iki dişi alt dudağına gömülmüştü. Elini bir kez daha deri ceketinin cebine soktu katil. Büyük bir bıçak çıkardı bu sefer. Bıçağı adamın alnından başlayıp kalbine kadar sürttü. Ve oraya gömdü bıçağı. Çıkardı ve biraz soluna, biraz sağına, biraz aşağısına… Fırlattı bıçağı elinden. Açtığı deliğe soktu elini ve kalbe ulaşana kadar kırdı kaburgaları. Kurbanın kalbini koparıp çıkardı elleriyle. Kalkıp odanın ortasına yürüdü elinde kan damlatan kalple. Dizlerinin üstüne çöktü. Islanan pantolonundan soğuğu hissetti. Birden ellerini havaya kaldırıp başını arkaya attı. Sol elindeki kalbi sıkıverdi. Boşluğa pompalattırmıştı kalbe zehrini. Kurtarmıştı işte adamı. Yaşadığı ve yaşayacağı kalp burkulmalarından; kurtarmıştı onu. Çok seviyordu çocuk kızı. Onun kocaman kahverengi gözlerinde; sevinince, üzülünce, heyecanlanınca kızaran yanaklarında görmüştü nereye ait olduğunu. Hayatı onundu artık. Hayattaki amacı oydu çocuğun... Ama anlatamamıştı kendini kıza bir türlü. Çok seviyordu onu ve onu bu kadar yakından görme şansını kaybetmek istemiyordu hislerini anlatarak. Arkadaşlığın kaybetmek istemiyordu. Ama kadınlar anlıyordu işte. Tüm dişiler hissediyordu beğenildiklerini, sevildiklerini. Bir yıldız gibi. Hayranlarıyla bir araya gelmek istiyorlardı. Çocuğa telefonda söyledi kız görüşmek istediğini. Zamanı belirleyip telefonu kaparken anlamıştı çocuk neden görüşeceklerini. Umutluydu yine de. Ona karşı olan hislerini bildiğini ve onu anladığını söyledi çocuğa buluştukları zaman. Ama bir yıldız tek bir hayranla yaşayamazdı. Başarılı sayılmazdı ki o zaman. Aralarında bir şey olamayacağını söyledi çocuğa. Birine bağlanmak istemediğini anlattı. Sonra sustu. Çocuk da... Suskunluk bir süre daha devam etti. Sonra kız gitmesi gerektiğini söyledi ve gitti. Ama sessizlik bitmedi çocuğun içinde. Yankılanarak tüm benliğini doldurdu. Yankılar "reddediliş" diye anlam buldu kafasında. Kalbi sıkıldı çocuğun. Sanki artık pompalamıyor, son damlasına kadar sıkılıyordu. Bu nasıl bir acıydı böyle? "Reddediliş" diye yankılandı sessizlik bir daha... Hala burkuluyordu kalbi. İnsanoğlu nasıl birbirinin bu acıyı yaşamasına izin verirdi? Nasıl acımasız olabilirdi bu kadar? İlk kişi miydi bu acıyı yaşayan? Hiç sanmıyordu. Bir kez daha burkuldu kalbi. İçindeki yankılanma durdu. Ama son kişi olmalıydı o. Kurtarmalıydı insanları bu acıyı çekmekten. -Kıvanç [Bu mesaj -Aragorn- tarafından 16 Eylül 2005 18:41 tarihinde değiştirilmiştir]
  7. -Aragorn-

    Barut Kokusu

    BARUT KOKUSU Barut kokusuydu burnumdan sızan Sevmek zordu Sevgi için her şeyi yapmaksa ölüm. Ağlamak dindirmiyordu burkulmaları Ağlamak ağlatmıyordu onu Ya da ağlamak güldürmüyordu onu Bir duygu uyandırmamak en kötüsü. Ben yüzerken duygularımda Boğulacaktım... Kalbime sarıldım Ve düşündüm Ya boğulsaydım? Çıkarmıştım derinlerinden duyguları Ağlatmıştım onu Zor olsa da yönlendirmiştim onu kendi kalbine Göğsümdeki küçük siyah delikten Görmüştü nereye bakması gerektiğini. Sevmiştim onu Ölmüştüm onun için Barut kokusuydu burnumdan sızan Barut kokusuydu ona benden kalan. -Kıvanç [Bu mesaj -Aragorn- tarafından 16 Eylül 2005 18:13 tarihinde değiştirilmiştir]
  8. -Aragorn-

    Konuşun

    ben 6 aydır daoc oynamıom nihihihi. ne güzeldi ilk bu bölüme girdiğim günler =( en son Zegna isimli biri benim druidime talip olmuş pof var diye galiba ama çıkamadı karşıma tabi.[signature][hline]Oski Teh n000000OOOOb Damsel Night Elf Priest (Daggerspine/eu)
  9. -Aragorn-

    Kazak

    Sana şimdi bu kazağı vermek isterdim Konuşmadan yürüdüğümüz bu yollarda soğuktan üşürsün diye Ama sen almak istemezdin O bana ait olduğu için Ve sen bana ait olmayı seçemediğin için. -Kıvanç
  10. -Aragorn-

    İnanmıyorsan

    İnanmıyorsan senin gibi düşünenler olduğuna Yalnız sanıyorsan kendini koca dünyada Karanlık seni de yutacak diye korkuyorsan Tırman bir dağa Ve bekle uçurumun kenarında Gecenin seni kucaklamasını Gökyüzü siyaha boyandığında Tek ışık sen kaldığında Dur... Güneş doğacak. Doğmadıysa güneş Veya kör olduysan ışığı göremeyecek kadar Kaptırdıysan kendini düşüncelerine duyularını yitirecek kadar Sal kendini uçurumdan boşluğa Her yer karanlık nasılsa senin için Bedenin düşer ve ölür Ama ruhun asılı kalır Düşüncelerin de Senin gibi yapan milyonlarcasıyla Karanlıkta... Boşlukta... Havada... Dünyada. -Kıvanç
  11. -Aragorn-

    Türklerin büyük buluşu Sünnet donu!

    üstüne don giyicen slip =)[signature][hline]Oski Teh n000000OOOOb Damsel Night Elf Priest (Daggerspine/eu)
  12. -Aragorn-

    Türklerin büyük buluşu Sünnet donu!

    ufak pringles kutuları vardı zamanında hala satılıyomu bilmiom hiç görmedim hep büyükleri var piyasada. onlar bu iş için biçilmiş kaftan. delinmez bükülmez. süper kutu[signature][hline]Oski Teh n000000OOOOb Damsel Night Elf Priest (Daggerspine/eu)
  13. -Aragorn-

    Erkekler icin dikkat testi (+16)

    şüphelerimde haklıymışım o zaman :lol: höyt! ne demek istion yoksa sen?!? =)[signature][hline]Oski Teh n000000OOOOb Damsel Night Elf Priest (Daggerspine/eu)
  14. -Aragorn-

    Erkekler icin dikkat testi (+16)

    ben buldum sabo öyle bi sorun yok[signature][hline]Oski Teh n000000OOOOb Damsel Night Elf Priest (Daggerspine/eu)
  15. -Aragorn-

    Bu film olay olur...

    popstar ismail yk olsa daa eğlenceli olmazmıydı?[signature][hline]Oski Teh n000000OOOOb Damsel Night Elf Priest (Daggerspine/eu)
×
×
  • Yeni Oluştur...